4 Kasım 2025 Salı

felek girmiş göğsüme nefes diye

 
Oturmuşum bir araba içine,sessiz karanlık her yer.
Kalbim atıp sallıyor bir deprem gibi şu koca arabasını tanrının,
Yine de duymazdan geliyorum göğsümün her atışını.
Oysa sallanıyor bedenim kalbimin her çırpınmasıyla yerle bir olup,
Ve göğsümün kemik parmakları ardından toprağı yumrukluyor sanki içimde yanan şu madenci yüreğim,
titriyor bacaklarım şiir okumaya çıkan bir çocuk gibi.
Susuyorum kendime.
Uçsuz bucaksız beton cam dağlarda yükseliyorum her sabah,
Bulutlar esip geçiyor yüzümden yanı,
Tanrıların göğü...
Sonra,güneşte kurutuyorum senin dalından kopmuş o gülüşünü,
Çayıma ufalıyorum taze çıtırtısını sesinin...
Bekle bekle çok bekledim inan,
Sabır taşını çatlattım bin kez belki,
Ay'a yazdım içimden biçtiğim kokuna sürülü her sen satırını.
Oturmuşum bir araba içine,sessiz karanlık her yer.
Kalbim atıp sallıyor bir deprem gibi şu koca arabasını tanrının,
Ateşi yiyorum,kar'ını içiyorum kadim beyaz dağların...
Kılıcımı çözdüm elimden,
Ellerim çıplak geliyorum,
Bu kaçıncı savaş,bu kaçıncı zafer artık saymıyorum.
Yoruldu içimin kahraman köy çocuğu...
Oturmuşum bir araba içine,sessiz karanlık her yer.
Kalbim atıp sallıyor bir deprem gibi şu koca arabasını tanrının,
Gözlerim dolu dolu bir kasım bulutu gibi gökten,
Yağsam ağlasam boğulur mu tüm karıncalar,
Düşler ıslanır mı,
Ve çimler dokur mu en mis kokusunu senin uğruna...


18.32 felek ;girmiş göğsüme,tüm yarını nefes diye alıp içine dünlerimizi üflüyor yaşamanın üşümüş avcuna...

Hiç yorum yok: