23 Mayıs 2026 Cumartesi

sevdanın balinaları yüzer sevmenin rüzgardan yeşil su dağlarında

 
Yılda var iki bayram;
Kaç bayram oldu görmedim seni,
Hangi sokakta yürüdün,hangi yoldan döndün eve görmedim bilmedim.
Aklım bir sinek olmuş,
bir oraya konmuş bir buraya her sene her gece,
Ben kovaladım,o uçtu uçtu yeniden kondu aynı yerine usanmadan gönlümün...
Ah aah,kaşındım durdum da,
saldım sonra,bıraktım sandım...
Hangi his'ten düştün dizin kanadı canın yandı dün gece mesela hiç bilemedim...
Yılda var iki bayram;
Kaç bayram oldu görmedim seni,
Hangi sevdaya,hangi aşk'a düştün,
kaldın seni bilmez karanlık kuyularda görmedim bilmedim...
Düşündüm düşündüm de alevsiz tüttüm tutuştum her defasında,
Bir hasret,umman mı umman,bir vuslat hayali sızısı genzime çakılı,
Geçen seni,gördüğüm yeni açmış bir çiçeğe benzettim irem bağında,
Eğildim kokladım,
Yaprağını okşadım,sonra öptüm,
Utandım...
Yılda var iki bayram;
Kaç bayram oldu görmedim seni,
Söyler misin peki,
Gün oldu belki göğsün daraldığında;
Hangi hatırada döndün biz otağına,
O her mevsim duman tüten sevda çadırına...


09.40 boz denizler çayırında,sevdanın balinaları yüzer sevmenin rüzgardan yeşil su dağlarında...

Bir dal pamuk

 
Bir dal pamuk kuğu boyunlu cam sürahimde,
Sonbahardan bir yeşil kurumuş yaprakların teninde,
Üşürsün,
Düşünürsün,haziranım nerede...?
Bir tırtıl,bir kelebek,bir koza yanyana önündeki fidan dalında;
Anlatır sana her gün yaradan tüm hikayeni göstere göstere aslında,
Doğuştan âmâ'sın,nedense hem görmez ve de duymazsın.
Çın çın öter içimde her gece korkular ve tepemde tacım şu yalnızlık.
Bir başına;ama hep kalabalıksın...
Bir dal pamuk kuğu boyunlu cam sürahimde,
Sonbahardan bir yeşil kurumuş yaprakların teninde,
Üşürsün,
Düşünürsün,sevdiğim nerede...?
Düşünürüm;elin adamı ne anlar ki senden...
Elin,elini tutmuşsun duydum ki,
"Er ki ölmeden ölür,yıkar kendini,defneder" derler.
Yeşil örtülü atıma binmişim kendi cenazemde,
Ve yüzümde beni saklayan bir peçe,
Bektaş olmuşum bu pervane ömre...
Bir dal pamuk kuğu boyunlu cam sürahimde,
Sonbahardan bir yeşil kurumuş yaprakların teninde,
Üşürsün,
Düşünürsün,ey Canan benim mahşerim nerede...?

Bir de gözlerimi görürsün;
Bir de gözlerimi görürsün,
Bir de gözlerimi görürsün,
Kimbilir belki memleketinin nisan çayırlarını...


09.10  "Allah kimsenin başına vermesin böyle bir yalnızlığı."

Yaşar Kemal usta.

Güneyim sensin

 
Başımı eğerek geçiyorum asma dallarını,
Islak kaldırımlardan yürüyorum seni.
Bir salyangozu ezmiş bilmeden ileride birisi,
Üzüldüm,ona yeni yepyeni kabuklar aradım...
Kendime benzettim evsiz kalışlarını,
Acılarını,sızılarını,ve canını daha çok yakan tuzdan gözyaşlarını...
Başımı eğerek geçiyorum asma dallarını,
Islak kaldırımlardan yürüyorum seni.
Cırcır böceği türkülerini sarıyorum hayalimde saçlarına,
Kokluyorum tararken yüzünden süzülen bakışlarını...
Sabır,düş,aşk...
Neye sarsam,yada neye açsam kanatlarımı,
Kalbim eylül ise ve bir de,
Güneyim sensin...
Başımı eğerek geçiyorum asma dallarını,
Islak kaldırımlardan yürüyorum seni.
Gözlerime umman karanlıklar düşse,
gök kapatsa da ışıklarını sormadan, 
Kuzey yıldızım,sensin...
Göklerim inançsız kalsa,titrese tüm imanlar karşımda,
Besmelem sensin...


22.01 fısıltı dualar,yankı sevdalar.

Soğan kabuğu

 
Soğan kabuğu.
Suyunu demleyen çayı kalbinin,
Düşünü simleyen umudu ruhunun.
Verandada kurutulmuş domateslerin eşsiz kokusu gözlerin,
Bir kaşık zeytinyağı ışıldıyor güneşin ışığında bir yakut gibi.
Ve yeni kesilmiş çimlerin çıplak ayaklarımızın altındaki huzuru...
Soğan kabuğu.
Çayını koklayan huzuru içimin.
Aynı zamanda;
Kafamda atıma binip kaçtığım uzaklar,
İçimde bin yıl sürecek bir ömürde sönmez yangınlar var.
Soğan kabuğu.
Kendi kanını içen kahramanı bu savaşın.
Bir aslanağzı,bir kasımpatı açmış pencerende gördüm şimdi,
Ben farketmedim,bahar mı gelmiş söyler misin sevgilim...


10.37 sevda yamacı,cam kenarı.

21 Mayıs 2026 Perşembe

Ve göğsümde bir güneşin kadim ecdadı

 
Yere düşmüş parlayan bebek bir yıldız var önümde şimdi,
Birkaç tüyü yeni çıkmış tutuşmuş henüz daha,
Işıl ışıldı gözleri,
Her rengi yanıyordu kainattan çalıp sanki...
Göğe yukarı kaldırdım başımı,
Yuvasına baktım...
Annesi de yoktu etrafta,
Ey uzay söyle bana nerdesiiiiin...?
Uzat al artık haydi tüm kaybolmuş evlatlarını...
Yere düşmüş parlayan bebek bir yıldız var önümde şimdi,
Kimsesi yok,
Avcuma aldım,
Büyüsün uçar gider sonra göklerine gecelerine diye inandım,
Onu cebimde mendilime,düşlerime sardım.
Ona mısralar ezdim,kırık buğdaylar gibi kırık kelimeler böldüm verdim kursağına...
Hiç üşenmedim,
Sevdim...
Her gece eğildim kulağına dualar ektim,fısıltılar ile suladım.
" güneş olasın kanatlarını açıp sonsuz umman fezaya,altın ışığınla dolsun kainat ve büyüsün üflediğin sonsuz can ile her gün tüm beşer,amin..."

Yere düşmüş parlayan bebek bir yıldız var önümde şimdi,
Ve göğsümde bir güneşin kadim ecdadı ve kutsal kaderi...


09.30 güneşin yüzüne dokunan ellerini özleyen sabahlar uyanır gözlerinde.ve kimi mayıs öper haziranı alnından daha uykusunda iken o şanlı veliaht "yaz"...

çam odununun kokusu sinmiş kül beni yıkamadıysa

 
Aşk ve sevmek,
İşte bütün mesele bu,
Sen İstanbul'u içmişsin;
İnan gerisinin bir önemi yok sevgilim.
Bu gezegenin tüm iki ayaklı karıncaları yalancı,
Düşler bu kadar ucuz olamazlar,
Farketmedik,bizi kandırdılar...
Aşk ve sevmek,
İşte bütün mesele bu,
Sen İstanbul'u içmişsin;
İnan gerisi bomboş be sevgilim...
Toprağı kazmışlar,mermerler yekpare kayalar sökmüşler kadim toprağın göğsünden,
Saraylar dikmişler,kuleler,resimler,tapınaklar,
Bitmeyen sagrada'lar...
Ne önemi var et'in yada taş'ın,
Ruhun,sırtını yarıp kanatıp kanadını açmadıysa...
Ya pervane,ya ateş...
Ya bülbül,ya gül...
çam odununun kokusu sinmiş kül beni yıkamadıysa,
Yaşayıp çamur olmanın ne faydası var...
Aşk ve sevmek,
İşte bütün mesele bu,
Sen İstanbul'u içmişsin;
İnan gerisi açılan avuçlarımda sahranın dem kumu,durmaz tutunmaz dökülür gider be sevgilim...


09.02 kapat gözlerini.nefes'ini al.düşün.hisset ardında kanatlarını.şimdi uç.sakın korkma.

ve düşler saat takmaz sevgilim

 
Açık gözlerimde gördüğüm bir rüya bu,
Durduramam.
Gök başka bir hızda akıyor baharın eriyen karıyla güçlenen nehirleri gibi,
Bulutlar koşarak geçiyorlar tepemizden ak,kara ve boz,
Yerde ise her şey çok yavaş; her adım her bakış dahi salyangozlar gibi...
Açık gözlerimde gördüğüm bir rüya bu,
Durduramam.
Saçların başka esiyor senin,gölgesinde uyurken parmakları yüzümde usul usul gezinen söğüt dallarından bir anne gibi...
Gözlerin başka derin senin,gezegenin kalbinden o altın rengi lav'a değip sanki kana kana içer gibi...
Nefesin başka senin,yaralarıma üflediğin içime akan ılık bir merhem gibi...
Dudakların başka senin,babil'in asma bahçelerine uçup konmak gibi; gözlerimi kapadığımda bir dut dalına başımı dayamışım gibi...
Açık gözlerimde gördüğüm bir rüya bu,
Durduramam.
Kar erir,su akar,çimen biter her bahar gibi sevmek de ah güzel kadın,ah be sevgilim...,
Ne yapsan da bu içimizdeki heyelanları engelleyemezsin...


08.41 içi heyelan sonsuz çayırlar zamanı sol bileğimde...ve düşler saat takmaz sevgilim.