Yüzün suyu hürmetine.
Geçmişim kendimden,günümden,ekmeğimden.
Kimseler bilmez derdimi.
Üşümüş donmuş gezegen,eksi kırklar,kırkbeşler.
Cehennem dediğin,gürül gürül yanan sobası bu dünya evinin,
Tut uzağından mora çalan ellerini,ısıt uzağından içini...
değme yeter...
Hele bir de varsa tutup ellerinin içini,
içinden harlayıp avcuna üfleyen sıcak nefesini,
Sen olmuşsun cennet,
Her nefesinden bulutlar doğup yükselir maviden göğüne...
Boşver sobasını tüm ıslak günahların o vakit,
Baştan başa sevda yakar inan suretinde kardan çayırlarını...
Yüzün suyu hürmetine.
Geçmişim kendimden,günümden,ekmeğimden.
Kimseler bilmez derdimi.
Üşümüş donmuş gezegen,eksi kırklar,kırkbeşler.
Tek ses gülüşün hatrımdaki.
Zifir bir sessizlik burada cehennem dediğin,
Işıklardan bir gece eser durmadan yüzümüze,
Hatrımda sesin,cennetim...
Yüzün suyu hürmetine.
Geçmişim kendimden,günümden,ekmeğimden.
Kimseler bilmez derdimi.
Üşümüş donmuş gezegen,eksi kırklar,kırkbeşler.
Eleleyiz kalmışız öylece,ölmüş müyüz yaşam kalmış mı içimizde belli değil,
Lakin her ne hikmet ise,
Don yemişiz seninle,
Aynı kalmışız,hiç değişmeden ezelden sonsuza...
Hangi güneş ne zaman patlar yakar doğurur bizi yeniden bilmem...
Hangi mahşer arar bulur bizi sormam,
Kalırım seninle elele öylece...
08.18 sabah-ı şerifleriniz hayrolsun gül bağım.
Kalem-i bağban.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder