Uzak,diğer odada açık,unutulmuş bir radyo fısıltısı gibi,
Uçuşuyor kulağıma belli belirsiz şarkılar gecenin ışığa koşuşan vızıltıları gibi.
Yüzüm,dert keder...
Yüzüm,tozlar cennetinin yüzü soyulmuş ağlama duvarı.
Yüzüm,eskimiş,unutulmuş bir posta kutusu.
Satırlarını bekliyor gözleri ıslak gülüşüm...
Toz toprak yollar mabedim,sevişme durağım...
Bin zebraya binmiş süvari kedi,savaşa koşuyorlar rüyalarımı,benden izinsiz...
Yüzüm,seni bekleyen durağı eski unutulmuş bir sokağın,
Yüzüm,kapatılmış tozlanmış bir ibadethane...
Bir ışıklar süzmesi,uçuşan tozlar tarikatı...
Yüzüm,yüzünü yeniden bana dönüşüne bağlamış, kendini zincire vurmuş bir sevda radikal'i...
Uzak,diğer odada açık,unutulmuş bir radyo fısıltısı gibi,
Uçuşuyor kulağıma belli belirsiz şarkılar gecenin ışığa koşuşan vızıltıları gibi.
Yeşil otlar denizim...
Kanbur balinam...
Bir zebranın yıkayıp astığı siyah beyaz pijamasını çalmış giymiş zürefam...
Hangi beşer koşabilir senden daha fazla,daha rüzgardan hızlı,söyle bana...
Kupa kralı babalar,kupa kızı sevdalar atlasım;
Bir sandalım,bir salım dahi yok; yalnızım...
Keşfim zor,seferim yarım,yürümez bin kervanlar diyarı kafamda bugün ve yarın...
Hava bugün güneş,hava kırk yada kırkbeş...
Bir ağaç gölgesine uzanmışım,
Başımın üzerinde sinekler,
Kuyruğumla kovalıyorum bir bir hepsini...
Süpürüyorum tüm düş katillerimi o uzandığım sıcacık toprak cennetimden...
Düşmüş,kınını çoktan savurup fırlattığım kılıcım,
onu dayayıp emanet ettiğim ağaçtan.
Sıyır basma elbiseni,söyle çeksin ellerini rüzgar üzerinden,uzan yanıma en taze,en üryan;
Bırak savaşsın,isterse de geriye kalan tüm gezegen.
Uzak,diğer odada açık,unutulmuş bir radyo fısıltısı gibi,
Uçuşuyor kulağıma belli belirsiz şarkılar gecenin ışığa koşuşan vızıltıları gibi.
Kimseler umrumda değil artık.
O ezber doğrular,o bilim ve hiçbir şey yapmayıp yalnızca bizi izleyen şu günahkar yıldızlar ve tepemizde...
Umrumda değil inan.
Yeşil otlar denizim.
Kanbur balinam.
Sevda ütopyam.
Seviştiğimiz rüyalar,sabahı doğuran yıldızı çığlık atan yüzü sırılsıklam rüzgarların...
Kimi öpsem sen,
Kimi gömsem kendimim,istesem de,istemeden...
Dualar ve muhafızlar.
Ateşe uçup kanatlarını yakan masallar demliyorum gecelerime,
Uyutabilmek için içimdeki uyumaz çocuğu...
Asırlık paslı kafesinde,tüm sevişmeler,karanlık kafesinde kocaman,asla doymaz aç bir aslan...
Uzak,diğer odada açık,unutulmuş bir radyo fısıltısı gibi,
Uçuşuyor kulağıma belli belirsiz şarkılar gecenin ışığa koşuşan vızıltıları gibi.
Gözlerim kapalı ardına kadar,
Kafamda bir sen hayali,çıplak ayaklı ıslak çimenlerimi yürüyen,
Bir kulağım cennetimi dinliyor,
Bir kulağım şu önümde kavrulan cehennemi...
Kimi çekip kurtarsam kahramansız hainiyim diğerinin,
Kimi öldürsem korkağıyım alemin,
kimi vursam kızdırırım azrail meleğini...
Uzak,diğer odada açık,unutulmuş bir radyo fısıltısı gibi,
Uçuşuyor kulağıma belli belirsiz şarkılar gecenin ışığa koşuşan vızıltıları gibi.
Ve sen uzanıp üzerime sıcak dudaklarınla uyandırıyorsun beni düşümde tüm cehennemlerden,
Açıyorum gözlerimi,
Ölümsüzlüğün tadı kokusu düşüyor dilimize dudağımıza o bi an,
Ve öpüşüyoruz hiç durmakSızın seninle bin cennetler boyu...
09.50 bir rüya gördüm bugün.