12 Nisan 2026 Pazar

Ey ademoğlu

 
Ey ademoğlu sana ne oldu,söyle.
Senin olmayan yerleri başkalarına yasak etmişsin,
Gitmeyelim denilen cehennemleri,dünyaya bugün etmişsin...
Ey ademoğlu sana ne oldu,söyle.
Toprağı kızdırmış küsmüşsün,sırtını dönmüşsün genç sürgünlerin hepsine,neden.
Sana uzattıklarını bırakmış;altında tarihini,tüm mezarlarını kazmış çalmışsın.
Ey ademoğlu sana ne oldu,söyle.
Suyu,havayı bırakmış,terketmişsin.
altını üstünü yakmışsın tüm toprağın,yeşilin...
Neden...
Senin olmayan yerleri hapsetmişsin yerde duvarlar ,zihinde düşünce ile...
Ey ademoğlu sana ne oldu,söyle.
Başkasına ait bile olmayan kalbi,ruhu çalmak istemişsin emaneten taşıyanlardan...

Ey ademoğlu sana ne oldu,söyle.


08.13 uyanma zamanı ey insan.

11 Nisan 2026 Cumartesi

Bir güneş ve bin kahraman yıldız

 
Bir güneş ve bin kahraman yıldız karanlık uzaklardan...
Ey anam,zeytin ağacım,bin yıllık sonsuzluğum,
Gençlik suyum,
Kolumda kuvvetim,
Gözümde sevdam,
Göğsümde durmadan çarpıp atan kinim...
Bir güneş ve bin kahraman yıldız karanlık uzaklardan...
Çıkmış hırsız bir tilki,hayin bir sıçan,
Aslana altın bir kafes,pırlanta bir tasma hediye uzatıyor,
Yazık...
Dişlerde;rahmetli,bereketli o kadim ceylanın kanı bile sızlayıp üzülüyor düşülen bu zavallı hale...
Bir güneş ve bin kahraman yıldız karanlık uzaklardan...
Avuçlarda kahramanlar doğup büyüyor kutsal arpa buğdaylar gibi,
Saçılıyor anaların ellerinden altın ışıltısıyla bin yıllık tarih,kana doymuş kızıl bir ırmak misali çıplak adımlarımızın altında uzanan bu cennetin toprağına...
Bir güneş ve bin kahraman yıldız karanlık uzaklardan...
Uyan !
Uyan artık içimdeki kin,yeşil filizi kadim kükreyişlerin.
Kış uykusu köstebeklerin olsun tıpkı eski günlerdeki gibi,
Biz ısıralım parçalayalım yine tacı çalan,kendini kandıran hain maymunları bir bir;
Adaletin ılık meltemi essin sarsın değsin yeniden,
tüm masumların,tüm yetimlerin en son annelerinin öptüğü o güzel o cennet kokulu saçlarının örtüp sakladığı ense köklerine...

Bir güneş ve bin kahraman yıldız karanlık uzaklardan...

* lütfen hatırlayınız;kanınızdaki tarihi,fıtratı ve o cennetin ırmağından sırf size dökülü arı damlalarını korkusuzluğun ve adaletin...

08.18 aslanlar uyanıyor,ve kanlı savaşın şafağı esiyor yüzlerine...

7 Nisan 2026 Salı

durmaz dualar atlıkarıncası

 
- bana üç oğul doğur,bir kız aç yüreğinin güzel yüzlü dalından sevgilim.

Amin.


22.24 durmaz dualar atlıkarıncası.

Ey solastalji...!


* elimi tut yeniden seni küçük aptal,kalmadı gayrı zaman,ölüyorum...

monodialog öpüşmeler atlası


- kurtulduk mu ?

- ...dur;yeni düştük daha kör karanlık yusuf kuyumuza,...haydi,sokul bana.


* bana kaçma sevgilim;bana çık gel.İkisi de aynı son görünür ama onsekizbin alem fark nefes alır ikisi arasında...

22.16 monodialog öpüşmeler atlası.

Kör kor turuncuları,kırmızıları sana üfleyeyim

 
Hey küçük aptal;
Nasılsın iyi misin ?
Hangi yokuş yorar en çok seni şimdi söyler misin,
Hangi dudağa tanrı misafiriyiz peki ya şimdi...?
Kim kimi terketti bilmiyorum inan,
Kim kimden gitti,
Kim daha kızgın yada kim daha haksız,
Düşünüyorum,düşünüyorum ama bulamıyorum.
Hey küçük aptal;
Nasılsın iyi misin ?
Geriye dönmüş koşmuşsun gücün yettiğince,
Kaçmışsın benden belkide,
Ama unutmuşsun bu gezegen mavi yuvarlak bir misket,
Yanıma dek her gece düşlerinde,durmamışsın asla,
Kaç kaç kaç,
Koş koş koş,
Uzaklaşabildin mi peki ne olursun söyle ?
Hey küçük aptal;
Nasılsın iyi misin ?
Bin mavi gökten düşmüşsün,korkmuş tanımadığın bir dalın elini bile tutmuşsun,
Gözlerim yanıyor,heryerim ocakbaşı heryerim duman...
Yaşlar,yaşlar,ve yaşlar...
Tutmuş beni diğer diyara uğurluyorlar...
Hey tembel kıss;
Özledim,diyemedim affet,
Gururum tuzlu ak kayalardan bir dağ içimde,
Tırmanamayıp her gün düştüğüm yuvarlandığım,
Her gün bin defa ölüyorum biliyor musun,
Kafamda bir gülüşünün hayali ile uyanıyorum her ölümden,
İstemesem de buldum galiba istemeye istemeye ölümsüzlüğü,
Dudaklarından bana esen ah o dut kokulu nefeslerini,
Hayalime sarıp sürüp kokladım,içime içtim...
Hey küçük aptal;
Nasılsın iyi misin ?
Ne olmak istemiştim,ne oldum bak,
Tanrının atıyım istemediğim yarışları koşup kazanan,
Ölümü öpen yorulmalar demleniyor her gün etimde,ellerimde...
Ve bir rüzgarın hayali beni yaşatan sevgilim,saçlarının arasında elleri esen dolaşan,
Kokunu alıp çalıp sonra benimle tokalaşan,
Elime sinen kokunu çekiyorum içimin derinlerine inan o bir damla şifam diye...
Hey küçük aptal;
Nasılsın iyi misin ?
Aklın değdi mi göklere,tanrı katına ?
Bir ornitorenk,bir köstebek,
Ve kuşların hayalleri yeşil bahar dallarında,
Karıncalar,ah o karıncalar,
Çok seviyorum ağacının gölgesine uzanmayı ve kalkıp sımsıkı sarılıp başımı dayayıp bir saklambaçta sayarken kaçta kaldığımı unutup orada uyumayı...
Sobesi kim bu kaçmaların inan bilmiyorum,
Cevabı saklamış rüzgar yada gözlerin,
Gülsen yeterdi aslında,
Yaşamayı seçtim neden bilmem yine de sıratımda,
İzin verilmese olmazdı da zaten...
Hey küçük aptal;
Nasılsın iyi misin ?
Koşma artık yeter,inan yetişemiyorum...
Kırılmış arka ayaklarımdan biri,anlamadım,
Bekliyorum kazılı çukurumun uçurum kenarında,
Tut elimi düşelim,
Öp beni kanat çırpalım güneyine bu soğuk kederlerin,
Tut elimi,
Öp gözlerimi,
Aitim sana,farketmez gayrısı inan.
Sussan yanarız,sen gül boğulalım,
Hangi okyanus örter üstümüzü üşüdüğümüzde bilmem,
Ayağını ayağıma yasla paylaşalım etimdeki ateşi sevgilim,
Yüreğimin ocağında döveyim sabahlara dek dünyadaki bütün gülleri,
Kör kor turuncuları,kırmızıları sana üfleyeyim her öpüşünde beni;
Ve dudağını,dudağıma aşıla sevgilim,
Seni açıp seni doğurup büyüteyim ve tüm dallarımda...



21.58 çatladı eski gitarda tozlu bir tel,ve kimse duymadı...

5 Nisan 2026 Pazar

kırılmış günahların terazisi

 
Bedelini ödemediğimiz savaşmadığımız,arkamızı döndüğümüz her bir gün'den suçluyuz,üzgünüm sevgilim...
Düşmüş kırılmış günahların terazisi çoktan,
Korkmana gerek yok artık kavurucu şüphelerinden zihninin,
İyilik mi kazanacak yoksa kötülük mü,endişelenmene...,
Hepimiz cehennemlerimizin mavi dev alev okyanuslarına kapılıp gideceğiz düşüp analarımızın huzurlu kollarından...
İnandığımız yuvamız;içimizdeki o cennet hayali hemen kapanan gözlerimizin ardında,
en sevdiğimiz sahnesinde bir an donmuş takılmış sanki ve bir fotoğraf gibi uzanıyor zihnimizde.
Ve inandırıldığımız sesler var eskilerimize sadece benzeyen beton küçük hapsolunmuş evlerimizde,
Kandırıyoruz yalnızca kendimizi,
içten içe tutuşmaların dumanı sadece yüzümüzdeki bu inancını yitirmiş gülümseme;saf mutluluktan birkaç ömür uzakta kederin nasırları ile sarılı ayaklarımız...
Bedelini ödemediğimiz savaşmadığımız,arkamızı döndüğümüz her bir gün'den suçluyuz,üzgünüm sevgilim...
Saatler durmuş,yorulmuş tükenmiş ama sonuna kadar hala inançlı kalan bileklerimizde...
Kim kurtaracak bizi acaba,hangi masal hangi hikaye asılı göklerden inecek kahramanın boynunda söyle haydi,bırak düşünmeyi artık...
Vakit çaylar vakti;uzan haydi tut yüzümü üşüyen ellerin ile çek kendine dudaklarımı ve al tam oradan ruhumu,canımı,
Öp usulca,
Bırakma cehennem ateşlerinin ellerine beni...


11.07 mahşer mi kıyamet mi zar atamazsın etin suretinden ey adem evladı;çek nefesini içine ve üfle yeniden kainatı fezadan onsekizbin alemine dek faniliğin...

* liman'a selam olsun,ey dost merhaba.

4 Nisan 2026 Cumartesi

gökte umman mavilerin dürbünü o bozdan tüyler

 
Ey gök ve cinler,
Perdesiz gözleriyle gökte umman mavilerin dürbünü o bozdan tüyler,
Sabuni düşler,
Menevişten sözleri taze kırıntıların,
Kaldırım aralarına düşmüş,kuyusunda bekleyen yusuf'un kırık buğdayları,
nasibini bekleyen umutlar...
Göğercinler...
Göğe eren cinleri zahir'in,alemin bulunmaz saklanbaç çocukları...
Bir rüya düştü yazıldı içime zamansız zamanlardan bir yerinde sayısı belli değil karanlıkların...
Mavi bir çayır üryan ayaklarımızın altında uçsuz bucaksız;
çiğlerin serinliği okşuyor adımlarımızın altını,
üşüyor ürperiyor yer yer içimizdeki şüpheli çekingen cesaret,
Gıdıklıyor seherin üşüten rüzgarı içimizdeki bin yıllık susamış kızgın volkanı...
Bir rüya düştü yazıldı içime zamansız zamanlardan bir yerinde sayısı belli değil karanlıkların...
Mavi bir çayır üryan ayaklarımızın altında uçsuz bucaksız;
Yüzlerce kurbağa sıralanmış ardımda,
karşıya bakıyor nizami aralıklarıyla,
sırtımda yüzlerce kararlı bakışın sıcaklığını hissediyorum;ve hiç susmuyorlar,dağınık birbirlerinden ayrı duran bir bütünlük ile sürekli konuşup,yeşil su cennetlerinin şarkılarını söylüyorlar...
Ardımda,bir yanardağın kalp atışlarını duyuyorum sanki,
Lavların,damarlarımızdan geçen adımlarını duyuyorum...
Katılıyor yekpare kadim kayalar bir bir ordusuna bu kor ırmağın...
Bir rüya düştü yazıldı içime zamansız zamanlardan bir yerinde sayısı belli değil karanlıkların...
Mavi bir çayır üryan ayaklarımızın altında uçsuz bucaksız;
Bir anda dönüyorum gerisin geriye ardımdaki mahşerin mavisine,yüzler binlere,binler yüzbinlere dönüşmüş,sürgün vermiş içimizdeki her ateş sanki,
kıyamet,nuh'un suyunu terketmiş,bir yangına dökülmüş yanmış tutuşmuş kader;
Sevda,çırası olmuş sonu belli şehadet ocaklarında sabahın...
Bir rüya düştü yazıldı içime zamansız zamanlardan bir yerinde sayısı belli değil karanlıkların...
Mavi bir çayır üryan ayaklarımızın altında uçsuz bucaksız;
Bir anda dönüyorum gerisin geriye ardımdaki mahşerin mavisine,
Ve kendimi görüyorum en ardında yeşilden binlerin...
Göz göze geliyorum kendimle,
Onaylıyor ruhum gözleri ve başını hafifçe eğip selamlayarak kıstığım gözlerimden suretimi...
Göğercinler...
Ey gök ve cinler,
Ey göğün cinleri,ey boz bulutları uçuşup süzülen mavilerin...
Perdesiz gözleriyle gökte umman mavilerin dürbünü o bozdan tüyler,
Sabuni düşler,
Menevişten sözleri taze kırıntıların,
Varsın yeryüzü,kırmızı kandan bir deniz misali ayaklarımız altında toprağımız,
Tertemiz sevmek,arı bir damla saf iyilik içecek tek bir damla suyumuz olana dek savaşalım ölelim sevgilim.
Tertemiz alnından öpüyorum,
Sevgi ve selamet ile kucaklarım güzel gönlünden seni...
Kaç tövbeyi yırtar kanlı kırılmış pençelerimden yüz metrelik ağaçlarıma asılı sevda'mın kara kovanlarından bilmem...
Ey gök ve cinler,
Perdesiz gözleriyle gökte umman mavilerin dürbünü o bozdan tüyler,
Sabuni düşler,
Menevişten sözleri taze kırıntıların,
Ve kokusu,ne zaman gözlerimi kapatsam beni memleketime tutup uçuran canına kıyamadığım dudaklarının...


10.03 üç dua bir dilek.