5 Kasım 2026 Perşembe

tozlu günlükler sandığı -yirmidört-


- sen söylediysen doğrudur diyecek onlarca kalabalık varken ardında,birde benim söyleyişimin rahatsızlığı ürpermesin teninizde...

müttefik mASAL farkı olsun buda muskamızın içinde saklamak üzere o zaman ve boynumuza gizlenerek göğsümüzde yaşamı asılsın...

Ve sonra;
kalabalıklar yüzüyordu ardısıra yüzünün denizinde...
aynasızdı avuçlarının ayası...
göremiyordu ellerinin çizgilerinden mısralar hizalayanları...
kalabalıklar yüzüyordu ardısıra yüzünün denizinde...
o hala ıslak bir çöl sanıyordu teninde dalgalananları...
sırrı dökük,gülüşü sökük bir yüzün tamlayanıydı sanki dudakları...
öpüştüğü düşlere anlatıyordu nefesinden fezasız uzakları...
gülüşünün bileği burkuk adımlarında ıslanıyordu güneşe söylediği serin yalanlar,
ve ne zaman gün düşse,o geceden yıldızlanan göğünü çalıyordu incecik bir elbise diye...
yakışıyordu tüm topallamalar göğsüne...
yürekten geçen her sızı onu kıskanıyordu al kırmızı şiir renginde...
yüzü sevda,yüreği onb/eşine hasret denginde...
kalabalıklar yüzüyordu ardısıra yüzünün denizinde..
sarıya dönük zarflardan katlanan geminin güvertesinde,
kalabalıklara yüzüyordu yüzünün balıkçı çizgilerinde...
gülüşü rüzgar,tavrı kurt kapanıydı söylediği sessizlik ezgilerinde...
adı yalnızlıktı kadının...
adı tansızlıktı adamın...
ve kalabalıklar yüzüyordu ardısıra yüzünün denizinde..
adam oltasındaki iğneye bir mısra hançerledi,ve uzandı tuz kokusu dizlerin gökyüzüne...


15.26 tozlu günlükler sandığı -yirmidört-

tozlu günlükler sandığı -yirmiüç-


- elbet bir duyan vardı,olacaktı...
bunu hep biliyordun...
yada ıslak gözlerle ekmek kırıntılarını parmak uçlarından topluyordun...
dudakların,kelimelerin gırgırıydı belkide...
ademoğullarının düşürdüklerini cebinde kağıtlarına topluyordun...
fakat,
elbet bir duyan vardı,olacaktı...
bunu hep biliyordun...

oysa olduğunuz yerde sayabilmek için dahi yalnızca ,biz savaşıyorduk...
üstelik bu savaşın adını mutluluk sayıyorduk...
ve ruhunuz duyup titremesin diye,
biz ruhunuz bile duymadan ağlıyorduk...


12.35 tozlu günlükler sandığı -yirmiüç-

4 Kasım 2026 Çarşamba

tozlu günlükler sandığı - yirmiiki-

 
mantık,hisler ve gerçekler...aslında tek bir anneden,tek bir yerden doğan üç düşman kardeşler...

aslında yazılan, mesele olmaktan çıkıp sadece yürek atışlarından toplanmalı.

yazmak yada yazmamak...ve aradaki kocaman insanı delirten o mesafe...

kim yazma diyebilir yüreğe?
- kim diyebilmekten mahrum bırakabiliyor ki kendini...

durdurmak,artık herkesin sahip olduğunu düşündüğü bir hak oldu çıktı zihinlerde...

"yaşamak denilen şu şey" işte...


12.34 tozlu günlükler sandığı - yirmiiki-

tozlu günlükler sandığı -yirmibir-

 
bir dileği sustu sonra o küçük peri...
bir dileği susuştu ve tutuşan üşümüş elleri...
bir dilekten bir dileğe hayal kurdu önce ıslak gözleri...
sonra kapandı dudaklarının yumuşacık kapısı,
ve sonuncuyu sustu dili,
ısırdı; hiç ama hiç bırakmadı...


12.30 tozlu günlükler sandığı -yirmibir-

tozlu günlükler sandığı -yirmi-

 
- iki'nin ironik iması güzel düşünülmüştü..
noktanın biri terkedip gitmişti sonsuzluğunu...
sırta alınası yoklukların tümüyle göçüldü sızı diyarından...
emanetler bırakıldı en yalanından...
yalnız bırakıldı dilde zaman,hasrette heyecan..
nakit harcandı cebinde biriken vakt-i zaman..
ve bir cep saatinin arkasına kazındı gökte tan.. .
'' gidilmeli '' dedi inanması güç olsada vicdan...
ten ağardı,tan kızardı utancından...
'' elveda '' dedi et koparken tırnaktan...
şeytani acıların koparılamayan isyanından...
dilinde ıslatıldı tüm sızılar...

'' elveda '' dedi et koparken tırnaktan..

elveda...
el veda.. .
el v eda..


12.20 tozlu günlükler sandığı -yirmi-

tozlu günlükler sandığı -ondokuz-

 
- cevabı biliyor musun ?
cevap,belkide cevapların hiç olmadığı gerçeğidir...
mezarsız ölüler gibi,yada merhumsuz tabutlar gibi...
bir eksikliğin tadı hep dilindedirmiş gibi...
o tat ne yapsan da hiç geçmezmiş gibi...
hep orada seni beklermiş gibi...
nedenine bir cevap doğurmadı nefeslerin belkide henüz...
cevap,belkide cevapların hiç olmadığı gerçeğidir...
kanatları olmayan,kapısı kırık bir kafes gibi,
bir yanı hep eksik sanki gökte gülüşünün...
yerde ağlamalarının...

n/eden bilinmez...


11.59 tozlu günlükler sandığı -ondokuz-

3 Kasım 2026 Salı

tozlu günlükler sandığı -onsekiz-


- her ölünün dileğiydi duyamadığımız,
keşke biraz ölsem...
gülümeyip gömülsem...

yorulmak senin hakkındır,
teninin toprağını, avuçlarının terinden sulayıp yüzünde yorgun gülüşünün şemsiyesini açman...sonra gök gürültüsüyle yüzüne ağlaman...

her ölünün dileğiydi duyamadığımız,
keşke biraz ölsem...
gülümeyip gömülsem..



14.13 tozlu günlükler sandığı -onsekiz-