31 Mayıs 2026 Pazar

bize bir ögleni kalmış yazın

 
Kağıt uçaklar satın alıyor herşeyi sevgilim,
Devir o devir,
Ruhları dahi,
Sancakları dahi...
Sallanan beton yuvalarından korkuyor sincaplar,
Üzerine yıkılır diye tüm zamanını satın almış bu çimento kutular,
Titriyor dizleri insanın...
Bırak yıkılsın her şey,
Yer yarılsın düşelim içine toprak ana'nın,
Anamızın kutsal karnına,ilk yuvamıza dönelim.
Kağıt gemiler satın alıyor herşeyi sevgilim,
Zaman bu zaman,
Yeminleri dahi,
Sevmeyi dahi...
Az'lar çok'lardan saklanıyor ilk defa sevgilim.
Aç aslanların savaşı başlıyor,
Mezbaaya döner mavi gökler birazdan,
Kızıl bir feza,örter bir örtü gibi üşüyen çocuk güneşin üzerini,
Kararır vahşet,kararır kabuslar,
Ve sonraki güneşi bekler korkan titrek dudaklarda saklanıp sinip o küçük çocuk dualar...
Leylekler ve kartalların savaşı mı bu mavi fezada,
Yoksa göklerin kara kadınları mı ateşler leşler vuruyor birbirine yine söyle.
İçimdeki bu ağırlık da ne,
Yaşamak savaşı değil bu;
Öldürmek sanatı,sana bile emanet olmayan etten suretinde,izinsiz giriştiğin...
Savaş borazanları çalıyor uzaklardan kulaklarımıza,baharda açan çiçekleri gibi mevsimin,
Gelincikler doğuyor binlerce hem de bir anda,
Toprak ana'nın göğsü kanıyor sanki hain bir ok ile fizandan,
Dökülüyor gelinciklerin yaprakları damla damla yerlere...
Kağıt sayfalar satın alıyor herşeyi sevgilim,
An bu an,
Maymunlar kafasına çaldıkları altın tacı takıp çıkartıyor,anlamını bilmeden...
Adı tanrıcılık kağıttaki bu oyunun,
Biri yazıyor diğeri oynuyor,
Tanrı bakmıyor bu dalkavukların yüzüne tüküreceği ana dek hiç oysa...
Kağıtlar satın alıyor herşeyi sevgilim,
Mahşer bu vakit,
Dudakları dahi,
Öpüşmeleri dahi,
plastik tatlı et yalanlar gezegeninden...



10.30 yaz kokusu vurmuş sabahına mevsimin artık.sabahın kör vakti kalkmış erkenden yola çıkmış,güneye uçmuş...bize bir ögleni kalmış yazın.

30 Mayıs 2026 Cumartesi

Tavşanlar,kaldırmış başlarını yalvarıyor kangurulara

 
Tavşanlar,kaldırmış başlarını yalvarıyor kangurulara.
Kim kimin putu olmuş taşlaşıp ibrahim söyle.
Ateş yere düşmüş,is kokusu sinmiş külleşen kinime.
Sancaklar uçuşuyor kopup direğinden kükreyip göklere,kime ne...
Otuz gümüşe satmış toprağını,
ve yeşil bir halı sermiş altın prangalı ayaklarına bilmem ki neden,
Çimenler yanar mı siyah suyuyla kadim merhumların peki,duyulmayanı dinle.
Tavşanlar,kaldırmış başlarını yalvarıyor kangurulara.
Kim kimin putu olmuş taşlaşıp ibrahim söyle.
Dökülüyor yüzü çamura kaçıp saklananların,
Yüzünü örtüp günahı içenlerin...
Gözlerin kapanınca kaçabilir misin sandın gazabından,
Hangi devenin kuşu uçabilmiş düşünce Tanrı'nın fezasından...
Kafanı soktuğun cehennemler ısıtmaz üşüyen yalancı yüzünü; çıkar savaş görmemiş süslü hançerini yaldızlı kınından gayrı...
Ne olacaksa olsun artık.
Tavşanlar,kaldırmış başlarını yalvarıyor kangurulara.
Kim kimin putu olmuş taşlaşıp ibrahim söyle.
Kim kimden daha yükseğe sıçrayacak savaşlarında,
Kazanan olmaz bilesin ey çekirge...
Daima çayır kazanır.
Zırhını boyuyor bülbüller,hiç savaşmamış masal çocukları dallarda,
Şiirden tahta kılıçları dillerinde...
Gergedanlar uzanmış toprağa bekliyor muharebesini zamanın...
Tavşanlar,kaldırmış başlarını yalvarıyor kangurulara.
Kim kimin putu olmuş taşlaşıp ibrahim söyle.
Kırk kapı bin makam,anahtarsız yeminli kilitlerde.
Yağmur ertesi yüzümde bir salyangozlar kervanı,
Çoklar çam ormanı olmuş,azlar kıvılcımı güneşin,
Bir yangın yürüyor yüz yıldır içimde...
Yıldızlar şahidi alınmamış öcümün...
Ay parlayan ışıldayan kalkanı zifir gecelerde savaşlarımın...
Ne zaman kılıçlar çarpışsa yüreğimde çelikten demirden seslerde,
Yıldızlar ateş alıp düşüyor karanlık göklerinden...
Tavşanlar,kaldırmış başlarını yalvarıyor kangurulara.
Kim kimin putu olmuş taşlaşıp ibrahim söyle.
Çoğu tutsak;
Ben özgür,şükür,düşüp de öldüm...


* özledim sevgilim...

12.33 alarmı ertelenmiş unutulmuş uyuyakalmış yeminler kurutuyorum sayfalar arasında.

28 Mayıs 2026 Perşembe

Tabaklar düşsün kırılsın

 
Tabaklar düşsün kırılsın,
Düşler tuzla buz olsun dökülsün göklerimizden...
Taşın tuzunu yalasın tatsın susuz ruhum,
Çölüm yansın yansın küle dönsün rüzgar ile süzülsün...
Kaybetsin tüm savaşlarını insanoğlu beşerde,
Ve aşk kazansın,
her savaşını şafaklarında rüyaların...
Yıkılsın göğe değen süngüsü cam binalar kağıt para zamanı devrin,
Denizler kudursun,
Isırsın kalbimizden bizi korktuğumuz siyah akrebi bileklerimizdeki saatlerin...
Ve geç kalalım kendi cenazemize,sonra koşturalım gerekirse,
Beklemesin o kadar umutsuz bir umutla hiçkimse...
Biz yine sürpriz olalım yaşamak şerefine...


20.08 başı bağlı sürtüşmeler atlası.

Gökler kükrüyor aslanları gibi tanrının

 
Düşkün değil ruhum şükür,hiç olmadım...
Aç bitap kararsa dahi gözlerim,
Susuzluk ile kurusa çatlasa dudaklarım gibi toprağım,
Baharımın yeşil filizlerini asla ama asla satmadım,
Satmam...
daima dik daima kan kestim topladım;
Gururum,benim ilahi suyum.
Bir aydınlık,bir karanlık...ardı sıra akar bize sormadan kanun-u zaman...
Düşkün değil ruhum şükür,hiç olmadım...
Zaman ki bileklerinizde başka gözlerinizde başka akar,
Sana sağanak belki,bana çiğ olup yağar damlar...
Heryer yahudanın dudakları sevgilim,
Otuz gümüşe satılık mı ruhumuz duyamayız dahi,
Büyüttüğümüz yılanlar ısırır mı bizi soramayız da üstelik,yazık...
Gökler kükrüyor aslanları gibi tanrının,
Titretir bacaklarımızı ihanet edenlerin sonu,bakamayız gözlerine bile...
Heryer yahudanın dudakları sevgilim,
Otuz gümüş erisin ve dökülsün hain dudakların kapılarına bir daha hiç açılamasınlar diye,and olsun...
Heryer yahudanın dudakları sevgilim,
Ve senden başkası ile tutuşamaz elleri dudaklarımın,
Senden başkası çivi vurmasın avuçlarıma,
Senden başkası almasın canımı haksız yere benden,kendimden...
Senden başkası gömmesin beni en sevdiğim yerine topraklarımın...
Heryer yahudanın dudakları sevgilim,
Sen zahmet etme lütfen,yakma kendini,zavallı korunmasız vicdanını;
Merak etme,
Ben kendimi ele veririm...


17.12 pişmanlık öğretileri kozasını ördü gözlerinde sevgilim...bırak kelebekler doğsun ölsün yarın kederlerimizde...

27 Mayıs 2026 Çarşamba

ve kemiğe dayadı başını kin

 
Gün gelmiş çoktan,
Haberi yok sahibinin,
Kapıda kimsesiz ayakkabılar...
Penceremde çamurlu bir yağmurun hezeyanı,
Bahçemde ısırganlar,
Etini yer haber bile vermeden baharda papatyaların...;
Hainler zorlu,hainler en yakınlarımız belkide...
Yazık size...
Yazık...
Gün gelmiş çoktan,
Haberi yok sahibinin,
Kapıda kimsesiz ayakkabılar...
Umman ağrılar açar baharın gelincikleri misali sırtında,
Dokuz kadim taş dizilir durur ve göklere ardından...
Zehri öper içip yarandan ve tükürür ıslak toprağa,
Düşü savurur sarp kayada seherin soğuk yeli,
El titrer,göz kaçar,
Kalp sallanır yerle bir olur...
Geriye kalmaz hiçkimse ruhumun köyünde,
göçer her kırlangıç damından günü gelmeden güneyine...
Gün gelmiş çoktan,
Haberi yok sahibinin,
Kapıda kimsesiz ayakkabılar...
Sessizdi heryer etrafta;
Ve dostlar saolsun diye fısıldadı Tanrı,kendi katında...


23.46 köpekler eti geçti dişlerinden,ve kemiğe dayadı başını kin...

25 Mayıs 2026 Pazartesi

Dead cat strategy

 
Bir duvarın yüzüydüm,döküldüm.
Ham beton kaldım,gri bulutları misali zifri karanlık yağmurlu günlerin...
Bir dalda meyva idim,düştüm kırıldım,
Bekledim,çürüdüm,bir tohum kaldım gerime yalnız.
Tut sakla beni yeniden en değerli hazinen gibi ellerinde yine,
içine ek özümü özünün taa içlerine,dök can suyumu yüreğinin kar suyundan bir kez daha yine; filiz vereyim,fidan düşeyim yine gözlerine...
Toprak gözlerinde çimen olayım,baharımız gelsin.
Bir duvarın yüzüydüm,döküldüm.
Ham beton kaldım,gri bulutları misali zifri karanlık yağmurlu günlerin...
Geç kaldım,arkadan geldim,yokuş yukarısına,hep zaman sarp büyüdüm...
Düştüm yüzüm üstüne kaç defa,
kalkmadım,bakmadım,öylece uyudum toz toprak nefesler ile; sırf geçsin gitsin diye...
Tut sakla beni yeniden en değerli hazinen gibi ellerinde yine,
Ve göm beni dudaklarındaki gamzene,
Kan vereyim,çiçek açayım kabirde uzanıp masmavi göklere...
Durma haydi;
Ek beni içine,derinlerine yine;
Ve iç kutsal suyunu,tükür yüzüme; 
ruhumu kesip can kordonumdan,cennetinden çekilip,sana koşayım,yeniden can bulayım yüzünde...


09.30 birds chirping...dead cat strategy...?

23 Mayıs 2026 Cumartesi

sevdanın balinaları yüzer sevmenin rüzgardan yeşil su dağlarında

 
Yılda var iki bayram;
Kaç bayram oldu görmedim seni,
Hangi sokakta yürüdün,hangi yoldan döndün eve görmedim bilmedim.
Aklım bir sinek olmuş,
bir oraya konmuş bir buraya her sene her gece,
Ben kovaladım,o uçtu uçtu yeniden kondu aynı yerine usanmadan gönlümün...
Ah aah,kaşındım durdum da,
saldım sonra,bıraktım sandım...
Hangi his'ten düştün dizin kanadı canın yandı dün gece mesela hiç bilemedim...
Yılda var iki bayram;
Kaç bayram oldu görmedim seni,
Hangi sevdaya,hangi aşk'a düştün,
kaldın seni bilmez karanlık kuyularda görmedim bilmedim...
Düşündüm düşündüm de alevsiz tüttüm tutuştum her defasında,
Bir hasret,umman mı umman,bir vuslat hayali sızısı genzime çakılı,
Geçen seni,gördüğüm yeni açmış bir çiçeğe benzettim irem bağında,
Eğildim kokladım,
Yaprağını okşadım,sonra öptüm,
Utandım...
Yılda var iki bayram;
Kaç bayram oldu görmedim seni,
Söyler misin peki,
Gün oldu belki göğsün daraldığında;
Hangi hatırada döndün biz otağına,
O her mevsim duman tüten sevda çadırına...


09.40 boz denizler çayırında,sevdanın balinaları yüzer sevmenin rüzgardan yeşil su dağlarında...