23 Ağustos 2026 Pazar

Öpsem sonsuzluğu ılık pembeliğinden

 
Ölüm bayılmış uzanmış önümde,parlar ıslak dudakları.
Öpsem sonsuzluğu ılık pembeliğinden.
Kırılır gerçeklik ellerimden gözlerime dek ve sonra.
Kader sana yazılsın sevgilim;
Ben kendimi keserim,
Yiğit ölür,şanı kalır...
Ölüm bayılmış uzanmış önümde,parlar ıslak dudakları.
Öpsem sonsuzluğu ılık pembeliğinden.
Her şey yıkılsın,kalmasın yerde gökte ne bir taş ne de bir renk;
Seni ne ayakta tutar tam böyle bir vakitte sevgilim haydi söyle...
Tut elimi,doğalım yeniden yeniden her yok oluşta seninle.
Ölüm bayılmış uzanmış önümde,parlar ıslak dudakları.
Öpsem sonsuzluğu ılık pembeliğinden.
Bu kopyalar çağında alkışlar çürümüşlüğü,
kendini satmış,tüm bu satılmış korkak ruhlar...
Yazıklar,
Ah bu yazıklar...
Uyusam geçer mi sence bu soysuzluk...?
Ya bu sensizlik...?
Ölüm bayılmış uzanmış önümde,parlar ıslak dudakları.
Öpsem sonsuzluğu ılık pembeliğinden.
Bi mahabbet yeterdi seninle bana oysa...
Dostlar yaprak olmuş sararmış solmuşlar,
Usul usul kopup süzülmüşler bir bir...
Azala azala bir ben kalmışım; bir de içimde kocaman bir sensizlik...
Siz çoksunuz,biz sevdalı...
Süleyman saklanmış asa'sına dayanmış,
rahmete ulaşmış;
Kimse ne duymuş ne hissetmiş,
Günler geçmiş,
Bir ağaç kurdu okumuş sela'sını göğe...
Ölüm bayılmış uzanmış önümde,parlar ıslak dudakları.
Öpsem sonsuzluğu ılık pembeliğinden.
Şerbetini içsem kutsal sonumun ellerinden senin,
ıslak fısıltılardan dualar gömülü dudaklarının altın tas zincirli çeşmesinden...

Ölüm bayılmış uzanmış önümde,parlar ıslak dudakları.
Ve öpsem sonsuzluğu ılık pembeliğinden...


14.17 fin.

22 Ağustos 2026 Cumartesi

Neci sevmeler tarar saçını

 
Neci sevmeler tarar saçını bilmem,
Bilirim çiçeğine on arı koşar kanat çırpar.
Hangi sevmenin simyacısısın sen sevgilim söyle bana.
Olsun;
Toprak anamın kanunu bu,boynum kıldan ince.
Ama yine de lütfen bana söyle,
Sor içine bi önce,senin çiçeğin asılda kimi ister...?
Zehrini ben içerim,bırakmam kimseye;
Senden pay biçilen ölümün dahi her kırıntısını kıskanırım,
üzgünüm paylaşamam...
Neci sevmeler tarar saçını bilmem,
Bilirim çiçeğine on arı koşar kanat çırpar.
Yalan yok,kızarım da çok sana...ama...
Elden ne gelir ki bilmem bu hal'da.
Sırtımda altın tüyleri tanrımın,kocaman kanatları güneşimin;
Düşmemiştim daha önce hiç böyle bir kuyuya yada derde...
Ne kanat çırpsam da nafile,
Islanmış sırılsıklam gönlümün kanatları herhal,
Göklerin meleği idim,her yer mavi,her yer beyaz ve göklerdi benim cennetim;
Lakin şimdi uçamaz oldum,
Yerde çölleri,kızmış kumları bilmez idim hiç; yürüdüm yürüdüm mecnun'un oldum...
Neci sevmeler tarar saçını bilmem,
Bilirim çiçeğine on arı koşar kanat çırpar.
Ateş yanar yangın doğar cehennemler büyür de,
Köz tüter tüter de bilmem ne olur,kim olur,neye dönüşür...
Oooffff,
Of.
Şimdi,neden,
aslında bilirim de bilmem,
Sırtımda kanatlarım bana kızar,
Ayaklarımda durmaz çığlık çığlık bir sızı,bir isyan hali,
Ne desem nafile,ne desem şifa etmez sanki,
Geldik mi sonuma ey güzel tanrım,
Lütfen durma o zaman,bir saniye dahi bir ömre dönüştü bu içimdeki bilinmez varoluşlardan sızıda;
Ah aah,
Yumruklarım dağları yerdi,
Şimdi yerlere düştü...


09.36 zamanda dolaşan ruhlar istasyonu.

20 Ağustos 2026 Perşembe

Viran bağlarımda bir dilek ağacısın

 
Viran bağlarımda bir dilek ağacısın.
Salınır renk renk iplerim,çaputlarım,
Hepsi sen,
Hepsi sana dair,
Dudağım kuytusunda saklanan en gizli dualarım.
Keleş hislerimin dallarında açan huzur tomurcuğum.
Berduş sensizliklerim erir tanrı dağımın demir ocağı yalnızlıklarımda.
Viran bağlarımda bir dilek ağacısın.
Görsem seni suskun kalırım belki,
Sesim dahi ihtiyar şimdi,susar kalırım karşında;
Dudaklarının çeşmesinden bir yudum suyunu dilenirim...
Viran bağlarımda bir dilek ağacısın.
Yara bere kalbim,sızı çatlağı gönlüm duvarları,
ah şu virane yüreğim.
Kim seslense ardımdan,
sen sanıyor her seferinde hala bu çocuk kulaklarım.
Hala toy,hala sensizim...
Viran bağlarımda bir dilek ağacısın.
Bağladım seni dallarıma,dallarına ardı sıra...
Renk renk dualar,dilekler avlusu sen ile bahçem.
Duy beni eyy Tanrım,duysun beni tüm kadim yıldızlarım...
Az'dım;
Daha da azaldım,
Ruhum merhum,toprağa düştüm.
Etim yürüdü,ve yolda kaldı...
Viran bağlarımda bir dilek ağacısın.
Ne zaman baharın açsa doldursa dallarına kollarına bembeyaz çiçeklerini,
Dualarım kabul oldu sandım...
Sanrısına düştüm,yuvarlandım.
Heryerim çamur,ve rahmet yağan baharlar zamanı şimdi avuçların...
Koklasam ya,izin versen;
Koklasam,koklasam,
Ve ölsem oracıkta...


09.03 sonsuz dilekler avlusu.

18 Ağustos 2026 Salı

kalbim bir yangının ertesi bir kül ormanı

 
Çamaşır ipimde kendini asmış amuda kalkıp bana bakıyor ölü gözlerinden bir böcek.
İnatçı sinekler coğrafyam,
Tek sevdam,
Bir memleketim.
Deniz rüzgarlarına tutunup uçan otların kokusu,
Tek parfümüm.
Çamaşır ipimde kendini asmış amuda kalkıp bana bakıyor ölü gözlerinden bir böcek.
Utandım.
Bilmem de aslında utanmak tam olarak ne demek,
Sen affet.
Sorular,sorunlar büyüdü; karlar eridi çok oldu sevgilim.
Unuttum senden öncesi yada sonrası tüm günlerimi...
Kim kaldım,kimsesiz kaldım,
Ve unuttum matematiğini,ve o tüm saymalarını.
Çamaşır ipimde kendini asmış amuda kalkıp bana bakıyor ölü gözlerinden bir böcek.
Kurudu heyecanlarımın,hislerimin o yeşil çimenleri...
Çatlamış dudaklarımda toprak,
Yüzümde dağılmış yağmurdan kaçan o gri'den bulutlar...
Yüzümde intikamın insanı delirten kaşıntısı;
Kazısam kanatsam tüm yüzümün toprağını yine de doymam soğumam...
Çamaşır ipimde kendini asmış amuda kalkıp bana bakıyor ölü gözlerinden bir böcek.
Ve kalbim bir yangının ertesi bir kül ormanı...



12.18 fin.

Kızıl gerdanına dantel işler modacı kır örümcekleri

 
Sihirli dudakların mı var senin,
Işıldıyor dudaklarının ucundan sanki bir şelalenin doğurup uçmaya uğurladığı güneşin aydınlıkları sırtlarına kardığı damlaları gibi o kelimelerin...
İçme demiştim şu sonsuzluğu sana,
dinlemedin yine beni değil mi.
Bir ağacın yanıbaşında açan broşu sanki şu çiçeklerden taşan,kokusu yayılan...
Ey ölümsüzlerin otu,
Ey kalbimin nefesi,şifa iksiri,
Söyle bana,
Sihirli dudakların mı var senin,
Işıldıyor dudakların...
Nedeni belli mi...?
Kızıl gerdanına dantel işler modacı kır örümcekleri,
Düşler uçuşur rüzgarında karahindiba tohumcukları gibi...
Ve ben dudaklarından içerim susuz geçtiğim sahra'dan tüm çölünü senin...


12.01 ahlaksız mısralar bahçesi.

14 Ağustos 2026 Cuma

Beyaz tüllerden cenazem

 
Benim;
Beyaz tüllerden ve utangaç yaz rüzgarından cenazem...
Konuşsam güzel görünür belkide,
Ama susuyorum sonsuza dek artık...
Alışılmışları tekrarlıyor uzun beyaz ceketli adam,
Herkes izleyebilsin diye sadece,
düşünemesinler üzerime hiç diye belkide,ezbere...
Beyaz tüllerden ve utangaç yaz rüzgarından cenazem...
Yaşamak zordu.
Ölmek kolay mı henüz hala bilmiyorum,
Uçuşuyorum beyaz tüllerde,
Yaşamaya devam ediyorum hala gözlerinde,
biliyorum...
Beyaz tüllerden ve utangaç yaz rüzgarından cenazem...
Seni yürüdüm.
Seni tırmandım.
Hiç yorulmadan hem de.
Boş yere nedenler arama,aramayalım;
Çünkü buldum,
Çünkü istedim,çok istedim...
Çok hissettim sevgilim.
İlk defa hissettim; nefes alan bir ruhu göğsümde taşıdığımı...
Çünkü...,
Neyse boşver.
Bırak başlasın sela'sı düşlerimizin,
Düşler ütopyamızın.
Kefeni sarılsın etimize,suretimize,
Tüm o durmalarımızın,
Tüm pişmanlıklarımızın...
Beyaz tüllerden ve utangaç yaz rüzgarından cenazem...
Üç tahta verecekler sana,
Kabrime in,ayakkabıların toprağımla ıslansın...
Adına çamur desinler varsın tüm o güzel aşk'ların,
Bırak sen sevgilim;
Üç tahta verecekler sana,
Bu son dileğim,
Hepsini üşümüş kalbime sapla...



22.37 oysa bir fatiha yeterdi bize; ekmeksizlik,hava civa...

13 Ağustos 2026 Perşembe

Benim güzel canavarım

 
Benim güzel canavarım.
Göğsümün kemik kafesine kim koydu seni.
Kanımdan,canımdan beslerim seni.
Kendimden düşerim her gününü...
Yeter ki sen içimden yine öylece bak bana.
Benim güzel canavarım.
Sarılsam sana yersin beni bir lokmada belkide, bilirim.
Olsun.
Ağaçların fidanların saçlarını okşasın tarasın anaç rüzgar;
Ben seni,sen uyurken sever okşarım...
Benim güzel canavarım.
Kalbim,kemik kafesinde kırmızı su çanağın olsun,
Isır,kemir,yala yanıbaşına denk düşen kemiklerimi,
Sızlayan içimden bul öp,yakala boğazımdan boğ beni...
Olsun.
İnan ses etmem.
Can feda sana...
Benim güzel canavarım.
İçimde bir gezegen nefes alıyor sevgilim,
Ve içimin yarısı deniz...
Nereden nereye dönüyor ruhum bilmem,
Ama hissederim.
Olsun.
Can feda sana.
Benim güzel canavarım.
Ölümüm elinden olacakmış dediler,
ve dedi içimdeki o ses;
Olsun.
Can feda sana.
Yerden,yelden,candan,serden geçmişim;
Devirden düşmüşüm,düşkünüm.
Olsun.
Can feda sana.
Benim güzel canavarım,
Doğanı dinle,geçir dişlerini gerekirse,iç kanımı.
Haydi durma,nefesim can'da iken hala kopar çiğne etimi suretimi;
Ah dersem namerdim,
Ses etmem,gül açar gül dökerim gözlerine gözlerimden,
Böyle şanlı ölümü öperim şakağından yine de uzanıp.
Olsun.
Can feda sana.
Benim güzel canavarım.
Sevgilim...

Seviyorum seni.


15.19 içimi ısırıp koparan sevmeler.