Kırgın kalplerin kıyı şehri yüzün,
Bir deniz kenarı huzuru kaçıp saklanılası,
Tüm derdi,dünyayı düşünsün insan burada karmaşası,
Tanrı,insan aldatmacası...
Oysa tanrı kendini içine sakladı insanın,
Kainatı içinin duvarlarına çizdi boyadı...
Tüm dünyalar,tüm yaşamak sığar mıydı oysa bir avuç toprağa düşünsen,olmazdı sence;
Ama oldu...
Topraktan yaratılmalıydı zaten insan,yoksa bin yaşamak sığamazdı asla içine...
Kaburgamın altın yaldız sürülü köşesi,cennet düşüm,yasemin kokum,gül dibim,dilek toprağım...
Bir ömür bir ağaç kovuğuna saklanan balım,
Beni dudaklarının gölgesine gömsün huda,
Etim nefesinin ateşinde yansın,kurusun,ölsün,çürüsün...
Düşüm,düşüne sürülsün...
Feza çöküyormuş,gök düşüyormuş öyle diyorlar,
Bir kıyamet türküsü,sesi güzel olmayan yalancıların dilinde,
Bir cennet yalanı,kan içmek isteyen vampir ağızlarda...
Kırgın kalplerin kıyı şehri yüzün,
Bir deniz kenarı huzuru kaçıp saklanılası,
Yanağına sokulup uyuya kalmışım ben,
Ve uyandıran olmamış bir ömür,
unutmuş herkes,unutmuşuz sen ve ben de...
08.19 dağa çıkan tırmanan arsız üzüm dalları rüzgarlarıyla yıkıyorum yüzümü,çimene sürüp avcumu yüzümü,uzanıp gerisin geriye göğün mavisine bakıp bakıp okuyorum sevdanın kitabını...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder