6 Temmuz 2026 Pazartesi

Yavuzuyum yüreğin çölünün

 
Oturmuşum tanrının şehrine,karşımda göklerden büyük iki dağ yüzüyor sevgilim.
Birine bakıp çiziyorum yüzünü etimin kağıtlarına.
Kızgın şişlerden daha can yakar kurşun kalemim,
Lavlardan,ve dahi güneşinden yüzünün...
Cenneti yüreğimiz heybesine saklamış çoktan Hüda sevgilim.
Ve acıkmanı bekliyor belimde sarılı o sıcak ekmek.
Şiirler ile sövüyorum seyr-i sefere,
Savaşlar ile ölüyorum hergün her gün yeniden,
Satırların ile nefes alıyorum son bir kez daha doğup belkide...
Oturmuşum tanrının şehrine,karşımda göklerden büyük iki dağ yüzüyor sevgilim.
Birine bakıp çiziyorum yüzünü etimin kağıtlarına.
Kızgın şişlerden daha can yakar sessizlikteki yüzün,
Lavlardan,ve dahi volkanların saklı kalbinden ömrünün.
Cenneti bir çocuğun avuçlarının kokusuna saklamış çoktan Canan sevgilim.
Ve seni bekliyor belimde asırlardır sarılı o sıcak hasret.
Şiirler ile sövüyorum sevda-i harbine,aramızdaki bu sahradan katedilemez denen kifayetsiz mesafelere;
Yavuzuyum yüreğin çölünün...
Kadim dağlar yüzüğüm,
Leydim,
Dövülemez çeliğim,
Gül yaprağım,
Biberiye yağım,
Hurma çekirdeğim,
Zeytin dalım,
Yavuzuyum yüreğin çölünün;
Seni seviyorum...



11.18 kutsal emanetlerimi sakladığım bir kuytudur sen hiç bilmesen de,yüzün...

Karıncaları eziyor çocuk adımlarıyla tufanlar

 
Beğenmek,beğenmemek...
Tek sorun bu mu sence de sevgilim,
...
Ah aah.
Bence de...
Karıncaları eziyor çocuk adımlarıyla tufanlar,
Atını tokatlıyor sevmekten çok çok uzak,aptal bir adam...
Kalbim sızlıyor çocuk,
Gözlerim damla damla ufalanıyor alevlerin arasındaki kitapları gibi ve babil'in...
Sevmek,sevmemek...
Tek sorun bu mu sence de sevgilim,
...
Ah aah.
Bence de...
Bir yağmurun sırası,koşuyor birbirine sevişmek için sümükten böcekler,
Düşler kayıyor usul usul kainatın göklerinden yağmurlar bir denizmiş gibi sanki üzerimize örtülen sevgilim.
Kim kimi sesleniyor,kim kime çağırıyor yaşamayı belli değil inan.
Ve hala aynı beşerde mahluklar,
Henüz ışıkların dahi açılmadığı bir gecenin karanlık odasında oysa,
herşeyi bildiğini sanıyor...
Ölmek,ölmemek...
Tek sorun bu mu sence de sevgilim,
...
Ah aah.
Bence de...
Toprak göğsünü açıp bağrına basar mı peki merhumluğumuzu,tıpkı bizi içinde büyütüp doğurduğu gibi...
Ey peygamber devesi söyler misin bana,masum sineklerin kanatlarını kimler koparıyor...
Kırmızılarını süslenip giymiş uğur böcekleri kimlerin dileklerini,dualarını uçup taşıyor,
Ya ne suç işledi ki affedilmez,hamamın böceklerine böyle her daim kıyametler yağıyor...


10.15 bir melek sonlanmasını istedi bu rüyanın.

4 Temmuz 2026 Cumartesi

sevişmek mi ölmek mi

 
- sevişmek mi ölmek mi adam ?

- hangi ölüm sökebilir ki beni tuzlu deniz rüzgarı sinmiş dudaklarından kadın,
hangi sevişme çalabilir ruhumu koparıp göğsünün kutsal bahçesinde,cennetin rüzgarına başını dayayıp sallanan ince narin dalından...

- sök beni benden yüzüp sıyırıp,iç ruhumdan özümü dayayıp dudaklarını buz gibi suyuma adam...

- üryan kalayım,al yüreğine çivile beni yak beni kül döksün ruhum,ruhuna essin rüzgarım...
denizine karışsın dökülüp savrulsun toprağına külüm...
Dudaklarına göm mektuplarımı bir bir yakıp,sonra tut öp beni kadın...

- sevişmek mi ölmek mi adam ?

- sevmek kadın,sadece sevmek ve sana gömülmek...


22.50 fin.

Butlerian cihadı'm

 
Teknokentler üzerine manifesto yayınlar martılar.
Namı diğer uçan,kanatlı simitçiler ve çöpçüler.
Butlerian cihadı'm.
Diyorlar ki yüzümüze tükürecekmiş deterjanlı ağızlarının sularıyla çamaşır makinaları,
Köpük köpük,mis gibi kokan öfke...
Diyorlar ki renkli dikdörtgen kutu kandıracakmış türlü yalanlar ile yüzümüze yüzümüze,öldürmek için bizi,
Sanki yeni bir şeymiş bu gibi...
Teknokratlar meclisi,kitap okumayan şu cahil zaman sevgilim,
Yılana sarılmak mı...,hah,
Kim denize düşse ısırır diğeri onu,
Kim ısırsa yamyam uyanışlarda kendini,
Kaçar oradan köpek balıkları dahi...
Yediğin sen olursun derler kadim atalar çünkü...
Diyorlar ki makina süpürgeler yüzümüze tükürecekmiş kirlerimizi,
İsabet olur,uyanır belki kimliksizliğimiz,ne dersin sevgilim...
Diyorlar ki plastik kalpler,et bebekler olacakmış eşler,sevgililer...
Yalanlara kurulu düşler...
Bu kadar mı sevmiyoruz artık birbirimizi ey insanoğlu...
Bu kadar mı kaçıyoruz tüm gerçeklerden,her şeyden artık,
Çok çok yazık...
Yazgısı cennet insan evladım benim...
Diyorlar ki gün gelecek elimizdeki cebimizdeki ekran hükmedecekmiş bizlere,
Sanki şu an çok farklıymış gibi...
Oysa ihtiyaç duyduğun herşey yüreğimizin heybesinde sevgilim...
Tüm kahramanlıklar,kazanmalar,o fıtrat,o tarihin zaten içine kazılı olduğu o kan o et...
Zaten senin,zaten sende,
Kullan kullanabildiğin kadar...
Teknokentler üzerine manifesto yayınlar martılar.
Namı diğer uçan,kanatlı simitçiler ve çöpçüler.
Butlerian cihadı'm.
Diyorlar ki aşk ölecek imiş,tarih silinecek...
Söylenmez ayıptır,bilirim,utanırım da ama,
Olsun,
...
Hasss...tir lan oradan...!


10.32 vampir makinanın kalbine ağaçtan mızrağını sapladı intikam isteyen şu susuz kızgın zaman.

* ve suyuna yıllardır hasret; çölünde, içine,kabuğuna sımsıkı sarılıp kapanmış bir tohum gibi seni bekledim ve hep özledim sevgilim...

3 Temmuz 2026 Cuma

Ölümün kemik giyotininde

 
Sonsuz mavi,sonsuz lacivert bi deniz içindeyim,
Tuzlu mu tuzlu yakar tenimi güneşin kırbacı,durmadan ve ardı sıra...
Sevdasız,nefessiz kalırım yorulup...
Batıyorum usul usul dibe doğru,
Kaldırmıyor artık sular bedenimi,tutmuyor elleri beni tuzlu mavinin...
boğulur dururum soluksuz sevgisiz ardı sıra.
Ölür ölür dirilirim her şafakta her gün bir kez daha.
Yorgunum,bin yıllık bin seferlik ölüleri gibi tozlu tarihin.
Sonsuz mavi,sonsuz lacivert bi deniz içindeyim,
Tuzlu mu tuzlu yakar tenimi güneşin kırbacı,
durmadan ve ardı sıra...
Sevdasız,nefessiz kalırım yorulup...
Sonsuz sonlar bahçesinde bir kuşun gagasında uzanmış hareketsiz gökyüzünü izliyorum tersimden,
Çirkin tırtılıyım cennetin...
Ölümün kemik giyotininde kafamın benden ayrılışını,saldım bekliyorum,
utanmasam gülümseyeceğim;
...
Gülümsedim...
...


12.10 sonsuz yürüyen merdivenler,koşan camdan kuleler,piramitler...korkak faniler otlağı...
beyaz gömlek hapishaneler...
delilerin free friday'i zaman...

2 Temmuz 2026 Perşembe

Uzak mesafe hayaletimsi etki'm

 
Uzak mesafe hayaletimsi etki'm.
Hey albert söyle bana.
Neresini keser bir hata ile sevgilim.
Canı yanıyor hala ve hala binbir kesikler ile yüreğimin.
Bende yürek var,sende kalp sevgilim.
Bilmem kimi kırar kalbin istemeden.
Domatesler aşkına,
Söyle kime ait sol tarafı adı o "yaşamak" isimli teknenin.
Uzak mesafe hayaletimsi etki'm.
Hey albert söyle bana.
Atomlar misali ayırabildin mi sonunda bizi...?
Ey katli vacib bilim adamı,ey kutsal el'li tabib.
Kimin canını yakıp fırlatsan da kainatın öbür ucuna dahi;
Diğerinin hem ciğeri hem yüreği kanar,yanar ve sızlar...
Uzak mesafe hayaletimsi etki'm.
Hey albert söyle bana.
Kuantum,tarıyor mu saçlarını sırları ile ışıldayan aynasında ve elinde o yalancı şimşir tarak...
Domatesler aşkına,
Söyle kime ait sol tarafı adı o "yaşamak" isimli teknenin.
Peki sevmek,bu kadar ucuz mu;
Yada satılır mı bin ışık yılı uzaklardan pırlanta bir gezegenin eşsiz sesi,şarkısı sineklerden bir pazarda...


16.29 kanımı içmekten korkardı tüm günahkar sinekler,mahşerinden dört nala kaçıp saklanan kaderlerden ve kederlerden uçup yükselip...

Abaküs öpüşmeler vakti

 
Yaşamayı seçen aptallar.
Kimsesiz ve düşsüz; yürüyen çürümüş etler kervanı bu masum zavallı gezegen.
Parmak hesabı yapıp yaşıyorlar şu avuçlarından akıp dökülen eşsiz günü.
Abaküs öpüşmeler vakti sokağın korkusuz akşamında zaman.
Yaşamayı seçen aptallar.
Tek mermili bir altı patlar dudakların oysa,
Çevir öp,çevir öp,çevir ve öp...durmuyorum,
Duramıyorum da asla.
Ölmem kumarında bu sevmenin ne kadar denesem,istesem de;
Dudakların bana sırtını dönmediği sürece sevgilim.
Yaşamayı seçen aptallar.
Güneşi soyunur akşam üzerinden ince askılarını usulca dokunup çözüp,
Üryan ıslak adımlarında yakar kavurursun beni gecenin karanlığında;
Üzerinde yalnız gecede denizin tuzdan tadı ve kokusu giyili kalsın sevgilim...
Yaşamayı seçen aptallar.
Anlamı yok yarının.
Dünü gömdüm toprağa can suyu ile sarıp sarmalayıp,
Kemik saksısında kalbimin her şey ve her yer.
Ve bugünü öptüm ilk filiz,yeşil yaprağın tomurcuğundan hiç düşünmeden uzanıp sadece...
Yaşamayı seçen aptallar.
Almış kalbini bileğinden kavrayıp bir beyaz ceketli şapşal,
Sayıyor tesbih tesbih nefeslerini bir bir boncuklardan,
Ve inanıyorsun ona,her yaşamak bu yada yaşamak bu değil dediği zaman;
Sırtımın zeherli hançer zamanı bu,istesem de asla kaçamam...
Yaşamayı seçen aptallar.
Peki neden bu kadar korkaklar.
Neredesin ey cesaret,
Göster bana bu yüzyılda yüzünü...


15.29 zamanın iskeleti.