25 Ağustos 2026 Salı

The Gates of Istanbul


Titrer taş kapıları o kadim devlerin,
Titrer gökler,ve tutuşur yanan kanatlarından düşen meleklerin haykırışları,
Yırtılır ciğerlerinde kağıtlar satırlar zafere uçan kartalların.
Kapatır gözlerini gecede korkup yıldızlar,
Zifiri karanlık çöker gözlerden gönüllere,
Haber veremez seherinde bülbüller gül'üne bile.
Yanar külüne dek Ay,Güneş bile...
Bir savaşlar ırmağı bu diyar sevgilim,
Durmaz,duramaz dağından koşan bu bembeyaz kar,
Gelir her daim,her dem bahar,
Akıyor binlerce yıldır çağlaya çağlaya içimde bu kan,
ve avuçlarıma perçinli bu şanlı dava'm,
Sen merak etme,
Durmaz; gelir her daim,her dem ve o kadim bahar...
Titrer taş kapıları o kadim devlerin,
Titrer gökler,ve tutuşur yanan kanatlarından düşen meleklerin haykırışları,
Yırtılır ciğerlerinde kağıtlar satırlar zafere uçan kartalların.
Toprağım,kutsalım,kadınım;
Yan bakmasın sana tanrımın melekleri bile,
Duramam,tutamam tanrı dağından lavlar ile dökülmüş dövülmüş yanan avuçlarımı,
Kanı giydiririm üzerine kızıl kıyamet tülden bir elbise gibi; düğünümüz var,ey mahşer ve kıyamet...
Titrer taş kapıları o kadim devlerin,
Titrer gökler,ve tutuşur yanan kanatlarından düşen meleklerin haykırışları,
Yırtılır ciğerlerinde kağıtlar satırlar zafere uçan kartalların.
Uzan öp beni alnımdan,fısılda,hatırlat kanıma yazılı o kadim asrı'mı bana fışkırırken göklere göklerden,tanrımın kutsal çağlayanları gibi ey şanlı şahadet...
Toprağım,kutsalım,kadınım;
Ey Vatanım,
And olsun,
Seni vermem,veremem ellere...
Vermeyeceğim...



18.20 şanlı sonlar atlası.

Göğsümün kafesinden kırıp tüm o ağlayışları

 
Görece güdük...?
Olamam üzgünüm;
Toprağımda bitmez kibrin otu,bencilin tohumu.
Şahsımın ötesi vardır muhtemelen ve hizmet etmeli tüm ötekilere...
Yardımın elini uzatmazsan birine,
Ne anlamı kalır ki lezzeti paylaşmadan tek başına yaşamanın;
Düş kurmanın; o elele susuşların...
Görece güdük...?
Olamam üzgünüm;
Toprağımda sürülmez hainin zehirli sütü,
yalancının korkak altınlara satılmış o çürük düşü...
Şahsımın ötesi vardır; ruh üflenmiş,can emanet,
Kanıma yazılıdır görevim kesin,
Zamanı gelince açar kızıl gerdanından tutuşup bana gereken o tüm cesaret...
Korksam da korkamam üzgünüm;
Dönemem sırtımı,yüzümü masum'a,alem'e,
Susamam,kar'ına...
Köroğlu diyarıdır,
Yiğit ölür,şanı kalır...
Görece güdük...?
Olamam üzgünüm;
Bırakamam bembeyaz sevdayı bir göğercinmişcesine göklere,
göğsümün kafesinden kırıp herşeyi ve tüm o ağlayışları...

Gidemem üzgünüm; ey zeytin dalım,yeşil sürgün yaprağım.


17.25 tuz ile yıkalı bir sevda taşı.kuytumda düşler,saklımda düşü'n.


Ps: fiili boynuna yağlı urgan yörük adımlı cümleler.

Ve "düşün" dedi sevmek kalbime.


Ezoterik çilem


Üç güzeller'den duydum adını.
Adın,kutlu bir armağan bana.
Atlas omurum,
Göğsümde kutsal ağrım.
Dünya düz yada misket,önemi yok sevgilim.
Seni yine de korurum...
Ve evet ben de korkuyorum,
Ama yürümem gerek.
Nefes nefes,adım adım büyümeliyiz seninle elele sevgilim,
İstesekte istemesekte.
Üç güzeller'den duydum adını.
Adın,kutlu bir armağan bana.
Dudaklarından dudaklarıma değ yada değme,fisılda bana aşk'ı;
İnan işkence de yapsalar söylemem kimseye,ama kimseye...
Ezoterik çilem;
Bin kez değil on bin yıl çekerim yokluğunu,
Kopar kollarım da,yine de;
Etmem şikayet,
Merak etme,
Düşmem,konu sen isen şayet asla kepaze...
Üç güzeller'den duydum adını.
Adın,kutlu bir armağan bana.
Sen dolaşırsın yılları yıllarca alemi;
Ben beklerim hep seni,ölene dek bizim sokaklarımızda,
Argos'un olurum senin,uzanırım evinin eşiğine...
Ve tanırım seni her yerde,her zamanda ve her mahşerde yine de...
Üç güzeller'den duydum adını.
Adın,kutlu bir armağan bana.
Bir mevsim değil,
Tam yirmi yıl...
Aşk'ın oku; mızrağın keskin ve zehirli sevgilim.
Tatlı zehrim benim,
Ayaklarım çıplak,ve alevler içinde sanki yüzün karşımda sırat'ım...


16.29 fin.

23 Ağustos 2026 Pazar

Öpsem sonsuzluğu ılık pembeliğinden

 
Ölüm bayılmış uzanmış önümde,parlar ıslak dudakları.
Öpsem sonsuzluğu ılık pembeliğinden.
Kırılır gerçeklik ellerimden gözlerime dek ve sonra.
Kader sana yazılsın sevgilim;
Ben kendimi keserim,
Yiğit ölür,şanı kalır...
Ölüm bayılmış uzanmış önümde,parlar ıslak dudakları.
Öpsem sonsuzluğu ılık pembeliğinden.
Her şey yıkılsın,kalmasın yerde gökte ne bir taş ne de bir renk;
Seni ne ayakta tutar tam böyle bir vakitte sevgilim haydi söyle...
Tut elimi,doğalım yeniden yeniden her yok oluşta seninle.
Ölüm bayılmış uzanmış önümde,parlar ıslak dudakları.
Öpsem sonsuzluğu ılık pembeliğinden.
Bu kopyalar çağında alkışlar çürümüşlüğü,
kendini satmış,tüm bu satılmış korkak ruhlar...
Yazıklar,
Ah bu yazıklar...
Uyusam geçer mi sence bu soysuzluk...?
Ya bu sensizlik...?
Ölüm bayılmış uzanmış önümde,parlar ıslak dudakları.
Öpsem sonsuzluğu ılık pembeliğinden.
Bi mahabbet yeterdi seninle bana oysa...
Dostlar yaprak olmuş sararmış solmuşlar,
Usul usul kopup süzülmüşler bir bir...
Azala azala bir ben kalmışım; bir de içimde kocaman bir sensizlik...
Siz çoksunuz,biz sevdalı...
Süleyman saklanmış asa'sına dayanmış,
rahmete ulaşmış;
Kimse ne duymuş ne hissetmiş,
Günler geçmiş,
Bir ağaç kurdu okumuş sela'sını göğe...
Ölüm bayılmış uzanmış önümde,parlar ıslak dudakları.
Öpsem sonsuzluğu ılık pembeliğinden.
Şerbetini içsem kutsal sonumun ellerinden senin,
ıslak fısıltılardan dualar gömülü dudaklarının altın tas zincirli çeşmesinden...

Ölüm bayılmış uzanmış önümde,parlar ıslak dudakları.
Ve öpsem sonsuzluğu ılık pembeliğinden...


14.17 fin.

22 Ağustos 2026 Cumartesi

Neci sevmeler tarar saçını

 
Neci sevmeler tarar saçını bilmem,
Bilirim çiçeğine on arı koşar kanat çırpar.
Hangi sevmenin simyacısısın sen sevgilim söyle bana.
Olsun;
Toprak anamın kanunu bu,boynum kıldan ince.
Ama yine de lütfen bana söyle,
Sor içine bi önce,senin çiçeğin asılda kimi ister...?
Zehrini ben içerim,bırakmam kimseye;
Senden pay biçilen ölümün dahi her kırıntısını kıskanırım,
üzgünüm paylaşamam...
Neci sevmeler tarar saçını bilmem,
Bilirim çiçeğine on arı koşar kanat çırpar.
Yalan yok,kızarım da çok sana...ama...
Elden ne gelir ki bilmem bu hal'da.
Sırtımda altın tüyleri tanrımın,kocaman kanatları güneşimin;
Düşmemiştim daha önce hiç böyle bir kuyuya yada derde...
Ne kanat çırpsam da nafile,
Islanmış sırılsıklam gönlümün kanatları herhal,
Göklerin meleği idim,her yer mavi,her yer beyaz ve göklerdi benim cennetim;
Lakin şimdi uçamaz oldum,
Yerde çölleri,kızmış kumları bilmez idim hiç; yürüdüm yürüdüm mecnun'un oldum...
Neci sevmeler tarar saçını bilmem,
Bilirim çiçeğine on arı koşar kanat çırpar.
Ateş yanar yangın doğar cehennemler büyür de,
Köz tüter tüter de bilmem ne olur,kim olur,neye dönüşür...
Oooffff,
Of.
Şimdi,neden,
aslında bilirim de bilmem,
Sırtımda kanatlarım bana kızar,
Ayaklarımda durmaz çığlık çığlık bir sızı,bir isyan hali,
Ne desem nafile,ne desem şifa etmez sanki,
Geldik mi sonuma ey güzel tanrım,
Lütfen durma o zaman,bir saniye dahi bir ömre dönüştü bu içimdeki bilinmez varoluşlardan sızıda;
Ah aah,
Yumruklarım dağları yerdi,
Şimdi yerlere düştü...


09.36 zamanda dolaşan ruhlar istasyonu.

20 Ağustos 2026 Perşembe

Viran bağlarımda bir dilek ağacısın

 
Viran bağlarımda bir dilek ağacısın.
Salınır renk renk iplerim,çaputlarım,
Hepsi sen,
Hepsi sana dair,
Dudağım kuytusunda saklanan en gizli dualarım.
Keleş hislerimin dallarında açan huzur tomurcuğum.
Berduş sensizliklerim erir tanrı dağımın demir ocağı yalnızlıklarımda.
Viran bağlarımda bir dilek ağacısın.
Görsem seni suskun kalırım belki,
Sesim dahi ihtiyar şimdi,susar kalırım karşında;
Dudaklarının çeşmesinden bir yudum suyunu dilenirim...
Viran bağlarımda bir dilek ağacısın.
Yara bere kalbim,sızı çatlağı gönlüm duvarları,
ah şu virane yüreğim.
Kim seslense ardımdan,
sen sanıyor her seferinde hala bu çocuk kulaklarım.
Hala toy,hala sensizim...
Viran bağlarımda bir dilek ağacısın.
Bağladım seni dallarıma,dallarına ardı sıra...
Renk renk dualar,dilekler avlusu sen ile bahçem.
Duy beni eyy Tanrım,duysun beni tüm kadim yıldızlarım...
Az'dım;
Daha da azaldım,
Ruhum merhum,toprağa düştüm.
Etim yürüdü,ve yolda kaldı...
Viran bağlarımda bir dilek ağacısın.
Ne zaman baharın açsa doldursa dallarına kollarına bembeyaz çiçeklerini,
Dualarım kabul oldu sandım...
Sanrısına düştüm,yuvarlandım.
Heryerim çamur,ve rahmet yağan baharlar zamanı şimdi avuçların...
Koklasam ya,izin versen;
Koklasam,koklasam,
Ve ölsem oracıkta...


09.03 sonsuz dilekler avlusu.

18 Ağustos 2026 Salı

kalbim bir yangının ertesi bir kül ormanı

 
Çamaşır ipimde kendini asmış amuda kalkıp bana bakıyor ölü gözlerinden bir böcek.
İnatçı sinekler coğrafyam,
Tek sevdam,
Bir memleketim.
Deniz rüzgarlarına tutunup uçan otların kokusu,
Tek parfümüm.
Çamaşır ipimde kendini asmış amuda kalkıp bana bakıyor ölü gözlerinden bir böcek.
Utandım.
Bilmem de aslında utanmak tam olarak ne demek,
Sen affet.
Sorular,sorunlar büyüdü; karlar eridi çok oldu sevgilim.
Unuttum senden öncesi yada sonrası tüm günlerimi...
Kim kaldım,kimsesiz kaldım,
Ve unuttum matematiğini,ve o tüm saymalarını.
Çamaşır ipimde kendini asmış amuda kalkıp bana bakıyor ölü gözlerinden bir böcek.
Kurudu heyecanlarımın,hislerimin o yeşil çimenleri...
Çatlamış dudaklarımda toprak,
Yüzümde dağılmış yağmurdan kaçan o gri'den bulutlar...
Yüzümde intikamın insanı delirten kaşıntısı;
Kazısam kanatsam tüm yüzümün toprağını yine de doymam soğumam...
Çamaşır ipimde kendini asmış amuda kalkıp bana bakıyor ölü gözlerinden bir böcek.
Ve kalbim bir yangının ertesi bir kül ormanı...



12.18 fin.