10 Eylül 2026 Perşembe

ve begonvillerce

 
Tanış olduk.
İçimizdeki çocuklar kavuştu önce.
Yürüdüler,yürüdüler,yürüdüler üç vakit boyunca.
Bir denize,bir ormana,bir bahçeye belki bir parka kavuştular gönüllerince,
Pencereden bir ses çağırdı da seni sonra,
Ayrı düştü hayal alemi,misal alemi,tüm hakikat alemi yürekte,
Mahşer oldu,yağmur sustu,çöle döndü her kalp çarpıntısı yüreğimin gerilen derisinde tokmağınca.
Aşk olduk.
İçimizdeki çocuklar kavuştu önce.
Filiz verdik sürgün açtık her kuruyup kesildikçe,
Arsız olduk zindan hapis duvarlar boyu ve begonvillerce...
Yel oldu,rüzgar oldu satırlar mektuplar,
Kuşlar hep gökleri uçtu,ulak oldu yaşlar hislerimize...
Sevda olduk.
İçimizdeki çocuklar kavuştu önce.
Kan olduk.
Yara olduk.
Kabuk olduk.
Zehr olduk.
Dert olduk.
Derman düştük yerlere,
Derman olduk.
Gece olduk.
Işıksız olduk.
Gün olduk seninle de,
hep,
İçimizdeki çocuklar kavuştu önce.


09.44 durdum,ve avcının gözlerine baktım.hiç ama hiç korkmadım.çekme o çileyi be ey avcı'm demek düştü dilime büyüdü içimde ama sustum,demedim hiç bi şey...

kın kalem eller cennetim


Rüya gören bir hayvanım;
Dört nala ruhum,az daha hızlansam bilirim ki çatlarım,
Sen için koşuyorum tüm çölü,o umman yolları,
sen uğruna eziyorum davulların tokmakları misali şu kutsaldan kutsal toprağı,
Elmalar,havuçlar ve tüm o aslı sevdasız günahlar,
Bırak kalsın ardında ellerinin içinde,
Bana lazım değil,
Sen daya yüzünü yüzüme,
Bak gözlerime,taa en içime,
Bu bana yüz öğün aş'tan kıymetli ve inan yıllar yıllar boyu yeter...
Kuyruğuma bir düğüm atıyor bir seherde o ilk gülüşün,
Kalbini dinliyorum,
Hissediyorum,seni...,
Biliyorum artık,
bundan sonra,
Bin yıllık bir savaştayım...



09.03 artık kısa satırlar çizmeye uğraşım.deniyorum,becerebilir miyim bilmiyorum...

* her geçen gün inceliyor kılıcım,çeliğim...
Kağıdın kuruyan hamurunu keser oldu gayrı gözlerim,düşlerim...
Etme; şimdi nereye yazabilirim sizi ey hayallerim,
şah'a kalkan kın kalem eller cennetim.

savruk itiraflar atlası


Ey;
Kalbimin cebine saklı,Mavi defterim,
Ölüler diyarı'm,
Kitaplardan taşlardan yükselen eşi yok eşsiz kulem,
Yıkılmaz yekpare kale'm,
Yerde yeşiller,gökte maviler bilir izler bizi;
Bu aşk kadını şehir keza,
Şu bedbaht griler de dinlediler ya çok,endişe buyurma sen,bilirler bizi...
Ey;
Göğsümün sol yanı,can kovuğu'm,
Saklı mendilim,
Kefenim,işli çaputum,
Yanardağlardan çekip çıkardığım o bir tepsi dolusu kurabiye kokusu mutluluğum,
Düş tırtılım,
Can kozam,his pupam,
Zamanlar eşiğine saygılı,basmadan geçen solucan deliğim,
Dalda,güneşin fırını,taze,aldan al elma'm,
İlk günahım,
Altın yaldızlarla bezeli ey arlı kuyum,
Ey;
Sadakat yeminim,
Binbir derdim,
Tek günahım...
Göğsümün volkanından ısıtıp avuçlarına üflediğim o ak dumanlar sıcak nefes'im,
Ey;
Baharda papatyalardan hare'n ve ah şu mevsim, takar senin yeşilden yapraklardan kanatlarını,göklere değin...
Ey güzel yüzlüm,
Ey sedir esintim,sandal yaprağım,
Ey ince huylum,yürek merhemim,
Taze koku'm,yeşil kekik dalı'm,
Elime damlayan elma suyu'm,
Misk-i fil'im,
Güzel kokulu sevda çamurum,
Tüm dertleri başımdan,etimden kovan o eşsiz çağ'ım,
Cebel-i Nur dağım...
Nasılsın,
İyi misin sevgilim...



11.19 savruk itiraflar atlası.

9 Eylül 2026 Çarşamba

mahcup köpeğin düşleri ve ah şu yaz sinekleri

 
Zaman;
Kurmalı nostradamuslar zamanı sevgilim,
Herkesin kafasında dilinde emeksiz özensiz donmuş mikrodalga kehanetler...
Alnın,ak bir sayfa,ak bir güvercin sevgilim,
Uçsun,bana ulaşsın yeter,
Dilin yazar yaşamaya senin satırlarını,
O dil ki zaten Hakk'ın eliyle ekildi cennetin ince köprüsü sen gerdanına,
O dil ki diline sihri Hüda damlattı sürdü...
Zaman;
Kurmalı nostradamuslar zamanı sevgilim,
Herkesin kafasında dilinde emeksiz özensiz donmuş mikrodalga kehanetler...
Neyse boşver...
Ama sen,onlarca metreden yüzlerce arşından,
yüzündeki o bin cehennem yeşerten huzur ile sadece gözlerime bak,
konuşma dahi,inan bu sinemde saklı biz'e yeter...,
Sonra ölsem de farketmez...,
sen beni boşver sevgilim...
Hem;
Kaç böcek ısırır da bitirebilir ölümlü etimi tenimden kopartıp,
Kaç zaman kırık beyaz kemiklerime dek gün'ü doğurabilir uçuşup süzülen ruhuma dönüp yüzünü...
Yani tüm korkular yersiz sevgilim;
Ecel,kokusunu duymaz titreyişlerin,
doğasında yok çünkü hislerde duraksamak...
Zaman;
Kurmalı nostradamuslar zamanı sevgilim,
Herkesin kafasında dilinde emeksiz özensiz donmuş mikrodalga kehanetler...
Bana soğuk dudaklarını uzat sevgilim,
Isıtayım bahar bahçe tüm aralıklarını,ve ocağını...
Öpeyim ruhuna değen bir danteli düzeltip yeniden serer gibi dudağından yakalayıp tüm düşlerini...
Yalansız,dolansız...
Zaman;
Kurmalı nostradamuslar zamanı sevgilim,
Herkesin kafasında dilinde emeksiz özensiz donmuş mikrodalga kehanetler...
Kalbin,çiçek açmış tüm o karların altından...
Duydum...;
Sevindim,
Üzüldüm,
Hiç'e düştüm,anlamsızlaştım,
Piç'e düştüm,öksüz kaldım,
Kalbimde bir bıçak saplıydı,uzun zaman olmuştu,yaşamayı öğrenmiştim sandım içime saplı sızımla,ve işte,kabuk çatladı,yeniden kanadı,
Ah aah,
Kızıldım,kıyamettim,
Sızdım,
Sızdım,
Sızdım,
Ve o denize bir türlü ulaşamadım,acı kaldım...

Zaman;
Kurmalı nostradamuslar zamanı sevgilim,
Herkesin kafasında dilinde emeksiz özensiz donmuş mikrodalga kehanetler...
Bırak inadı sımsıkı sarılalım,
Öp beni; tüm kokusunu çekelim aşk'ın,geçmişin kuyusundan içimize içimize,sinsin üzerimize ve içelim kana kana dudaklarımızdan,
boşverelim ağızlardaki tüm karanlık geleceği ve yarınları...


11.22 mahcup köpeğin düşleri ve ah şu yaz sinekleri...

5 Eylül 2026 Cumartesi

birinci kapının önünde

 
Bir cephe ortası.
Sinmişim kazılı kabirden toprağa.
Üzerimde bir mahşer kaynıyor.
Gömmüşüm başımı dev tavuklar misali toprağa.
Beklemenin faydası yok,
Elimde titreyen bir demir cehennem,
Elimde şiirler ve hayaller,
Gözlerimde toz,toprak sızılar,en güzel dünler ve gülüşler.
Düşersem kim toplar ki ardımdan bu biriktirdiğim en parlak,en güzel yeni misketler gibi camdan parlayan geçmişlerimi...
Bir cephe ortası.
Sinmişim kazılı kabirden toprağa.
Üzerimde bir mahşer kaynıyor.
Ağzımda bir dua,sıcacık ve lezzetli,
Taze bir kurabiye misali dilimden ruhuma dağılıyor...
Gülümsetiyor beni,unutuyorum bir saniye için şu deli başımdaki her cehennemi...
Kazandık mı,kaybettik mi,hepsi aynı bu kuytuda,
Bilmek imkansız;
Üzerime koşan,müjdeli haberi bekliyorum bi umutla sadece,
Oysa her an aynı,her an cennet,her an cehennem ve akıp dökülen bu kıymetli zaman...
Bir cephe ortası.
Sinmişim kazılı kabirden toprağa.
Üzerimde bir mahşer kaynıyor.
Aşık oldum.
Eğildim toprağı öptüm nedense ilk defa.
Öldüm mü,yaşıyor muyum hala bilmiyorum inan;
Hepsi aynı görünüyor bakınca buradan...
Tüm cennetler,
Tüm cehennemler sizin olsun;
Bildim dediniz,
Kazandık dediniz yanıldınız,hata ettiniz.
Öğrenemediniz.
Ders devam etti,
Kardı,yuvarlandı,çığ oldu önümüze düştü;
Bir güneş açtı,eridi ölüm,sel oldu bilmek,
Sevmek,uçsuz bucaksız bir gemi oldu; ve yola düştü...
Nuh'un bir kağıt gemisi vardı,katladı.
Üzerine seni yazdı...


10.28 ders bir.yetmiş kapı var seferde.bir ömür; ve hala birinci kapının önünde.

kab

 
Armand Amar dinliyorum.
Gök,çimen,bulut karşımda,
Bir gün,bir güneş lazım gelir diyorum bu kab'a,
Sessiz,içimden...
Ağzıma bir kaşık bal çalıyor ruhum susturmak için içimdeki bu canavarı...
Van balım,
Hangi çiçekleri sırladın sihrine ve zehirledin gözlerimi; söyle.
İlmin de faydası yok ya şu saatten sonra; olsun yine,yine de...
Devden dev ruhumu,
Bir tırtıla emanet ettim,
Candan caydım,
Ve uyudum...


09.59 sabah-ı şeriflerin hayrolsun ey sultanım.

4 Eylül 2026 Cuma

Biberiye kentler kabri


Biberiye kentler kabri.
Üflesen bir fırtına düşer gözlerinin eteklerinde gönlünün güzel dağına...
Gülsen,bi gülsen,
Bahar doğar yeşili öper yüzünün taze dalında...
Aşk,mevsim olur avuçlarının sıcacık takvim duvarlarında...
Dudaklarına gerdiler,çivilediler beni,
Kelimelerini diktiler kaldırıp toprağıma,
Fırlatıp attılar sıcak kanımı ve merhametsiz savurmalara...
Biberiye kentler kabri.
Kekik kokulu dualar sarıp okşar sızlayan göğsümde kalbimi,
Gelmesen de,
Yine de sen tutarsın uçuşan kurtulan ruhumdan ellerimi,
Düşün yeter de artar bile bana,
Olmasan da olur,yani...
Acı çaylar bahçem,
Bahar sonum,
Kan yıkayan,yüz üşüten yağmurum,
Sen benimsin,
Ben senin;
Merak etme,
Her sapkınlıktan bin ışık yılı uzak her kelimem ve harfim,
Sen benimsin,
Ben senin;
Aborjin dilim,kalbim,
Yalan bilmez göğsümde nefesim,
Tut elimi,sarıl gövdeme haydi,
Bu son reverans,son dans,
Düşünmeye an yok kalmadı da daha artık,
Durma,tut elimi,düşüp aşk'ın kabrine ölelim...
Biberiye kentler kabri.
Yeşilden bir cennet örtsün kekiklerden,gelinciklerden üşüyen açık kalmış üstümüzü...
Elele,dudak dudağa,kapatalım gözlerimizi...


09.46 son dua.