27 Şubat 2026 Cuma

Son sahur gözlerinde

 
Gecenin bi körüydü karanlık yıldızlı gökte zaman.
Ateş bir dağın kalbinden çalıp turuncu lavını, bıçağın ucuna düştü,
Derimi kesti ayırdı etimden,doğradı kopardı ruhumu kemiklerimden...
Çoktan ölmüştüm,
Açık kalan gözlerimden izliyordum hala seni hayran...
Usul usul soğuyan yüzümde bir son gülümseyiş soluyordu yavaş yavaş...
Gecenin bi körüydü karanlık yıldızlı gökte zaman.
Ateş bir dağın kalbinden çalıp turuncu lavını, bıçağın ucuna düştü,
Parlayan keskin çelik uçlu bir bulut kalbime saplandı sanki bir an,
bütün melekler koştu uçup yüreğime üşüştü...


23.15 dudaklarından bir yudum su; değmese de hiç dilime,
düşmese de yüreğime,iftar olsun ıslak gülüşün kaderimin ellerine emanet bahar bahçesine,
Ve biliyorum,bu son sahur güzel gözlerinde...

26 Şubat 2026 Perşembe

Cymatics


A rain of knives hangs over us. 
Downpours of needles, threatening glances from the clouds in our past, upon our taut skin. 
We didn't come out, we hid under the eaves of the loves within us, 
And we wiped away our wet dreams one by one from our faces. 
Forbidden tones trembled within us again, 
we awoke from that great sleep from which we had never, ever awakened before... 
My song sung to the water, 
The evening from the setting sun in my gaze... 
A rain of knives hangs over us. 
Downpours of needles, threatening glances from the clouds in our past, upon our taut skin. Prayers falling like raindrops on graves, 
And my dusty tears collected from my five-liter eyes that wash the faces of the deceased... 
And the clouds of God pouring down on us, 
The meadows where I ran barefoot in my childhood...
My hidden wedding, 
My secret intimacy, 
My lines waiting again for your half-faded eyes in buried letters... 
Rain of knives above us. 
Showers of needles, threatening glances from the clouds in our past, on our stretched skin. And there are funeral prayers from the minarets every day, every day, my love... 
And that child tree from our childhood, now grown so big, my love, 
Who knows what we have turned into, on our distant branches, my love, 
Ah ah, 
And when will autumn come and steal our withered, faded hearts with its cold, wind-like hands...? 
Rain of knives above us. 
Showers of needles, threatening glances from the clouds in our past, on our stretched skin. Candles burn and smoke in my room, dripping into my darkness with fairytale dances, 
The lights of sirens from the road fall one by one on my wall, screaming... 
Ah ah my love, 
I don't know who is dying or struggling now, clinging to the rope of the bridge of Siren with one hand... 
A rain of knives above us. 
Downpours of needles, threatening glances from the clouds in our past, on our stretched skin. 
Let wars burn and surround us, I'm not afraid... Because I know I will win all my battles until my last battle that I will lose. 
I'm thinking of you. 
My powdered morphine, my wounded-legged, bleeding heart. 
Now I don't feel any pain, any ache anymore... My eyes are slowly closing, 
I can't bear it, I'm sorry, 
I can't stop it, 
Now I'm sleeping... 
Oh my flowing dream, 
Find me, 
And hold my hand, I'm afraid....

20.25 winning endings library.

* God threw a glittering pebble into that beautiful blue lake, and my soul scattered in rings, expanding from within me into the universe...

Cymatics

 
Bıçak yağmurları tepemizde.
İğnelerden sağanaklar,gerilen tenlerimize tehdit bakışlar bulutlardan geçmişimizde.
Çıkmadık,saklandık saçaklarına içimizdeki sevgilerin,
Ve ıslanmış düşlerimizi sildik yüzümüzden tek tek.
Yasak tonlar titreşti yeniden içimizde,
uyandık,daha önce hiç ama hiç uyanmadığımız o büyük uykumuzdan...
Suya söylediğim şarkım,
Bakışlarımda batan güneşten akşamüstü...
Bıçak yağmurları tepemizde.
İğnelerden sağanaklar,gerilen tenlerimize tehdit bakışlar bulutlardan geçmişimizde.
Yağmur damlaları gibi kabirlere düşen dualar,
Ve beş litrelik,rahmetli yüzleri yıkayan gözlerimden biriktirdiğim tozlu yaşlarım...
Ve üzerimize dökülen bulutları tanrının,
Çıplak ayak koştuğum çayırları çocukluğun...
Saklı düğünüm,
Gizli halvetim,
Gömülü mektuplarda yarı silik gözlerini yeniden bekleyen satırlarım...
Bıçak yağmurları tepemizde.
İğnelerden sağanaklar,gerilen tenlerimize tehdit bakışlar bulutlardan geçmişimizde.
Ve minarelerde sela'lar var her gün hergün sevgilim...
Ve büyümüş kocaman olmuş çocukluğumuzdaki o çocuk ağaç şimdi sevgilim,
Kimbilir biz neye dönüştük birbirimizden uzak dallarımızda sevgilim,
Ah aah,
Ve sonbahar ne zaman gelip çalacak rüzgardan soğuk elleri ile uzanıp sararmış solmuş kalbimizi acaba...?
Bıçak yağmurları tepemizde.
İğnelerden sağanaklar,gerilen tenlerimize tehdit bakışlar bulutlardan geçmişimizde.
Odamda mumlar yanıp tütüyor masaldan dansları ile damlayıp karanlıklarıma,
Duvarıma yoldan sirenlerin ışıkları düşüyor bir bir, çığlık çığlık...
Ah aah sevgilim,
Bilmiyorum acaba şimdi kim ölüyor yada can çekişiyor sıratının ipinde tek eli ile tutunup...
Bıçak yağmurları tepemizde.
İğnelerden sağanaklar,gerilen tenlerimize tehdit bakışlar bulutlardan geçmişimizde.
Varsın yansın doluşsun savaşlar etrafımıza,korkmuyorum...
Kaybedecek olduğum son savaşıma dek kazanacağım tüm savaşlarımı çünkü,biliyorum.
Seni düşünüyorum.
Toz morfinim,yaralı bacaklı kan kaybeden kalbim.
Şimdi artık hissetmiyorum inan hiçbir acımı,sızımı...
Yavaş yavaş kapanıyor gözlerim dayanamıyorum,
Üzgünüm,engelleyemiyorum,
Artık uyuyorum...
Ey akan rüyam,
Bul beni,
Ve tut elimi,korkuyorum....


20.25 kazanan sonlar kütüphanesi.

* tanrı o güzel mavi göle parlayan bir çakıl fırlattı,ve ruhum halka halka dağıldı genişleyip içimden kainata...

23 Şubat 2026 Pazartesi

nihayete kavuşan kaktüs saksılar zamanı

 
- Bi babam kaldı,gidemedim hiçbir yere...

- korktun mu...?

- ... ... çok korktum,hem de çok...
sustum,kendi ağzımı kapattım tuttum;ve çok çok korktum...

- hoşgeldin.haydi durma,sok elini kovana...
ve korkma sakın acının içine düşmekten...
Bırak o kaçsın şaşırıp yeni senden.

- kolay mı peki ?

- hayır,aksine çok çok zor ama başaracaksın merak etme.

- nereden biliyorsun ?

- çünkü gördüm,kokladım yarınları...; tıpkı kimsenin uyanmadığı bir saatinde daha doğamamış sabahın,çiğlerde ilk yapraklarını açmış çiçekler gibi...


23.41 nihayete kavuşan bir porsiyonluk kaktüs saksılar zamanı gülüşündeki an...

kuantum tünelleme bakışlar hapishanesi

 
Yaseminler kokuyor esiyor saçlarından yüzüme.
Bahar,ve yazı tutmuş öpüyor usul usul bir güzel mevsim.
Tatlı ılık rüzgarlar tarıyor saçlarımızı.
Yasemin ballarını eğilip içiyor güzel kalpli arılar tepemizde.
Kalbimi sökmüş yiyiyor kanlı canlı bir yamyam,
Henüz atarken ve aşkını atıyorken hala...
Yaseminler kokuyor esiyor saçlarından yüzüme.
Bahar,ve yazı tutmuş öpüyor usul usul bir güzel mevsim.
Katil karıncalar mevsimi gözlerin...
Ve kağıt değerler çöplüğü bir kapitalizm suları kesiyor kuğu boyunlu musluklardan...
Yaseminler kokuyor esiyor saçlarından yüzüme.
Bahar,ve yazı tutmuş öpüyor usul usul bir güzel mevsim.
Saat kaç oldu diye sordun ve korktun gittin,
Sormadın hiç ama inan cebine dolar gelirdim seninle gecede ay'a kadar,yada küçük mor güzel odan'a dek de taa .
Bir merdivendi cennet; en alt basamaktan baksam,dursan bir an daha,görsem keşke seni diye içimden geçirdiğim,
En üst basamaktan bana yüzünü bir kez daha dönmeni ısrarla beklediğim;
Ve daima dönerdin...
Seni özledim...


23.30 kuantum tünelleme bakışlar hapishanesi ve içi boş nezaretler kütüphanesi...

18 Şubat 2026 Çarşamba

seni seviyorum küçük aptal

 
- geçebilir mi ateşten sevişmeler bakışmalarımızı ?

- hiç bir şey geçemez bana değen bir bakışını,uzandığın dizlerimden gökteki mavilere bakarken sen.hiç bir şey geçemez yanağın yanağıma dayanıp taşırken tüm kainatı kalbimdeki kanat çırpan binbir küçük kuş...

- yalan söylüyorsun,yalan,yalan,yalan...

- yüzünü külümle yıka kadınım,ateşi yak ak göğsünden ve tutuşsun dudaklarından dudağım,ruhum...yansın içimde doğru olmayan ne varsa,kalmasın gerekirse alemimde,gezegenimde kurumaya yüz tutmuş son bir yeşil yaprak...

* seni seviyorum küçük aptal.

Rumuz: bir korkusu seni kaybetmek olan bal porsuğu...

22.21 fiN.

Eridi dudağın,kemiklerimiz

 
Mumlar bıraktı huzurlu yanışını.
Titriyor bedeni alevin,tütüyor sevdası tüm yanmaların...
Öpüşüyoruz karışırcasına lavlarına volkanlar okyanuslarının...
Dudakların dudaklarıma eriyip karışıyor.
Kan kokuyor dilimiz dudaklarımız,demir tadı var dilimizden akan ırmaklarda.
Yanacaksak yanalım bırak,utansın tüm cehennemler bizden...
Mumlar bıraktı huzurlu yanışını.
Titriyor bedeni alevin,tütüyor sevdası tüm yanmaların...
Sevişiyoruz saçlarından nefeslerimize dek karışıp birbirimize.
Gözlerin gözlerime değip dağlanıyor...
Mumlar bıraktı huzurlu yanışını.
Titriyor bedeni alevin,tütüyor sevdası tüm yanmaların...
Aşk,gömdü kendini...
Eridi dudağın,kemiklerimiz.
Mezar çicekleri aldı ruhlarımızı açtı senin tüm güzelliğini beş litrelik duaların yağmurlarında...
Yaşamak ölmek umrumda değil,
Bu dünyada yada diğerinde,al beni götür derinlerine...
Üç beş mum etrafımda beni sarıyor.
Umrumda değil aşk,sevda,sevmeler umrumda değil;
Tek derdim sensin yalnız,
Yan,tutuş kül et kendini gerekirse,
Dumanını al gel içimin de taa içine...
Mumlar bıraktı huzurlu yanışını.
Titriyor bedeni alevin,tütüyor sevdası tüm yanmaların...
Eri dudaklarından dudaklarıma damla damla kar ruhundan sevgilim,
Baharın kışı belinden sımsıkı tutup yakalayan öpen seven ilk güneşi gibi...
Eri; ak dağından dağıma,suyundan suyuma...


22.04 sevmek; kül ile yanıp yıkamak mı tertemiz toprakla kirlenmiş ruhumu...