26 Ocak 2026 Pazartesi

bir ısırımlık ekmek ve üç zeytin

 
Çekmiş bana kağıtları kesip katleden keskinlerin keskini ışıldayan yakutlarla işli kılıcını;
Tuttum,yüzümü sürdüm önce,yüzümü dayadım ışıldayan zengin çeliğine,
Gözlerimi kapadım ve sonra sarıldım kılıcının keskinliğine öylece...
Birkaç aptal savaşıyor sokağın köşesinde,çamurlu katran rengi bir su birikintisi için belkide,
Zamanın yüzü yok başını kaldırıp yüzümüze bakmaya artık,
Adı para kağıda basılı hainliğimizin...
Taştan piramitler zamanı değişti sevgilim,
Çöller,sadece yalnızlık ve soğuk şimdi,
Camdan piramitler zamanı artık kimsesizlerin bilmez düşleri...

Çekmiş bana kağıtları kesip katleden keskinlerin keskini ışıldayan yakutlarla işli kılıcını;
Tuttum,yüzümü sürdüm önce,yüzümü dayadım ışıldayan zengin çeliğine,
Gözlerimi kapadım ve sonra sarıldım kılıcının keskinliğine öylece...
Derinler,derinler ve derinler ayaklar altından akıp giden gezegenin turuncudan kalbine,
Dağlar,taşlar,yekpare kayalar,ve altınlar güneşten...
Eriyip gidiyor bir lokma ekmek gibi,
mavi misketin damarlarından akan bir pınar gibi.
Ve biz bir bardak sıcak mahşeri bilmeden usul usul yudumluyoruz ısınabilmek için şimdi,
Çay kaşıklarımızla kazıyoruz damla damla o hiç gelmez sandığımız önümüzdeki kor ateşten kıyameti...


09.36 bir ısırımlık ekmek ve üç zeytindi yaşamak.

25 Ocak 2026 Pazar

Tutulsun ayın güneşin yüzü

 
Mayhoş dudağından bir nefesini çalmama izin ver ey saray kızı,
Alıp saklayayım onu bir ömür ciğerimin en kuytu derinlerinde,avuçlarımın can içinde...
Dolsun silahlar,tüfenkler kaç yazar,
Patlasın gök,yansın kükreyip kara kara bulutlar farketmez,
Ben yine aklıma bir seni ekeyim,
Yeter tüm savaşlarımı kazanmaya;
Kazanıp kazanıp herşeyi kaybetmeye,var mısın sevgilim...?
Mayhoş dudağından bir nefesini çalmama izin ver ey saray kızı,
Alıp saklayayım onu bir ömür ciğerimin en kuytu derinlerinde,avuçlarımın can içinde...
Uğruna vermişim dokuz,on sefer canı bedeni...
Yıkılsın uğruna bir yüce dağ,düşsün yere kızıl kirazlar gibi tüm tanrılar...
Kurusun yeşil çamlar,dökülsün bin yıllık köyde tozlu tüm camlar,
Yine de düşürmem seni aklımdan,elimden,dilimden...
Emanetin göğsüme işli sırf şahsına yazılı bir şiir,bir dua...
Tutulsun ayın güneşin yüzü,beli anlamam,
Bin yaşına bassa da her gün her gün yine de dünyam,
Ne zaman tutsam elini,ne zaman koklasam yanağından tekrar cennetimi,
Yaşım beş,on,yirmi o vakit yeniden ve yeniden...
Zamanın yolcusuyum sevdana kesili her cam kenarında...
Mayhoş dudağından bir nefesini çalmama izin ver ey saray kızı,
Alıp saklayayım onu bir ömür ciğerimin en kuytu derinlerinde,avuçlarımın can içinde...
Son nefesim sen olsun,ve senin olsun her neyim varsa.



23.23 sobanın kıyamet kızılı ile aydınlattığı şu karanlık duvarda,
yüzümü uzaktan öpen okşayan bu sıcaklık,
senin kanat çırpan nefeslerinden bana esen mirasın mı sevgilim...?

22 Ocak 2026 Perşembe

çalamadığın eski bir gitar öper yüzümü

 
Hedef olmuşum,haberim yok,karşımda bin tüfenk.
Neyse koymaz sevda ile uyuşana,
Bir salavat yıkar yüzümü.
Tozlu saz,tozlu tel.
Dert binbir olmuş çatlamış söğüt,çatlamış göbek,çatlamış ceviz...
Ataşa bırakmışım çoktan canı bedeni,
Ser senin olsun,gerekirse bana kalsın derdi kederi,
Kırk memleket yürüdüm geçtim,
Bulamadım toprağımı.
Gözlerinin içinde bir güneş var ki hergün doğup eşsizce sırf benim için yanan göklerde,
benden belki bin yıl uzakta da olsa farketmez inan,
Ah o gözlerinin beyaz zambaklar ülkesinde,
Kollarında,dizinde,
Yüzünün gölgesinde,koca koca mavilerin,
gökte beyaz pamukların altında bir yerlerde,
Külüme,bir karış toprağından ver yeter sevgilim yarım da olsa kafi bana tam bir kabir diye...
Şair düşmüşüm bu mahşere,
Şair kalmışım bi başıma bu okyanustan diplerde.
Hedef olmuşum,haberim yok,karşımda bin tüfenk.
Neyse koymaz sevda ile uyuşana,
Bir salavat yıkar yüzümü...


00.49 çalamadığın eski bir gitar öper yüzümü.

ısırganmışım deyu

 
Terkettim karı boranı ayağımdan,
Terkettim tüm üşümeleri yanağımdan.
Tuza verdim de cayır cayır yakıp göklerden söküp göğsümde yaramı,
Kor köze soktum dünün ataşlarından gayrı elimi,
Çakıl çakıl döküldüm,kül oldum düştüm damımdan
musalla rüzgarının kollarına...
Günde başka başka on geyer,
Beni görür de yürür gider; susar.
Ah ki ne ah gönlüm,
Dilim on gün oldu ne ıslak ne ekmek, oruç,
Yediğim yüz yıllık bitmez tükenmez bi dayak.
Ah nerede bu herkesin aradığı o edep,ahlak...
Yamyam çamurlar ve bu bataklıklar,
Dilin demiş duydum ki " bizden olmazmış... "
Ah ki ne aah gönlüm.
Terkettim karı boranı ayağımdan,
Terkettim tüm üşümeleri yanağımdan.
Tuza verdim de cayır cayır yakıp göklerden söküp göğsümde yaramı,
Kan kurumuş da yaranın izine sen sinmişsin...


00.15 doğduğum topraktan; ısırganmışım deyu, yoldular beni...

20 Ocak 2026 Salı

duvar ağladı ağlayacak

 
Kasıp kavrulan etim,
Kasılıp tutuşan bedenim,
Ruhumun yangın yangın dökülen ıslanmış çimenlerden bahçesi,
Korkan saklanan ağaçlar yüzümün üzerinde,
Ve dostum yağmurlar,
Düşmanım ey rüzgar...
Kulağımda bir fısıltıdır sevdan,
Rüyalarımda fırtınalar var,çocuğum daha,
Yumuyorum sımsıkı gözlerimi,
Ve "çiçimamatoştik" diyor kulağıma usulca eğilip hatıralar...
Kim kimi hatırlasa mahşer yeri,
Kim kimi çağırsa seslenip ardından,
Sanki bir cehennem daha sönüp son bulacak ikimiz de bilmeden...


21.47 kulağımda bir türkü var,duvar ağladı ağlayacak...ilerideki saraydan bir ses geliyor,
bir çocuk sanki kırk gün düğün yapıp söyleyecek...

balinanın altında kalan karıncalar


Ey masum Topsy,
Günahsız tanrısı bilgeliğin.
Katil edison ve merhametsiz çürümüş etler çöplüğü şu kıtalar.
Ödeyebilirler mi peki senin günahsızlığını boş ceplerinden.
Ey masum Topsy,
Günahsız tanrısı yıldızların karanlık göklere ışıl ışıl döküldüğü uzun göçlerden yürümelerin.
Kaç zaman yansalar bedeli sayılır tertemiz ömrünün.
Bir balinanın altında kalan karıncalar gibi ezilsin vicdan yoksunu ruhunuz,
Ateşler bile almasın canınızı sizlerden utanıp.
Ey masum Topsy,
Allah'ın sessiz tanığı;
Anlatsın gözlerin,dilin herşeyi Yüce Yaradan'a,
Şimşekler yağsın sağanak yağmurlar gibi tüm susanların üzerine.
Susayanlar boğsun tüm vicdansız nefeslerini katillerin.
Ey masum Topsy,
Günahsız tanrısı tüm güzel çocuk gözlerin...


19.03 üç dua bir amin.

12 Ocak 2026 Pazartesi

Ve beni otuzüç yerimden bıçakladı o kadim mahşer

 
On yedi katlı göğün mavi güzel yüzünde öpüyorum seni,
Bir düş mü yoksa rüya mı umrumda değil,
Sarılıyorum sımsıkıdan da sımsıkı,
narin kemiklerinin sesini duyuyoruz kulaklarımızda,kalbimizde her ikimiz de...
On yedi katlı göğün mavi güzel yüzünde öpüyorum seni,
Sorgusuz,izinsiz...
üzerine düşlerini serpiştirdiğin ılık dudaklarında demliyorum ruhumu,
Sana içimden sıcak bir bardak çayımı dökebilmek için... 
On yedi katlı göğün mavi güzel yüzünde öpüyorum seni,
Karlı bir geceden,yaşamak senin yüzünü ısırdı,
Ve beni otuzüç yerimden bıçakladı o kadim mahşer...


08.11 "eksi sekiz" , günlerden dün.

Yürüyen şemsiyeler zamanı

 
Yürüyen şemsiyeler zamanı yollar.
Gökten denizler dökülüp tükeniyor damla damla kan kaybedip yüzümüzde.
Yağmurlar koşuyor peşimizden.
Tüm dünler kovalıyor avuçlarımıza sinip saklanan birbirimize miras kokumuzu.
Yok hayır,
Ben ölmüyorum,gezegen yaşamıyor sadece doyasıya...
Ziyan olmazsın merak etme,
Kimse tüketemez seni sırf sen istedin diye...
Sevişse de güneş gözlerini kapatıp gecede ay ile,
Kanını içse de mahşerin kızıl bir sabah izin almadan karanlık ve sessizce...
Yürüyen şemsiyeler zamanı yollar.
Gökten denizler dökülüp tükeniyor damla damla kan kaybedip yüzümüzde.
Yapamıyorum,inan çok üzgünüm...
Ecel gelmiş olsa da çalmadan kapımı erkenden,
Yine de kaçar saklanırım eteğinin gölgesine bir çocuk olup tekrardan...
Koklarım avcundan cennetimi,rüzgarı sürüp yelkenden...
Yürüyen şemsiyeler zamanı yollar.
Gökten denizler dökülüp tükeniyor damla damla kan kaybedip yüzümüzde.
Yine de senden eksik yaprak vermez dalım,filiz vermez göğsümdeki çiçek...


21.28 bahçeler dolusu bir yaşamak...

11 Ocak 2026 Pazar

İki oksijen

 
İki oksijen,
Elele tutuşmuşlar,hiç bırakmamışlar ama...
Nefesime düşen,hem şifa hem ateş.
İçime yola çıkan serinlik,
Ciğerimin doruklarında seni bekleyen şehrimin kalesi.
Kaç kişi saldırsın nafile,
Alamazlar seni içimden asla...
İki oksijen,
Elele tutuşmuşlar,hiç bırakmamışlar ama...
Nefesime düşen,hem şifa hem ateş.
Karate yapan güzel bakışlı çocuklar şehri kalbim,
Sarı kuşaklı gülüşler,
Siyah kuşak aşklar,kırmızı kuşak dudaklar vakti,
ve ellerimizden akıp düşen tutmaya çabalasak da asla tutamadığımız ah şu zaman...
Ve beyaz kuşaklı,elleri ve çıplak ayakları terleyen bakışlarım sana...
İki oksijen,
Elele tutuşmuşlar,hiç bırakmamışlar ama...
Nefesime düşen,hem şifa hem ateş.
Göremediğim bir delik var sanki kalbimde,
Ne kadar derine dalsam ve çıksam daha da azalıyorum sanki...
Nefesim tükeniyor ve tükeniyor,
ne kadar kaşıklasam da tertemiz göğün mavisini gökteki sonsuz gölünden...
İki oksijen,
Elele tutuşmuşlar,hiç bırakmamışlar ama...
Nefesime düşen,hem şifa hem ateş.
Kedilere isim takan aşkın bahaneleri,
Gelip öper mi beni yanağımdan acaba yeniden.
Ah aah ve o güneşe uzanan uykucu merdivenler,
Sorar mısın lütfen,
Taşır mı sonsuzluğuna kainatın bizi son bir kez daha acaba...?
İki oksijen,
Elele tutuşmuşlar,hiç bırakmamışlar.
Nefesime düşen,hem şifa hem ateş.
Nefs'ime düşen yemin...
Seni seviyorum.


14.19 söyleyebilir misin acaba,
yanardağların kalbinde yanan ateş,
üşüyüp özler mi bir güneşin yüreğini...


9 Ocak 2026 Cuma

masum kuantum ve katil schrödinger

 
Ey hızlı atların ve kahramanların şehri,
Öldün mü nerede o güçlü nefesin ve ateşin ?
Odeion'un yalancılarının ayaklarına serili ey güzel kadın,medusa...
Ve denizden miras maviden de mavi o gözlerin,
Her yıl yeniden öldürür ve yeniden gömerler kabrine seni...
Yeniden açarlar toprağını,çiğneyip kutsalını ve tüm mayısları kızdırıp senin.
Ey kibyra,ey güzel diyar,
Ey hızlı atların ve kahramanların şehri,
Opus sectile mektuplar taşır senin güvercinlerini bulutlara,
Ey denizlerin tanrısı,korkmuyorum senden,
Ardında bıraktığın masumlardan örtünsün mezarın,
Asil sinekler dahi konmasın bir kez bile bundan sonra üzerine...
Ey savaşlar tanrısı,
Ve sev kendini artık,bırak tüm masumları...
Odeion'un yalancılarının ayaklarına serili ey güzel kadın,medusa...
Ve denizden miras maviden de mavi o gözlerin,
Her yıl yeniden öldürür ve yeniden gömerler kabrine seni...
Ey güzellerin en masumu; tüm yılanların öpsün güzel yüzünü...

Hey erwin boşver dilindeki o yalancı zarları,yaşadığını düşündüğün süperpozisyonları;
Boşver merhametsiz insanları,
Katilsin sen,
Aç o kafandaki kutunun kapağını,
O masum yok artık,
Biz biliyoruz,
Kabul et sen de,
O kediyi öldürdün;
Ve sensin tek katili...

10.41 masum kuantum ve katil schrödinger.

* toprak kabrim ve antik saçmalıklar.

sisli bir yaşamak zamanı içimde ve sıcak çeliğe su verdi yüzün

 
Bin yudum kan ve üzerime örtülen şu etten battaniye,
Göğsümde beslediğim hep har bu demir ocağı...
Kendimin da vinci'siyim,
Yoğuruyorum her nefesimi,
Süzüyorum ezip içimin her çiçeğini,
Boyuyorum içime içime,dışımdan bu yanıma kendimi.
Üşüyen suretim ve sensizlik; tek mirasım,
Kaça bölsem kendimi,kaça bölünsem bilemiyorum...

Bin yudum kan ve üzerime örtülen şu etten battaniye,
Göğsümde beslediğim hep har bu demir ocağı...
Havlayan köpekler kapısı yüzüm,
Havada süzülen karlar savaşı,
Soğuk kılıçların kesikleri bir harman tarlası içim...
Üşüyen suretim ve sensizlik;
Anamdan üryan ocağım,şubatım.
Uzanmışım demirden toprağına yaşamanın,
Ölsem ölemem,başaramam...

Bin yudum kan ve üzerime örtülen şu etten battaniye,
Göğsümde beslediğim hep har bu demir ocağı...
Al lavdan eriyik akıyor içimdeki kızıl ırmak,
Mektuplarım kağıttan gemiler katarı,
Seni bana,beni sana taşıyan dudakların,ellerinin ve kaleminin ucu.

Bin yudum kan ve üzerime örtülen şu etten battaniye,
Göğsümde beslediğim hep har bu demir ocağı...
Ve kaç çekiç dövse alabilir içimde yokluğunun intikamını...


19.03 sisli bir yaşamak zamanı içimde ve sıcak çeliğe su verdi yüzün...

8 Ocak 2026 Perşembe

Carpe diem dedin

 
Carpe diem dedin.
Sana gurban olurum dedi içim yuttum sesimi.
Je t'aime yazdım.
Güzeldi yanakların,ellerinin uçları uçurumları,gözlerinin içi derinleri,sızlayan burnun,gülüşlerin gülüşlerin ve o gülüşlerin...
Güzeldi boynunun ince kenarı,
Utanırdı yanaklarım.
Carpe diem dedin.
Sana gurban olurum dedi içim yuttum sesimi.
Je t'aime yazdım.
Parsel parsel çevirdim uğruna yüreğimi,ruhumu.
Bağ bozdum uğruna,
Çöl kazdım,
Akrebi ateşe saldım,
Kuduza su vurdum,
Carpe diem dedin.
Sana gurban olurum dedi içim yuttum sesimi.
Je t'aime yazdım.
Güzeldi yüreğin,
Güzeldi ruhun,
Benim içimde bir dal,dört kuş yüzümde yaşardı.
Güzeldi tenin,
Güzeldi sinen,
Güzeldi dilin,
Utandı yüzümde düşüm.
Carpe diem dedin.
Sana gurban olurum dedi içim yuttum sesimi.
Je t'aime yazdım.


21.37 novissime.

4 Ocak 2026 Pazar

Şirketlerin çöplüğü bir uzay

 
Şirketlerin çöplüğü bir uzay gerilmiş göremediğimiz saklı üzerimizde.
Uçuşuyor tüm yarınların savaşları biz bilmeden tepemizde.
Birbirlerini gizliden izlemek tek dertleri,
Saklıdan çalabilmek sessizce tek düşünebildikleri.
Şiirden yalanlar ile satıyorlar üstelik tüm hesap ettiklerini,yalan yanlış.
Size daha kaç kıyamet lazım ey insanoğlu durmak için,söyle.
Yazık.
Herkes düşman hala diğerine,
Hepsinde aynı et,aynı el kol bacak oysa...
Şirketlerin çöplüğü bir uzay gerilmiş göremediğimiz saklı üzerimizde.
Uçuşuyor tüm yarınların savaşları biz bilmeden tepemizde.
Mavi misket dönüyor durmadan susup,
Kimbilir tek umut aşk belkide.
Ve sen kuru ayazım,bozkırım.
Yüzümde,soluk yolumda soğuk kesiğim.
Tahta sandığım,
Ak kefenim,
Son sela'm,
Düş kapanım.
Şu oksijensiz dünyada,
Sen yetersin tek, son nefes, son ateş damlası.


07.51 sabahın karanlığı yumarken gözünü güne.
 
* Küçük kalbiyle bir kainat öptü beni yanağımdan bu akşam;ve sonra çekip gitti...


2 Ocak 2026 Cuma

sevda çorbası

 
Yüz devrik cümle.
Üç damla yaş gözünden derili.
Çatlamış topraktan gevreyen bir küçük gülüş.
Bir avuç ateş.
Bir nefes özür.
İs kokusu.
Bir damla süt.
Bir damla zehir.
Sabahın yarım çay bardağı kadar pencereden perdeden süzülen ilk güneşi.
Kimsenin bilmediği birkaç iç cebinde saklı söz.
Bir çay kaşığı ünlem nefesinden.
Karakovandan çayırdan aldan mordan çiçekten mirastan şifa bir damla bal.
Kızgın kumda beklemiş bin saatlik dem.
Bir tutam aşk.
Bir tutam hasret.
Bir tutam vuslat.
Bir tutam öz.
Bir tutam sövgü.


Dök hepsinden aş kazanına,yak altını geçmişin kuruyan odunlarının.karıştır durmadan kaleminle,dibi tutmasın.
tütsün düşün dumanı,kekik isi üzerimizde süzülsün.karıştır karıştır gözlerinden tüm hayallerini...
kıs ateşini,kıs kinini sonra kendi haline bırak,demlensin nasip...

10.24 sevda çorbası.tarif-i ıstırabı yüreğin...

Hangi güneş doğurur bizi yeniden bilmem, ve hangi mahşer arar bulur bizi

 
Yüzün suyu hürmetine.
Geçmişim kendimden,günümden,ekmeğimden.
Kimseler bilmez derdimi.
Üşümüş donmuş gezegen,eksi kırklar,kırkbeşler.
Cehennem dediğin,gürül gürül yanan sobası bu dünya evinin,
Tut uzağından mora çalan ellerini,ısıt uzağından içini...
değme yeter...
Hele bir de varsa tutup ellerinin içini,
içinden harlayıp avcuna üfleyen sıcak nefesini,
Sen olmuşsun cennet,
Her nefesinden bulutlar doğup yükselir maviden göğüne...
Boşver sobasını tüm ıslak günahların o vakit,
Baştan başa sevda yakar inan suretinde kardan çayırlarını...
Yüzün suyu hürmetine.
Geçmişim kendimden,günümden,ekmeğimden.
Kimseler bilmez derdimi.
Üşümüş donmuş gezegen,eksi kırklar,kırkbeşler.
Tek ses gülüşün hatrımdaki.
Zifir bir sessizlik burada cehennem dediğin,
Işıklardan bir gece eser durmadan yüzümüze,
Hatrımda sesin,cennetim...
Yüzün suyu hürmetine.
Geçmişim kendimden,günümden,ekmeğimden.
Kimseler bilmez derdimi.
Üşümüş donmuş gezegen,eksi kırklar,kırkbeşler.
Eleleyiz kalmışız öylece,ölmüş müyüz yaşam kalmış mı içimizde belli değil,
Lakin her ne hikmet ise,
Don yemişiz seninle,
Aynı kalmışız,hiç değişmeden ezelden sonsuza...
Hangi güneş ne zaman patlar yakar doğurur bizi yeniden bilmem...
Hangi mahşer arar bulur bizi sormam,
Kalırım seninle elele öylece...


08.18 sabah-ı şerifleriniz hayrolsun gül bağım.

Kalem-i bağban.

içmişim sevda lav'ını

 
Gördüm toprağa basan çıplak ayaklarından göklere saldığın o çığlığını.
Gördüm o çığlıktan ok,gerilip gökte mavinin yüzüne ilk nefesini almaya koşan,beni çağıran o çaresiz ateşten yontulmuş ışığını.
Devranlar zamanı ezelden yenmiş koşar,
Mülkler toptan yalan sevgilim,
Kandırmasına izin verme asla insan neslinin seni...
Korkup titreyip rüyalarında ateşten,
Elinde her gün yakmak niye...
Cehennem hırkası günün;
Üşümem asla ama asla,
Almışım avcuma dudağından üç yudum alevini,içmişim sevda lav'ını,
ciğerim ateşten bi okyanus gayrı,
Dedim ya,
Cehennem; hırkası günün,
Üşümem asla ama asla,
Ne dünümü soyunurum istediler diye ne yarınımı yediririm domuza,kuzguna...
Gördüm toprağa basan çıplak ayaklarından göklere saldığın o çığlığını.
Gördüm o çığlıktan ok,gerilip gökte mavinin yüzüne ilk nefesini almaya koşan,beni çağıran o çaresiz ateşten yontulmuş ışığını.
Ağaç sandığa koyarlar etimi,
Ateş ile ruhun denizini korkuturlar...
Işık buhar olur yükselir oysa,
Koşar bulutlardan örülü cennet yuvasına.
Suretim yanar tutuşur göğün güneşini içip de sonra,
Titrer içimiz,damlayıp yeniden toprağa düşer yağmur olur...
Gördüm toprağa basan çıplak ayaklarından göklere saldığın o çığlığını.
Gördüm o çığlıktan ok,gerilip gökte mavinin yüzüne ilk nefesini almaya koşan,beni çağıran o çaresiz ateşten yontulmuş ışığını.
Ah ki ne aaah be sevgilim;
Cehennem; hırkası günün,
Üşümem asla ama asla,
Ne dünümü soyunurum istediler diye ne yarınımı yediririm domuza,kuzguna...
Yaksalar da canımı her gün her saniye türlü işkenceler ile,
Yine de asla vermem adını;
Satmam hiç bir pul'a senden miras bi düşümü.
Ateşi aldım elime,
Yaktım kendimi,
Yürüdüm cehennemin taa yüreğine...
Yine de vermedim adını...


07.47 çekmişim pimini yayımın.ok'uma sevdanı yazmışım mektup mektup.vurmuşum yüreğim ateşinden erittiğim gül kurusu rengi mührünü,salmışım bülbülün sesiyle göklerde şakıyan ışıktan ruhumu...al ateşi eline,sür yüzüme,yıka etimden senden uzak işlediğim her günahı.tövbe say, al yeniden serin kucağına sar kundağına beni...yıllar oldu; ağladım ağladım,çok yoruldum.sarıl,öp,kokla...doyur beni...