15 Haziran 2026 Pazartesi

Öpüşsek yağmurlu bir gün

 
Devrik detayım.
Yüzü gülen huysuzuyum.
Kapkara bir gecede mavi bir okyanusum.
Beli bükük dalıyım narın,kırık dallı bir elmanın,
Mis kokan çiçekleri zülfüne düşen bir limon dalıyım,
Yasemin kokan duvarlarda yüzlere kadar defalarca sayan ebesiyim düşlerin.
Devrik detayım.
Kırık tarçın çubuğu,tam yaprak filiz çayıyım kaynayan suların...
Yaşamak yoruldu içimde çoktan,gayrı.
Yaşamak söndürdü ateşini,külü soğudu kalbim ocağının.
Har söndü,toz un ufak oldu,soğudu gitti kir'ini ovdu.
Devrik detayım.
Öpülen yüzüme düşen bir karanlık endişe,bir korku yaşamak belkide,
Öpsem ağlarım sicim sicim,
Öpüşsek; yağmurlu bir gün,kanlı bir tahtta musallâ'yım...


10.09 son nefes,bir dilek.

Kiss of yudas

 
Dört kutsal bekçi incecik maviden boğazında,
Yüreğim tek kişi,yüreğim eski tahta kabri sevdanın.
Melâmisiyim seni sevmenin,
Kimseler bilmesin; bir sen bil yeter...
Bir ısırganlar cihadı; sevmek,sarmış bedenimi karınca hançerler misali,bu sensizlik...
Sensizlik ki,yalnızlıktan öte,çok çok öte bir tekbaşınalık...
Bir at düşmüş yere,son nefesini vermek üzere dört nala nefeslerini alıyor borcundan,
Bir at nasıl ölür biliyor musun sevgilim,
Bir sevda nasıl da yanıyor insanın koynunda alevsiz kırmızısız,sızı sızı...
Bir at nasıl bakar ıslanan gözleriyle gözlerinin içine sevgilim,bilir misin,
Düşü,ay'ı,gözlerden yaşlarını...
Bir at nasıl sever son nefesinde yine,
o ağrılarla,acılarla bin yıl sırtında taşıdığını,bilir misin...
En güvendiğin öpüyor seni dudağından bir avuç kum dökülene kadar avuçlarından,o cennetten yerlere,
Kim bıçaklasa nafile,kim çivi vursa nafile o son taneden de önce,
Kim taş atmış,kim gül gonca nafile...
Mühim değil benden çekip giden gözlerinin ardından olacaklar.
Mühim değil o mahşerler,kıyametler sonrasında inan...
Dört kutsal bekçi incecik maviden boğazında,
Yüreğim tek kişi,yüreğim eski tahta kabri sevdanın.
Melâmisiyim seni sevmenin,
Kimseler bilmesin; bir sen bil yeter...
Sol avcuna yazarım sormadan mısramı,saklayabil daha fazla satırlarımı...
Kağıt ellerinin sarayı,
Kahraman melekler mezarlığı,
Düşler tiyatrosu,sevgilim,o düşlerin güzel oyunu gözlerinin sahnesinde...
Kalbini öpüyorum incecik bir çiçeği öper gibi sol bileğinin içinden,
Sayamıyorum kaç atıyor kalbin yaşamanın bu amansız saklanbacında sevgilim,
Sessizce bekliyorum susup etrafımızda herkesin saklanmasını sadece,biter birazdan ne de olsa tüm sesleri kaçan adımların...
Donmuş çağlayanların buzdan kılıçları mızrakları altında bekliyorum asırlardır seni;
Bilsem de içten içe hiç gelmeyeceğini,bekliyorum umudun tutuşmamış kükürt ucunda,bir kibritin umuttan sahilinde...
Dört kutsal bekçi incecik maviden boğazında,
Yüreğim tek kişi,yüreğim eski tahta kabri sevdanın.
Melâmisiyim seni sevmenin,
Kimseler bilmesin; bir sen bil yeter...
Tüm hainler saklansın;bir ben yanayım gerekirse,
Merak etme görsem de seni,bulsam da güneş gibi gün gibi gözlerimde,
Gerekirse görmem,bile bile...
Geçip giderim yanından içim ellerim yana yana bir çocuk gibi,
Görmemiş gibi yaparım merak etme,asla beceremesem de...
Gözlerim kalır ama yine de seninle,bir çocuk gibi,
Balığın ağzında ışıldayan gümüşten bir iğne,bir hançer gibi...
Dört kutsal bekçi incecik maviden boğazında,
Yüreğim tek kişi,yüreğim eski tahta kabri sevdanın.
Melâmisiyim seni sevmenin,
Kimseler bilmesin; bir sen bil yeter...


10.02 fiN.

13 Haziran 2026 Cumartesi

Sevda bu; gül yaprağı,düş kokusu

 
Sevda bu; gül yaprağı,düş kokusu kadifeden.
Aşk bu; kol kırılır da içinde kalır sır,
Değirmenler dahi kırılır,kaynar da tüm kırıklar bir bir sıra ile,
düşler mendile sarılır,saklanır da ve gecesine ay...
Sevmek; sevgilim,dudaklarda titrer,
çatlaklarına ekilir en güzel mısralarından ekinler,
Öpsen ölürsün;
En güçlü zehiri yaşamanın belkide,
Bilirsin,nefesler seni henüz terketmemişken canlı canlı gömülürsün,
Bilirsin,
Ve yine de;
Kefenler,bembeyaz kağıtlardan yazılmış sevdalara sarılır...
Bu yalnızlıkları özler tüm ölüler;
Et küser,yorulur ve çürür toprağın uğruna da,
Ruh kırar kabuğunu etinin,kanatlanır havalanır.
Ağaçlar titreşir yel ile,yapraklar alkış tutar kuş kanadı ruhların ardı sıra göklerine...
Tüyler,kader-i mahşerine ürperir teninden sadece...
Sevda bu; gül yaprağı,düş kokusu kadifeden.
Aşk bu; kol kırılır da içinde kalır sır,
Değirmenler dahi kırılır,kaynar da tüm kırıklar bir bir sıra ile,
düşler mendile sarılır,saklanır da ve gecesine ay...
Nakaratı bir haziran yeli ikindinin gölgesinde belkide,
Belkide sevmek en mühimi,sevgilim,
Tüm yaşamaların ve fetihlerin ötesinde...


10.42 kesilen fetvalar sessizliğinde köşebaşı.

baharın aşağısı,yazın ilerisi sokağı

 
Bir alemde kapattık o yeminle gözlerimizi,
Bir diğer alemde açtık yeniden doğup ve sanki.
Kimseler görmedi bizi,
Suyun yüzünden kayıp giden belki görünmeyen incecik örümcekler gibi...
Yok yok hayır kuyusuna düşmedim yusuf'un,
Yusuf'un kuyusuyum bizzat,
Derine,daha da derinime kazıyorum ve durmadan kendimi...
Lav'ını içiyorum ruhumun,
Yer altı şehirlerime yazıyorum ismini,
Kendime kazıyorum yüzünü,zülfünü,
Kendime saklıyorum senin isini,dumanını,düşünü.
Ocağında çayın,dumanın,şiirin,
Mısraları dövdüm,suya verdim,kuruttum,
Gönlümün kıl çadır ipine,ağacımın dallarına astım;
Büyüdüm...
Büyüdüm..
Büyüdüm.
Sonsuzluğun sonuna ulaştım...
Bir alemde kapattık o yeminle gözlerimizi,
Bir diğer alemde açtık yeniden doğup ve sanki.
Kimseler görmedi bizi,
Suyun yüzünden kayıp giden belki görünmeyen incecik örümcekler gibi...
Ve bekledik birbirimizi,
Mayıs çatılarında leyleklerin dalları,saçaklarda eskimez düşmez kırlangıç çamurlar gibi...


10.18 baharın aşağısı,yazın ilerisi sokağı...

12 Haziran 2026 Cuma

Kara kutusu yüzün gökler kadar büyümüş içimin

 
Bugün günlerden ne,bugün günlerden kim...
Dudağımda asla yanmayacak ıslak bir sigara,
Elimde mermisiz öksüz boş bir tabanca,
Kim doldurursa doldursun,patlayamam...
Kimsesiz mektuplar,kendi pullarını,hasretini öpüyor sol omzundan...
Kim demiş melekler ölmez,
Melekler ölümlerini seçerler,üstelik...
Kafesi açık kuşlar baharı bir cennet yüzleri,
Bile isteye kalırlar açık kapısı ile kemikten göğsünün kafesinde her gece,
Göçmez kimseler güneye...
Göçmez hisler yaz bahar günlere...
Kalır sevda bağdaş kurup şu kavrulan göğsüme...
Bugün günlerden ne,bugün günlerden kim...
Bu içinde doğduğum gözlerimi açtığım kaza kimin,
Kara kutusu yüzün gökler kadar büyümüş içimin...
Korkmam uçan kuşlardan,mavi düşlerden,
Kanatlarım gerilir durur,çırparlar kendini;
Motorlarım yoktur asla benim...
Bugün günlerden ne,bugün günlerden kim...
Kafamdaki bitmez savaşlarda ölmüş tüm kutsal takvimlerim.
Bugün günlerden ne,bugün günlerden kim...
Bilmem,unuttum.
Bilmem,düştüm ey eski güzel bisiklet.
Pedallar,pedallar,pedallar...
Düşler ve ey bitmiş ekmek merhametsiz hoyrat rüzgarlar;
İtmeyin beni gideceğim yollardan gerilerime...
Bugün günlerden ne,bugün günlerden kim...
Bugün günlerden,seni özledim.


09.02 Fİn.

Öpüşmeden ölmeyelim sakın

 
Neden uzak kaldık ki birbirimize bilmiyorum.
Söz ver ama bana,
Öpüşmeden ölmeyelim sakın,olur mu...?
Saklı inançlarımın bahçesinde sakladım sana mektuplarımı,
Kimseler görmedi,
Kimseler bilmedi...
Neden uzak kaldık ki birbirimize bilmiyorum.
Söz ver ama bana,
Öpüşmeden ölmeyelim sakın,olur mu...?
Uyumak istiyorum ruhun denizinde,
Sandalında,iman tahtanda uyuyakalmak sallana sallana,salına salına...
Bırak ötüşsün kuşlar,salınsın düşleri tanrının,
Bırak sevişelim hiç durmadan sabah ezanlarına dek şiirlerce,mısralarca;
Hırpalansın tenimiz etimiz gecede,
Yaz rüzgarına teslim olsun ıslak üşüyen saçımız,derimiz...
Neden uzak kaldık ki birbirimize bilmiyorum.
Söz ver ama bana,
Öpüşmeden ölmeyelim sakın,olur mu...?
Tut elimi sımsıkı,
Çek izinsiz sormadan hiç beni kendine,
Vur göğsünü göğsüme,kana kan dişe diş,
Teslimim dudaklarından zavallı tüm masum kaderime...
Neden uzak kaldık ki birbirimize bilmiyorum.
Söz ver ama bana,
Öpüşmeden ölmeyelim sakın,olur mu...?
Özledim...
Görür görmez boşver merhabayı,selam sabahı,
Sevişelim,
Dudaktan dudağa susuşalım bugüne dek geçen zamanı,
tüm dünleri ağrıyan gözlerimizden akıtıp döküp boşa tüm külden dakikaları,saatleri;
Koskoca şu kimsesiz sevdayı...
Öksüz düşleri,yarınları...
Neden uzak kaldık ki birbirimize bilmiyorum.
Söz ver ama bana,
Öpüşmeden ölmeyelim sakın,olur mu...?
Tut beni ilk gördüğün an,
Sorma tereddüt etme,fethet dudaklarıma yapışıp tüm dünleri,yarınları içimden...
Özledim,
Çok özledim...
Neden uzak kaldık ki birbirimize bilmiyorum.
Söz ver ama bana,
Öpüşmeden ölmeyelim sakın,olur mu...?
Saklandım yüz yıldır belki,unuttum kaç zamandır zamanı,
Sen,ne olursa olsun yine de bul beni ama olur mu,
Öp mahşerine dek ölüme yakın dudaklarımı yakıp harlayıp yüreğimden sevgilim...
Neden uzak kaldık ki birbirimize bilmiyorum.
Söz ver ama bana,
Öpüşmeden ölmeyelim sakın,olur mu...?
Dudaklarım,dudaklarına miras,
Ruhum,kainatına...
Seni özledim,
Bul beni artık,
Yakala; tutsak et,ısır,çiğne,tüket haydi iç beni...
Bırak,her şey olsun,önemi yok,çekinme,
Neden uzak kaldık ki birbirimize bilmiyorum.
Söz ver ama bana,
Öpüşmeden ölmeyelim sakın,olur mu...?


00.34 kuşlar,düşler ve beddualar.

10 Haziran 2026 Çarşamba

emanet gezegen

 
Zaman; yusufun kuyusu zamanı emanet gezegende sevdiğim,
Anakiniyim kaderimin,kendimi zincirliyorum...
Bize tüm satılanların aksine yürüyorum,
Gerçekten zor adımlar sevgilim,
Rüzgarın yüzüne yüzüne,
acı veren kesiklerin üzerine üzerine yürüyorum,
İnadına savaşmak,fıtratım gibi kanımda tıpkı...
Zaman; yusufun kuyusu zamanı emanet gezegende sevdiğim,
İhanet,nefes almak kadar kolay,unutulmuş ve kimsesiz; bağıracak uyaracak kimsesi yok...
"Kim kurtaracak peki bizi", bu zamanı vicdansız ellerinden zavallıların;
Aşk kurtaracak elbette,aşk...
Sevmek tutacak ellerimizden hepimizi bir bir,
Kıyamayacak merhametin incecik elleri,
bu mavi çocuğun zülüflerini parmaklarının arası ılık tarağından süzerken,
İşte biz o gün kazanacağız,aslında kaybedeceğimiz tüm savaşları...
Bizi aşk kutsayacak,sevmek kurtaracak sevgilim...
Zaman; yusufun kuyusu zamanı emanet gezegende sevdiğim,
Ve ihanet yüzü parlak,yakutlardan süslü hediye bir bıçak,unutma bunu lütfen...


08.03 kanını emen sülüğü öptü bulut,başını okşadı bacağını ısıran köpeğin ve dudağında kalan o bir damla balı uzattı iğnesini batırmaya devam eden arı'ya...öptü kini,öfkeyi,öldürmeyi gözlerinden; ölmeye rağmen ve ölmeye inat...