24 Nisan 2026 Cuma

Annus mirabilis

 
Aklı terk eyledik önce;
Etinden soyunmadan suret,
basitlerin dilindeki,o hergün gizli gizli içtikleri günahlarından arınamazdık yoksa çünkü...
Ruh'a düştük,yol olduk,yola koyulduk da har olduk.
Çok kan yağdı göklerimizden,
Çok ağıt yakıp yanıp kül oldu yükseldi göğe,uçtu göç etti diyarlara.
Bir cümle idi,türkü oldu,masal açtı baharda dallara...
Aklı terk eyledik önce;
Et düştü,beden eridi toprağın göğsüne,aktı karıştı toprak okyanuslardan çiçeklerin yüzlerine...
Aklı terk eyledik önce;
Ruh'a düştük,düş olduk...
Kaybolduk hasretten vuslatlara dek sonra,
Bir nefes idik,bir kelime tohum verdik,
Kağıda süzüldük ilk kanatta daha henüz,
mektup olduk...

Bir ömür bıraktım,
Bir ömür doğdum...

Dişimin kırılgan ince hassas minesi,
Bahar kokum,
Dolunay düşüm,
Kaçtığımı kendime dahi itiraf edemediğim nazlı korkum,
Ram olmaya düşüşüm,
Mekteb-i sevdam,
Hücremde,kainat kargaşam,
Birleşik alan teorim,
Annus mirabilis'im,
Bin yıldızımın yakıcı nefesi,
Kızgın mutluluğum,
Huzurlu son'um,
Nasılsın iyi misin...?
...boşver söyleme;
Özledim...


08.10 peki neden diye sorduğunda bugün,yalnız kaldığında kendi kendine;cevabı, sustuğun budur belkide...

14 Nisan 2026 Salı

Azığımda bin savaş

 
Azığımda beş günlük ekşi ayran sadece.
Yol uzun,yol taş toprak,yol sarp yamacı çıkılmaz yokuşların.
Azığımda üç güzel anı dudaklarından dökülen eriyen kar sularının.
Sevmek hiç kolay değil,sevmek sırt ağrısı,kalp sızısı,
Sevmek yürekte kıramplar hançeri,durmadan girip çıkan kanlı içimize.
Azığımda tek,sana sürülü bilmeden senden esen kokunda rüzgarın.
Umutsuzluk şeytanın sisi umut arayan mum ışığı gözlerde.
Azığımda sen,
Azığımda bir mahşer,
Azığımda sensiz bir sensizliğin cehennemi çıtırdıyor sevgilim.
Azığımda bin savaş,
Azığımda bir öpücük,bir barış dalı zeytine konmuş yağmurun dinmesini bekliyor...
Unutulmuş tüm hatırdan silinmemesi gerekenler,
Kül soğumuş,sözler uçuşmuş dudaklardan ve gömüldükleri kutsallardan bir bir...
Azığımda bin sevişme,bin ölüm,
Azığımda yalnız seni düşleyen bir yeşil yarın yaprağı,
Kuruyor şu gün,bu mavi gökler ve o güneş...
Azığımda beş günlük ekşi ayran sadece.
Yol uzun,yol taş toprak,yol sarp yamacı çıkılmaz yokuşların.
Azığımda yana yana külden bir güle çalan simsiyah bir nefesin var.
Ve aşk dört nala koşuyor şu savaş meydanlarından şerbetine tüm bu şehadet sevmelerin...


20.39 dudaklarından bir damla ılık nefes,
bir yudum ekşi ayran yeter bin yıl bana,
doyarım hem kadere,hem kedere hem kendime...
Bana seni gerek seni...

12 Nisan 2026 Pazar

Ey ademoğlu

 
Ey ademoğlu sana ne oldu,söyle.
Senin olmayan yerleri başkalarına yasak etmişsin,
Gitmeyelim denilen cehennemleri,dünyaya bugün etmişsin...
Ey ademoğlu sana ne oldu,söyle.
Toprağı kızdırmış küsmüşsün,sırtını dönmüşsün genç sürgünlerin hepsine,neden.
Sana uzattıklarını bırakmış;altında tarihini,tüm mezarlarını kazmış çalmışsın.
Ey ademoğlu sana ne oldu,söyle.
Suyu,havayı bırakmış,terketmişsin.
altını üstünü yakmışsın tüm toprağın,yeşilin...
Neden...
Senin olmayan yerleri hapsetmişsin yerde duvarlar ,zihinde düşünce ile...
Ey ademoğlu sana ne oldu,söyle.
Başkasına ait bile olmayan kalbi,ruhu çalmak istemişsin emaneten taşıyanlardan...

Ey ademoğlu sana ne oldu,söyle.


08.13 uyanma zamanı ey insan.

11 Nisan 2026 Cumartesi

Bir güneş ve bin kahraman yıldız

 
Bir güneş ve bin kahraman yıldız karanlık uzaklardan...
Ey anam,zeytin ağacım,bin yıllık sonsuzluğum,
Gençlik suyum,
Kolumda kuvvetim,
Gözümde sevdam,
Göğsümde durmadan çarpıp atan kinim...
Bir güneş ve bin kahraman yıldız karanlık uzaklardan...
Çıkmış hırsız bir tilki,hayin bir sıçan,
Aslana altın bir kafes,pırlanta bir tasma hediye uzatıyor,
Yazık...
Dişlerde;rahmetli,bereketli o kadim ceylanın kanı bile sızlayıp üzülüyor düşülen bu zavallı hale...
Bir güneş ve bin kahraman yıldız karanlık uzaklardan...
Avuçlarda kahramanlar doğup büyüyor kutsal arpa buğdaylar gibi,
Saçılıyor anaların ellerinden altın ışıltısıyla bin yıllık tarih,kana doymuş kızıl bir ırmak misali çıplak adımlarımızın altında uzanan bu cennetin toprağına...
Bir güneş ve bin kahraman yıldız karanlık uzaklardan...
Uyan !
Uyan artık içimdeki kin,yeşil filizi kadim kükreyişlerin.
Kış uykusu köstebeklerin olsun tıpkı eski günlerdeki gibi,
Biz ısıralım parçalayalım yine tacı çalan,kendini kandıran hain maymunları bir bir;
Adaletin ılık meltemi essin sarsın değsin yeniden,
tüm masumların,tüm yetimlerin en son annelerinin öptüğü o güzel o cennet kokulu saçlarının örtüp sakladığı ense köklerine...

Bir güneş ve bin kahraman yıldız karanlık uzaklardan...

* lütfen hatırlayınız;kanınızdaki tarihi,fıtratı ve o cennetin ırmağından sırf size dökülü arı damlalarını korkusuzluğun ve adaletin...

08.18 aslanlar uyanıyor,ve kanlı savaşın şafağı esiyor yüzlerine...

7 Nisan 2026 Salı

durmaz dualar atlıkarıncası

 
- bana üç oğul doğur,bir kız aç yüreğinin güzel yüzlü dalından sevgilim.

Amin.


22.24 durmaz dualar atlıkarıncası.

Ey solastalji...!


* elimi tut yeniden seni küçük aptal,kalmadı gayrı zaman,ölüyorum...

monodialog öpüşmeler atlası


- kurtulduk mu ?

- ...dur;yeni düştük daha kör karanlık yusuf kuyumuza,...haydi,sokul bana.


* bana kaçma sevgilim;bana çık gel.İkisi de aynı son görünür ama onsekizbin alem fark nefes alır ikisi arasında...

22.16 monodialog öpüşmeler atlası.

Kör kor turuncuları,kırmızıları sana üfleyeyim

 
Hey küçük aptal;
Nasılsın iyi misin ?
Hangi yokuş yorar en çok seni şimdi söyler misin,
Hangi dudağa tanrı misafiriyiz peki ya şimdi...?
Kim kimi terketti bilmiyorum inan,
Kim kimden gitti,
Kim daha kızgın yada kim daha haksız,
Düşünüyorum,düşünüyorum ama bulamıyorum.
Hey küçük aptal;
Nasılsın iyi misin ?
Geriye dönmüş koşmuşsun gücün yettiğince,
Kaçmışsın benden belkide,
Ama unutmuşsun bu gezegen mavi yuvarlak bir misket,
Yanıma dek her gece düşlerinde,durmamışsın asla,
Kaç kaç kaç,
Koş koş koş,
Uzaklaşabildin mi peki ne olursun söyle ?
Hey küçük aptal;
Nasılsın iyi misin ?
Bin mavi gökten düşmüşsün,korkmuş tanımadığın bir dalın elini bile tutmuşsun,
Gözlerim yanıyor,heryerim ocakbaşı heryerim duman...
Yaşlar,yaşlar,ve yaşlar...
Tutmuş beni diğer diyara uğurluyorlar...
Hey tembel kıss;
Özledim,diyemedim affet,
Gururum tuzlu ak kayalardan bir dağ içimde,
Tırmanamayıp her gün düştüğüm yuvarlandığım,
Her gün bin defa ölüyorum biliyor musun,
Kafamda bir gülüşünün hayali ile uyanıyorum her ölümden,
İstemesem de buldum galiba istemeye istemeye ölümsüzlüğü,
Dudaklarından bana esen ah o dut kokulu nefeslerini,
Hayalime sarıp sürüp kokladım,içime içtim...
Hey küçük aptal;
Nasılsın iyi misin ?
Ne olmak istemiştim,ne oldum bak,
Tanrının atıyım istemediğim yarışları koşup kazanan,
Ölümü öpen yorulmalar demleniyor her gün etimde,ellerimde...
Ve bir rüzgarın hayali beni yaşatan sevgilim,saçlarının arasında elleri esen dolaşan,
Kokunu alıp çalıp sonra benimle tokalaşan,
Elime sinen kokunu çekiyorum içimin derinlerine inan o bir damla şifam diye...
Hey küçük aptal;
Nasılsın iyi misin ?
Aklın değdi mi göklere,tanrı katına ?
Bir ornitorenk,bir köstebek,
Ve kuşların hayalleri yeşil bahar dallarında,
Karıncalar,ah o karıncalar,
Çok seviyorum ağacının gölgesine uzanmayı ve kalkıp sımsıkı sarılıp başımı dayayıp bir saklambaçta sayarken kaçta kaldığımı unutup orada uyumayı...
Sobesi kim bu kaçmaların inan bilmiyorum,
Cevabı saklamış rüzgar yada gözlerin,
Gülsen yeterdi aslında,
Yaşamayı seçtim neden bilmem yine de sıratımda,
İzin verilmese olmazdı da zaten...
Hey küçük aptal;
Nasılsın iyi misin ?
Koşma artık yeter,inan yetişemiyorum...
Kırılmış arka ayaklarımdan biri,anlamadım,
Bekliyorum kazılı çukurumun uçurum kenarında,
Tut elimi düşelim,
Öp beni kanat çırpalım güneyine bu soğuk kederlerin,
Tut elimi,
Öp gözlerimi,
Aitim sana,farketmez gayrısı inan.
Sussan yanarız,sen gül boğulalım,
Hangi okyanus örter üstümüzü üşüdüğümüzde bilmem,
Ayağını ayağıma yasla paylaşalım etimdeki ateşi sevgilim,
Yüreğimin ocağında döveyim sabahlara dek dünyadaki bütün gülleri,
Kör kor turuncuları,kırmızıları sana üfleyeyim her öpüşünde beni;
Ve dudağını,dudağıma aşıla sevgilim,
Seni açıp seni doğurup büyüteyim ve tüm dallarımda...



21.58 çatladı eski gitarda tozlu bir tel,ve kimse duymadı...