30 Ekim 2026 Cuma

tozlu günlükler sandığı -on-

 

- zaten nedir ki sEVmek...



10.44 tozlu günlükler sandığı -on-

tozlu günlükler sandığı -dokuz-


-  gözümün önünden kaçırıldı diye birkaç toz parçası,temizlendi sayılır mı ki yüreğime kurulu gönlümün cam sehpası...
halının altına süpürüldü diye yaşananların kırıntısı,temizliğin yalan huzurunu takamam mutluluk diye yüzüme oysa ki...
tüm sifonlar bir yalan belkide...
bok kokularını kaçırıp önümüzden denizlere atıyor diye...
yeşil reçeteli yalanlarına rağmen,
ne kadar güzel "yeşil bakan" gözlerin,
gözlerini gözlerime demirlediğin anlık saniyelerde...(evet,olan değil,bakan...)
limanı,bakışlarım olsun diye kovuyorum tüm hüzün teknelerini içimin iskelesinden,keder sandallarını gözlerimden...

anlık bir temizlik hissi.. hepsi bu..


10.36 tozlu günlükler sandığı -dokuz-

tozlu günlükler sandığı -sekiz-

 
- aynı düşü kuran iki kişi...
Var mıdır gerçekten acaba böyle bişi...?
Yoksa yalnızca tatlı bir yanılsamadan mı ibarettir hakikat acaba...?
aynı düşü kuran iki kişi...
ne kadar uzaklar bilmezler oysa ki.
mümkün olan için karalamam asla kağıdımı,tutuşturmam gecelerimi...
yazmak,yaşamaktır salt hakikat ile çünkü biraz da...
Plastik kurgular sevmem,denedim,yalan yok sevemedim asla; tıpkı hazır çorbalar gibi...
yaşanılanı görüp kağıdına ağlamak...
kıskanmadığımı düşünür ve söylerim hep ama kıskanırım evet...
peki o zaman,aynı düşü kurmak için düşümü mü anlatayım sana yoksa mümkün olmayan için karalamaya hazır mısın zaten,aynı kağıtta akacak bir nehrin iki ayrık kolunu akmaya...
Ve lütfen unutma; sonu aynı deniz cümlelerin,aynı suyun tuzunda dağlanır o geçmez sanılan yaraları...


10.14 tozlu günlükler sandığı -sekiz-

29 Ekim 2026 Perşembe

tozlu günlükler sandığı -yedi-


- en azından gerçek diye,
üflediler yalanlarını koynumdan yüreğime...
sarılası düşler iskelesinde,
beklettiler üşüyen bekleyişleri
yalan ninniler ile...
avutulası masallar parkı gözlerim..
biraz ıslak kaldırımları,
su birikintisi bakışlardan akanların ışıltısı...

en azından gerçek diye,
üflediler yalanlarını koynumdan yüreğime...
anladım aslında ısıracağını,
ama sevgiye verdiğim sözden
sarıldım sımsıkı yılana vicdanımı...
üflediler,
utandım ,sönemedim...


09.58 tozlu günlükler sandığı -yedi-

tozlu günlükler sandığı -altı-

 
- kum saatlerinden bu yana susuzdu zaman...
çölleri cam mapuslara hapsettiğin
acımasız o an...
kim kime volta atıyo kurak teninde bilinmez...
sayılır mı gözlerinden gözlerime düşen akrep ile yelkovan...
değişti kelepçesi bileklerin,
prangası duvarların...
işte geldi ıkınarak o an,
Ve şu kadim sonsuza bir yıldızmışcasına işveyle kayan...


09.41 tozlu günlükler sandığı -altı-

aşk'ın nasası

 
Kozmonotuyum ruhlar uzayının,
İnsan içi kainatının...
Dilim ki, uzay gemisi bu içimizdeki umman karanlığın,his galaksileri ve şu bir karış yukarımız,bu aklımızdaki fezanın...
Ve yakıtım düşünmek,
Yakıtım yazmak,
Yakıtım şiirler ve sana olan merakımdır sevgilim.
Kozmonotuyum ruhlar uzayının,
İnsan içi kainatının...
Astronotuyum yüzünün,düşünün ve o yerçekimsiz engin ruhunun...
Astronotuyum bu sen galaksisinin,bir sen gezegeninin.
Ve burada an,hep gece sevgilim;
Güneş daima gözlerimizin penceresinde dursa da lakin...
Buralar bir geceler galaksisi,
Yani hep seni düşünüyorum,seni düşlüyorum,seni yazıyorum...
Her gecenin bir sabahı yok burada sevgilim.


09.14 aşk'ın nasası.

ve tohum kırdı gönlüm

 
- gözlerimde başka bir diyarın açlığı,susuzluğu vardı oysa;başka bir zamanın ve başka bir kainatın..." bana bir avuç toprak ver sevgilim " dediğini sandı düşündü gözlerimin..." al tüm bahçem,toprağım senindir; yeter ki düş çimenime,tohum kır diyarıma,kök sal etime,koynumda kuytuma,düşüme,ocağıma bir tutam alev filizini,yaprağını aç " der gibi baktı ve bana...

- benim ağacım,senin gezegeninden taşar,gözlerini aşar sevgilim...sen; dalıma çık,dalımda kal ve yuvanı topla dallarımdan,dalıma...


08.34 ve tohum kırdı gönlüm.