Bırak saklasın bulutlar göğün güzel denizden sürülü maviden yüzünü sevgilim,
Bize aklımıza kazılı hatıralarımız,düşlerimiz yeter vuslatına kadar bu hasretin inan...
Altına uzandığımız o mavi gökler,ve herşeye benzesin istediğimiz bulutlar,o beyaz çarşafları gökyüzünün...
Kutsal yeminler ekili dudaklarımız kanasın katıla katıla gülünesi mutluluklardan sevgilim,amin.
Kendi amin'ini açan kadim çiçekler,
Kendinin şifası aşklar,otlar,yapraklar,
ve o ışıldayan yıldızlar gibi parlayan zehirler...
Ah ve ne ahlar ki sevgilim,kanıma karışmış bu ışıldayan güzellik,
ya bu beni yeniden doğmaya ısrarla ardımdan ittiren periler,
ve yüzümde istemsiz açan bu özgür gülüşler...
Ah ve ne ahlar ki sevgilim,kanıma karışmış bu aşk,bu ışıktan süzülen güneşin altın yemişleri misali bu görünmez meyveleri sevmenin,
Üç gün oldu bir lokma yemedim ama,
İnanın tokum,aç değil...
Ah ve ne ahlar ki sevgilim,
kanıma karışmış bu aşk,bu zehir;
karışıyor yokluğunda kanıma,zihnime,kalbime doluyor sanki binlerce yıldır toplanan çiçeklerden unutulmuş ve kaldırılamayacak kadar ağırlaşmış kutsal altın balı gibi sanki tanrının.
Ah ve ne ahlar ki sevgilim,
kanıma karışmış bu aşk,sanki bir zehir,
Yalnız dudaklarına kavuşunca,panzehir,
Yalnız yüzünün kokusunda gözlerimi istemsiz kapattığımda şifa buluyor bu kan,bu ten,bu ruh sevgilim...
Ve yokluğunda hep acımaya başlıyor ince sızılarla içimde kalbim,yüzlerce arı ısırıp hançerliyor sanki içimi nefeslerimi,
Yokluğunda felç düşlerim,yanıyor bir bir kor kömürler yağıyor karanlık fırtınasında gecenin sanki,kor ateşin yağmurları kovalıyor sanki beni,
Korkuyorum,yokluğunda nefeslerim prangalı,uçup uçup gidip gelemiyorlar göğsümün kafesine kanatlanan nefeslerim sanki sevgilim...
Gidişini izlemek sırtından,uzun uzun; benim afyonum aslında sevgilim.
Gidişin,korkutur beni her gidişinde sırf bu yüzden bile...
ah aah,
Korkuyorum sensizlikten...
Aslanlar ile savaşırım,boğalar ile güreşirim,ejderhalar ararım yakalarım altın bir kafeste üstelik sadece sana hediye etmek için,
Ama sensizlik ile yüzleşemem sevgilim,
inan hala o kadar cesur değilim...
Aşk; bir zehir sevgilim,
panzehiri yalnız sevdiğinin dudaklarına,tenine,
saçlarına,ruhuna sürülü...
Ah aah,
Ve dut'una yaprak o gülüşün...
Yalnız o silebilir tenimden kurumuş kanı,acıları ve tüm yara izlerini...
Bırak saklasın bulutlar göğün güzel denizden sürülü maviden yüzünü sevgilim,
Bize elele yanyana uzandığımız bu çimenler,bu parklar,bu kutsal şehir,bu kadim gökler yeter...
Bırak saklasın bulutlar göğün güzel denizden sürülü maviden yüzünü sevgilim,
Ah ve ne ahlar ki sevgilim,kanıma karışmış bu aşk,
Kanımı tutuşturuyor işte yine yeniden,
Başladı bu içimdeki yangın bir kez daha,
Bize; dudaklarından yüzüme,dudaklarıma dökülüp düşen o birkaç damla yağmurun dahi yeter...
09.32 sonsuzluk sen kimsin söyle,merhaba ben aşk.