2 Ocak 2026 Cuma

sevda çorbası

 
Yüz devrik cümle.
Üç damla yaş gözünden derili.
Çatlamış topraktan gevreyen bir küçük gülüş.
Bir avuç ateş.
Bir nefes özür.
İs kokusu.
Bir damla süt.
Bir damla zehir.
Sabahın yarım çay bardağı kadar pencereden perdeden süzülen ilk güneşi.
Kimsenin bilmediği birkaç iç cebinde saklı söz.
Bir çay kaşığı ünlem nefesinden.
Karakovandan çayırdan aldan mordan çiçekten mirastan şifa bir damla bal.
Kızgın kumda beklemiş bin saatlik dem.
Bir tutam aşk.
Bir tutam hasret.
Bir tutam vuslat.
Bir tutam öz.
Bir tutam sövgü.


Dök hepsinden aş kazanına,yak altını geçmişin kuruyan odunlarının.karıştır durmadan kaleminle,dibi tutmasın.
tütsün düşün dumanı,kekik isi üzerimizde süzülsün.karıştır karıştır gözlerinden tüm hayallerini...
kıs ateşini,kıs kinini sonra kendi haline bırak,demlensin nasip...

10.24 sevda çorbası.tarif-i ıstırabı yüreğin...

Hangi güneş doğurur bizi yeniden bilmem, ve hangi mahşer arar bulur bizi

 
Yüzün suyu hürmetine.
Geçmişim kendimden,günümden,ekmeğimden.
Kimseler bilmez derdimi.
Üşümüş donmuş gezegen,eksi kırklar,kırkbeşler.
Cehennem dediğin,gürül gürül yanan sobası bu dünya evinin,
Tut uzağından mora çalan ellerini,ısıt uzağından içini...
değme yeter...
Hele bir de varsa tutup ellerinin içini,
içinden harlayıp avcuna üfleyen sıcak nefesini,
Sen olmuşsun cennet,
Her nefesinden bulutlar doğup yükselir maviden göğüne...
Boşver sobasını tüm ıslak günahların o vakit,
Baştan başa sevda yakar inan suretinde kardan çayırlarını...
Yüzün suyu hürmetine.
Geçmişim kendimden,günümden,ekmeğimden.
Kimseler bilmez derdimi.
Üşümüş donmuş gezegen,eksi kırklar,kırkbeşler.
Tek ses gülüşün hatrımdaki.
Zifir bir sessizlik burada cehennem dediğin,
Işıklardan bir gece eser durmadan yüzümüze,
Hatrımda sesin,cennetim...
Yüzün suyu hürmetine.
Geçmişim kendimden,günümden,ekmeğimden.
Kimseler bilmez derdimi.
Üşümüş donmuş gezegen,eksi kırklar,kırkbeşler.
Eleleyiz kalmışız öylece,ölmüş müyüz yaşam kalmış mı içimizde belli değil,
Lakin her ne hikmet ise,
Don yemişiz seninle,
Aynı kalmışız,hiç değişmeden ezelden sonsuza...
Hangi güneş ne zaman patlar yakar doğurur bizi yeniden bilmem...
Hangi mahşer arar bulur bizi sormam,
Kalırım seninle elele öylece...


08.18 sabah-ı şerifleriniz hayrolsun gül bağım.

Kalem-i bağban.

içmişim sevda lav'ını

 
Gördüm toprağa basan çıplak ayaklarından göklere saldığın o çığlığını.
Gördüm o çığlıktan ok,gerilip gökte mavinin yüzüne ilk nefesini almaya koşan,beni çağıran o çaresiz ateşten yontulmuş ışığını.
Devranlar zamanı ezelden yenmiş koşar,
Mülkler toptan yalan sevgilim,
Kandırmasına izin verme asla insan neslinin seni...
Korkup titreyip rüyalarında ateşten,
Elinde her gün yakmak niye...
Cehennem hırkası günün;
Üşümem asla ama asla,
Almışım avcuma dudağından üç yudum alevini,içmişim sevda lav'ını,
ciğerim ateşten bi okyanus gayrı,
Dedim ya,
Cehennem; hırkası günün,
Üşümem asla ama asla,
Ne dünümü soyunurum istediler diye ne yarınımı yediririm domuza,kuzguna...
Gördüm toprağa basan çıplak ayaklarından göklere saldığın o çığlığını.
Gördüm o çığlıktan ok,gerilip gökte mavinin yüzüne ilk nefesini almaya koşan,beni çağıran o çaresiz ateşten yontulmuş ışığını.
Ağaç sandığa koyarlar etimi,
Ateş ile ruhun denizini korkuturlar...
Işık buhar olur yükselir oysa,
Koşar bulutlardan örülü cennet yuvasına.
Suretim yanar tutuşur göğün güneşini içip de sonra,
Titrer içimiz,damlayıp yeniden toprağa düşer yağmur olur...
Gördüm toprağa basan çıplak ayaklarından göklere saldığın o çığlığını.
Gördüm o çığlıktan ok,gerilip gökte mavinin yüzüne ilk nefesini almaya koşan,beni çağıran o çaresiz ateşten yontulmuş ışığını.
Ah ki ne aaah be sevgilim;
Cehennem; hırkası günün,
Üşümem asla ama asla,
Ne dünümü soyunurum istediler diye ne yarınımı yediririm domuza,kuzguna...
Yaksalar da canımı her gün her saniye türlü işkenceler ile,
Yine de asla vermem adını;
Satmam hiç bir pul'a senden miras bi düşümü.
Ateşi aldım elime,
Yaktım kendimi,
Yürüdüm cehennemin taa yüreğine...
Yine de vermedim adını...


07.47 çekmişim pimini yayımın.ok'uma sevdanı yazmışım mektup mektup.vurmuşum yüreğim ateşinden erittiğim gül kurusu rengi mührünü,salmışım bülbülün sesiyle göklerde şakıyan ışıktan ruhumu...al ateşi eline,sür yüzüme,yıka etimden senden uzak işlediğim her günahı.tövbe say, al yeniden serin kucağına sar kundağına beni...yıllar oldu; ağladım ağladım,çok yoruldum.sarıl,öp,kokla...doyur beni...

30 Aralık 2025 Salı

Dudaklarında bir fısıltı dua'n

 
Benim tarlam harman sarı,
Senin dağların gelincik al'ı ,mor ve yaşamak gibi yeşil...
Yağsa yağmur tarar seninle saçlarımızı,
Ve kar yağar kırlara bembeyaz çarşafında çayırların sevişirken seninle biz...
Tüm etrafımız kar iken,
Tüm gezegen,bir karınca adımını kulaklarımıza bağıracak kadar sessiz iken,
Yüzümün ağacına bir dilek bağlar gülüşün,
Rüzgar eser gevrer dalları ruhumun,
Çıtırdar bir çiçek ve gün doğumunda gökten çalıp kendini maviye boyar.
Gün olur, gül olur ellerin,
Uzanır içine avuçlarının uyuyakalırım tüm yarınlarımı unutup...
Benim tarlam harman sarı,
Senin dağların gelincik al'ı ,mor ve yaşamak gibi yeşil...
Hatrımın sayfaları arasında kurutup sakladığım eski güzel bir gülüşünü aldım avucuma ve sonra,
kokluyorum şimdi avuçlarımdan seni,
Yapayalnız gölgesinde bir ikindi,
Unutuyorum herşeyi ama her şeyi,
Aklım sen,
Fikrim yalnız sen...
Benim tarlam harman sarı,
Senin dağların gelincik al'ı ,mor ve yaşamak gibi yeşil...
Dudaklarında bir fısıltı dua'n,ve ateşböcekleri yıldız yıldız gözlerimizde sevgilim,
Gece kar revan,
Gece sen sevgilim,
Gezegeni ben şu fezada,
gece sen...


23.41 fiN.

29 Aralık 2025 Pazartesi

soyu asil öpüşmeler kütüphanesi

 
- buluşur muyuz yeniden ne dersin,hiç bir şey olmamışcasına taze,
ve yeşil yaprak yeniden ?

- karınca ağzından düşermişcesine bir damla kıvılcım; nasıl yakar bitirir kocaman yeşilden bir okyanusu...akıl almaz...
ceplerimde çocukluğumdan katlı endişelerim var...
ellerim yangın iken,ayaklarım üşüyüp titrer her nasılsa bilmem; üstelik ikisi de aynı memleketten...

Korkuyorum seni,beklerken seni,sevişirken seni korkuyorum;elim tetikte,vurabilirim bilmeden daha kendimi.

Kim zengin,kim fakir umrumda değil inan;yere batsın yalanlarınız ve tüm saçmaladıklarınız...

Orman, bilmez kutsal bedeninden basılan ne sabunu ne de parayı mesela.umursamaz zaten bedava olan evleri kaç paraya sattığınızı ey yalancılar.

* rahatla biraz sevgilim,boşver,ne kutsalsın ne de peygamber.

00.03 soysuz yalanlar.soyu asil öpüşmeler kütüphanesi.

Mutlu arabesk

 
Mutsuz rock,
Mutlu arabesk.
Sekiz yıldızlı rahibeler tatil köyü.
Yabancı dilde yüz tanıdık ölüm izledim,
Yine de yüzde yüz anlamadım,
Boşlukları doldurdum hep,
Bi tanıdık ölüm etmedi hiç kimse,
Alkolsüz kokteyller ile yıkandı musalla'm.
Mutsuz rock,
Mutlu arabesk.
Sekiz yıldızlı ultra her şey dahil mahşerim,
Hoşgeldin kıyametime,sevgilim.
Durma haydi cehennemlerden cehennem beğen,
Tut elimi,
Koşalım sıcağımıza seninle eylülün göç eyleyen kuşları gibi...
Mutsuz rock,
Mutlu arabesk.
Sekiz yıldızlı kan kusturan taşlara oyulu manastırım.
İtiraf edilemez yalanlarım,
İçimden ölmeden çıkarılamaz günahlarım,
Mezarları kim kazıyor sevgilim,
Kim çalıyor ölü güzellerin üşümüş mor dudaklarını...
Mutsuz rock,
Mutlu arabesk.
Sen ne yaptın bana bilmiyorum inan,
Ara ara bulamıyorum,
Ne kendimi ne seni.
Sekiz yıldızlı her şey dahil mavi sıcacık kabrim,
Kim ölü,
Ve kim bu ölü beni usulca yıkayan,
Sıcak dudağıyla beni ölümden geriye çağıran kim,söyle lütfen...


23.48 derimdeki iz ,derindeki iz'i hatırlatırken.

yanan otlar denizi

 
Saat gecenin yarısı,
Ay kapatmış ışığını,
Zifir karanlık yaşamak,sokaklar ve seheri artık sabahın.
Sevmek,değil ki parlayan bir taşın yalan söyleyen ışıltısı,
Sızı,değil ki çıplak bir yılanın göğsümdeki ısırığı;
Sırtını dönsen,bir yangındır her nefes içimde bir türlü sönmez söndürülemez,
Kırılsan küs düşsen ve baksan bir çocuk gibi masum ve ağlak,
bıçaklar bin kıymık bıçaklar beni en derinimden...
Can benim,acı benim,
Kime sordum ki dediler deliliğimi bana,
Beni yüzüme tükürüp öpenler,uçsun ellerimden kollarımdan baharın uğurlu böcekleri gibi.
Ve,
Saat gecenin yarısı,
Ay kapatmış ışığını,
Zifir karanlık yaşamak,sokaklar ve seheri artık sabahın...


23.01 doymazlığın sandalı kürek salmış denize.yanan otlar denizi...düşler ve ah bitmez tükenmez şu tepemizdeki karanlık...