28 Eylül 2026 Pazartesi

bir rüya kanadında,bir düş dalında

 
Bir rüyadayım,
Biliyorum da üstelik.
Düşte bir otobüsteyim,ve ayakta.
Bir avokadoya yaslı değmiş bir elma ısırdım.
Isırdığım yerde bir dağ arası,kayalık bir yol açıldı kayalardan doğal bir su kemeri bendi kemeri sanki gözlerimde;
Ki ne bir evliyam var benim ne de bir akşemseddinim oysa,
Naçar'ım,
Biraz da kaybolmuş,
İki çekirdek bir dirhemim.
Düşünüyorum da bir yandan içime içime ve kendi kendime,
ben kimim ki mana arıyorum bir çiçeklik tozuma,bi kırıntı etmez bal zerreme; 
Kalk,aç gözünü uyan ey gafil,kimsin sen diyor ve içimde bir habis,sonra bir vesvese; 
Yine de yürüyorum bi inat,neden bilmem o inandığım düş'e...
Bir yandan soruyorum kendime yine : avokado nereden çıktı yahu,
ne alaka düşte rüyada ve avokado da ne demek ? 
Aklıma geliyor esiyor sonra,neyse uğraşamam boşver.
Bir aztek densizi tükürmüştür yerlere kesin belki billurlarını asıp göklere ve keyfi kedere...
Bir rüyadayım,
Biliyorum da üstelik.
Düşte bir otobüsteyim,ve ayakta.
Ve durakta seni görüyorum beklerken,
sanki sırf benim için bekleyen ve uğurlayan biriymişsin gibi,
seninle göz göze geliyoruz sonra bi an,
Ve sonsuz bikaç saniye çekmiyoruz bakışlarımızın yüreğimize saplanan kılıcını sanki ruhlarımızın etinden...
Kan revan sevdalar atlasına inat bir damla kan dahi akmıyor ama kalplerimizden,bilmemki neden.
Rüya işte...
Tanışık değiliz o düşte orada biliyorum,eminim hatta o anda ama,
Sanki bin ömür önce,ilk nefes üflenirken daha birbirimize söz vermişiz gibi bir huzur ağacı çiçek veriyor gözlerinden içip yağmurlarını,
ruhum bahçesinde,o taze bahar dalımda...



10.22 bir rüya kanadında,bir düş dalında.

27 Eylül 2026 Pazar

Stepne aşklar,saklı tozlu dolaplar

 
Titresin dizlerim razıyım.
Zelzeleler sallasın korkutsun bizi,gezegeni varsın.
Cık demez çocuk omuzlarım.
Varsın dökülsün ayaklarımın dibine çiceklerim,çıtır çıtır tüm genç dallarım.
Yok,Ah etmem inan.
Milyon yılım,bir kayayım.
Sabrı'm.
Beklerim.
Titresin dizlerim razıyım.
Varsın alsın seni benden yine bin kez yalnız uğruna geri geldiğim şu kederler ve kaderler...
Varsın korkutsun bizi yine bu aynı mahşer,
Yine de ah etmem,ah demem;
Sevişirim hayalini,hayalin ile,bir ömür ve yine de,
Döner döner çeker gider o dantel adımların ocağı şubatı,o üzerine hiç basılmamış karları ve sokakları...sonra,seslerini kardaki o ilk adımlarındaki sabahın...
Yine de dur demem sana,inan ki bir sefer bile,
Olsa da önüm arkam sağım solum,ve sen sobe,
Ve bu bininci paralel evrenim,
Dedim ya yine de dur demem asla sana,
Milyon seferde,devri ömürde dahi bir kez bile...
Yok,Ah etmem inan.
Milyon yılım,bir kayayım.
Gerekirse bin çölüm; yaşasın,çatlasın,ölsün.
Sabrı'm.
Beklerim.
Titresin dizlerim razıyım.


09.26 bin asır.bir inat.ve bir sen'den esmesini beklediğim o ılık öldü sanılası dilinden belki yüzüme esecek bebek rüzgar...
Aptalıyım,abdalıyım,bir sen delisiyim bu ızdırabın ve bu ızdıraplı ömrün...

Stepne aşklar,saklı tozlu dolaplar...

Kavrulsun yüreğim bakır bir tavada gibi

 
Kavrulsun yüreğim bakır bir tavada gibi,
Kesiyorum domatı,biberi ve soğanı,
Şiirim,bana aç geldiğin bir akşamın sevgili menemeni;
Nasıl istersen öyle koksun sana hayallerin.
Buluşsak ya seninle yine yeniden rastgele ve çok güzel,unutulmaz bir akşam kahvaltısı gibi...
Sen varsan korkmam,ürkmem,yenilmem,
Varlar,biliyorum,bırak gelsinler,lezzetlensin hikayemiz; istersen çakallı ve dikenli...
Kavrulsun yüreğim bakır bir tavada gibi,
Heryerimiz altın yumurtlayan binlerce tavuk,
Bırak tüm altınlar onların kalsın,sevgilim,
Sen dolaptan süt kokan tereyağımızı al yoğur ve getir çabuk...
Kavrulsun yüreğim bakır bir tavada gibi,
Ve yangın yeri kafamda yine de hayalin,
Yokluğunda seninle konuşuyorum uzun uzun,
Sana anlatıyorum yine çaresizce içimi;
Bi çaresi sen,yaralarıma isimler takıyoruz güle oynaya bahara doğmuş içi içine sığmayan al yanaklı ak kuzular gibi...
Ayağımda plastik ördeklerin ayağı yalancı paletler,
Önümde bu beni tanrı dağıma çağıran mahşer,
bu deniz ve bu cebimde beni bekleyen katlı olası kahraman kaderler...
Bitmez,bitemem...
Dökülemem bir damla su gibi beni alıp götüren ve şu yaşamak denilen çağla çağla azgın çağlayan şelalelerinden...
Döver beni ırmaklar yumruk yumruğa nefeslerden uyanırım da bi an aslı birkaç saniye,bir ömür kadar gibi geçen devirlerden,
Yine de bitmez,bitemem...
İlle sen,ille de sen...
Kavrulsun yüreğim bakır bir tavada gibi,
Kırılsın,kırılması gereken tüm sıcak umutlar,kalpler ve yumurtalar...
Hapsidir içimde naçar gönlümün,Ağlama duvarımdır,Dudaklarına yazılıdır tüm hakkım;
Bilinsin,
Alacaklıyım içimde asırdır lacivert fırtına içimdeki tüm denizlerden...
Tüm sırlarım,dibimde kumların ardı çekmecesinde katlı çamaşırlar ardına naftalin kilitler ile saklıdır.


08.59 batan gemide kurulu bozuk saatler beklentisi...

26 Eylül 2026 Cumartesi

bin savaş boyu sevişsek

 
- yeter,son bulsun bu savaş yada bıraktım kılıcımı al işte,vur,kes beni defalarca,vazgeçtim,bırak önce ben öleyim gönlümce...

- bin savaş boyu kessek birbirimizde etimizi bu bilmemkaçıncı savaşın meydanlarında,bin savaş boyu sevişsek anlayıp çıkarıp bu savaşın kanlı çamurlarından sevmenin yaşamanın saf hakikatten önemini...yine de durmam ne kadar şikayet etsem de,bir seninle savaşırım,bir seninle sevişirim yalnız,bu kırık beyaz ketenden şehadete sarılı şu ömürde...


06.50 rüzgar,utangaç güneş ve arsız serin bir sabah.

Sevmek bir ardıç kuşu

 
Bir yaz günü uyuyan bir okulun yer altındaki çiş kokan kuytusunda,tanrıdan süzülü ışığı ile kutsanmış bir odasında,
İlk defa,bana " durma sakın öp beni" derce baktın ve kapalıydı hala dudakların...
Çıkar üzerinden ak beyaz zırhını,yaralarını göster ve say anlat bir bir o dünlerini haydi,
bak işte elimde karalardan kara sihirden bir merhem bak işte derce ham bahanelerinle baktın ve kapalıydı hala dudakların...
Tuttum içimden sımsıkı o ocak denizleri rüzgarını,o kış okyanuslarından devden dev dalgalarını,tuttum sımsıkı...
Kanadı ellerim,avuçlarım,parmaklarım...
Kanadı isteğim etimde,hislerimde...
Okşadım kırmızı başlığından taşıp akan saçlarını,
Durdurdum beni defalarca ısıran o kocaman aç kurdu içimden...
" boynuma geçir vur haydi dişlerini,avla beni..." diyen o masum ceylan gözlerinden öperim şimdi küçüğüm seni...
Sevmek bir ardıç kuşu sevgilim,
büyümez asla başka yuvalarda...


06.39 serin sabahlar verandasında.yaban arıları bal vermez böyle güzel sevdalara.

kaval şiirler aryası rüzgarlı yeşiller

 
Yere oturmasını bilmeyen bir çocuğum zengin halılar diyarında.
Otururum yine de bir çökme çabasında,
ilk gününde,utanan bir cahil,
bir çırak düşlerince yere.
Kaçacak yeri yok korkan hislerimin gözlerimde.
Sorunlar,sorunlar,sorunlar...
Dallardaki üzümler gibi uzaklardan hem güzel hem koruk olmamışlar daha sakın dokunma gibi...
Cıss dokunma diye bağırılmış küçük kalbim,
Hem kırgın hem yorgun sekiz yüz yaşında aslı genç düşmüş bir melek,ah kalbim,
Isınmış bir güneş gibi...
Ve elime değmiş,elinin o merhemli ılık hissi,
Aklıma geldikçe iyileşiyor kendi kendine yaralarım,
Aklıma geldikçe sürgün geliyor sıcacık tüm o uçulası güneyler...
Kalsam kar yağar dillerde ağustoslara,
Ölüm kokar eylül hakikati hiç bilmez anne dudaklarda...
Koştum koştum bir otobüs ardı gibi gözlerinin peşinden çok o günden sonra da binlerce inan,
Yetişemedim ama...
Ne aynadan bakan amcalar durdu,ne de sen gördün o unutkan nemli pencerelerde...
Suyu özler mi peki o toprak kokan sürahi kapanan gözlerinde ve o içinde derin bir mağaranın sesi saklı sana su içiren o loş mavi yüreğinde...
Saçına yazdım parmak uçlarımdan sana satırlarımı,
Saçlar unutmaz sevgilim,
Ve sevda kurutmaz asla koskoca çöllerde o yeşilden çiçeklerini,
Ve unutmaz avcunda sakladığı suyunu sevgilinin dudaklarına usul usul şefkatler ile sürmesini...
Yere oturmasını bilmeyen bir çocuğum zengin halılar diyarında.
Ağzımda türlü yalan,türlü bahane ve bir de...
Hala ve henüz,kendiyle barışamamış bir bilmemkaçıncı ademoğlu savaşıyım gezegende.
Aşk içilmez,
Aşk ısırılır sevgilim,tıpkı bir sivrisinek gibi vampirdir ve sevmek;
Kaşınır da kaşınır,iyileşmemek için inat ile,
umut ile bahar ile kış ile etinde,ille de ve ille...
Kaşırsın kanatıncaya dek kendini,bir rahatlama gelir ıslak kırmızı ve paslı demir tadı bir pişmanlık denizinde ellerinde...
Uyursun kuruyan kanlar ile huzura gülümseyen ve oh diyen gözlerle ve sözlerle dilinde...
Rüyalarda yine bir çocuk gibi koşarsın kanayan kaynayan yamalı yara bere dizler ile aynı derde cennetten bahçelerce...


06.11 uyku tutmaz gözü açık rüyalar çobanı ve kaval şiirler aryası rüzgarlı yeşiller.

* sabahı sefer eden sevmeler taburu.ve bitli piyade şiirler.

Sararmış eski sayfalar üzerine ve bin kağıt gemi


Sararmış eski sayfalar üzerine bin kağıt gemi savaşa gem koşup demirliyor pas kokusu sinmiş demirden ellerini ve bir masum limana kendini...
Düveli muazzaması kutsal vatan gözlerinde bu yalnız gezegenin...
Ve haklıydı kadimlerden o Mustafa da elbette sevgilim,
"Sevdikleri gibi giderler..."
Duvarları kanıyor izbe,loş,yalnızlık diyarı şu küçük odamın.
Yarım ünite kanıyım yaşasın diye sırf ıslak kanlı gözlerinde bu gencecik kerpiç kokulu ihtiyarın.
Savaş başlar şimdi,çok sessiz bu gece,tüm diyarları dizleri ağrıyan bu hanedanın.
Kemanlar ateş ediyor durmadan kulaklarımıza,
Piyanolar ki; mitralyözü,kurak ruhumuzdan çoktan merhum o onbeşlik kalbimizin.
Delik deşik tüm sessizlik,mektuplarım ve yola çıkamamış tüm sevdalı zarflar...
Elma kabukları ile süslü çay bardağıma davet ediyorum seni,
İçmesen de olsun,canın saolsun,boşver elalem neder korkusunu,bırak ne dökülürse dökülsün...
Dudakların değmese de olur,
Koklayalım elma kokusunu omzuna almış sıcacık çay dumanını seninle gözgöze yeter,
Isıtalım bir bardakta ellerimizi,dudaklarımızı,
Dokunalım parmak uçlarımızdan yüzümüzün eteklerine,dudaklarının serin nefesli çayında uyuyup uyanayım ve sonra...
Bardağın camında ısıtayım sonra cıss çığlıklarından büyüttüğüm dudaklarımı,
Üşümüş mora kaçan dudaklarının ellerinden sımsıkı tutayım,
Kurusun tüm uçurumlar,korkular,titreyen üşümeler çamurlu atlaslardan,parklardan...
Öpüşelim sahilini döven denizler ve maviler gibi,
Kim hangi mahşeri hangi kıyameti yakarsa yaksın inan umursamam,
Öpüşelim; ummanlarca,çayırlarca,zindanlarca,yıldızları mum yapıp yakmış ışıl ışıl karanlıkların hırkasına saklanan kozmoslarca...
Çıkar ipeklerini üzerinden sevgilim,
Ketenlerden üryanlarımıza düşelim...


22.57 süngüsüz gözler sandığı.