Ihlamur kokulu ölümler imparatorluğu;
Yazı tura çabası bakışlar ipi,
Süzülen çamaşırlar ordusu,
rüzgardan savaşlarda düşen kamikaze sinekler,
Ve sen semti bir ömür içimde bir kahve finvanı su döküp suladığım...
Ölüp ölüp asla değişmeyen yüzlerin sureti kafamda,
Sensizlik gerilir gök gürültücü sağanak akşamlarda.
Bu şehir sevdiğini söylemez gözlerine bakıp asla,
Kesilmiş çimlerin kokusunu uzattığında anlarsın sevdiğini ama...
Ihlamur kokulu ölümler imparatorluğu;
Kim katlamış cennetini koymuş sırtındaki çantasına,
Ve kim tutuşturmuş cehennemini aydınlatsın geceyi diye bitmeye yüz tutmuş o çatlamış ince camlı gaz lambasında,
Lüks ışıklı bir ay girmiş karanlık gecede kolumuza,
Korkmayalım diye aslında sabahını iyi bildiğimiz yollarda...
Ihlamur kokulu ölümler imparatorluğu;
Ser'den geçmek neymiş bilmeyiz,
Ser'den düşeriz sır'dan dem süzüp oysa biz...
Varsın,olsun...
Sevdik bi kere;
Nefesten düşsek ise de,merak etme,
Asla ölmeyiz...
23.35 ser'e veda esintisi akşamın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder