23 Haziran 2026 Salı

tuzla ovulmuş umman yağmurlar

 
Yüreğim,dört nala ağlayan bir denizatı.
Harakiri yapıyor gururdan yontulmuş gözlerim,gülüşlerimin kılıcı ışıltısında;
Kırpmıyor bir sefer bile şüphesine düşüp fani suretinin...
Yüreğim,dört nala ağlayan bir denizatı.
Yüzlerce kainat doğup saçılıyor yarılan karnımdan şimdi.
Yüreğim;bin şehir,tek memleket...
Yüreğim;ne zaman sorsam,yalnız senden ibaret...
Yüreğim,dört nala ağlayan bir denizatı.
Lacivert okyanuslar atlası.
Benden uzakta fırtınalar,savaşlar vakti gezegende mevsimi mahşerin...
İçinde yüzdüğüm,yaşadığım,yediğim,içtiğim,
ağladığım bu tuzdan,devlerin bir bardağı bitmez mavi su...
İçemem aşk'ı,her ne kadar susasam,kurusam da,
Tehdit etse de beni ölüm uzanıp ılık öpücüğü ile sevişerek;
İçemem aşk'ı,
Ey tanrım,bu tuzla ovulmuş umman yağmurlar neden...
Yüreğim,dört nala ağlayan bir denizatı.
Yeşil çimenler,yosun çayırları,mercanlar...
Dağlardan doğuyor her sabah kalbim,
Ve batısı huzura sürülü gülüşün yüzünde bir günlük ömrümün...
Yüreğim,dört nala ağlayan bir denizatı.
Aklıma düştüğüm masum bir mevsim akşamı yada huzurdan çiçeğini açmış o bir an,
Ve hergün bin mektup doğuyor saçılıp sana koşuyor yarılan karnımdan...



09.55 kumlar ve kırılan cam.

I brewed the tea, my love

 
I brewed the tea, my love. I watered the flowers.
I fed the birds and cats; I petted the dogs.
I cleaned and fed the ants, turtles, dreams, and snails.
I washed the balcony. The pasta water boiled.
I cut the tomato, peeled the cucumber; their scent filled and wafted through the kitchen.
Oh basil, oh rosemary, oh thyme, I picked fresh love from the branch.
The jam boiled,
I waited on your warm lips until dreams turned pink...
Laws, rules, iron gates, barbed wire, and roses.
Those orphaned nightingales, braver than brave, who fly and sing poems to their roses and perch on the tips of iron spears...
I brewed the tea, my love. I watered the flowers.
I fed the birds and cats; I petted the dogs.
I smelled the books.
I've gathered salty seeds for you, my lips a parched monastery of altars...
I've collected all the beautiful dreams we'll see tonight from the branches of the heavens,
Let's sleep,
May God grant you peace, my love.


22.51 dream.

çayı demledim sevgilim

 
çayı demledim sevgilim.çiçekleri suladım.
Kuşları,kedileri doyurdum; köpekleri sevdim.
Karıncaları,kaplumbağaları,düşleri,salyangozları sildim besledim.
Balkonu yıkadım.makarna suyu kaynadı.
Domatesi kestim,salatalığı soydum;kokusu doldu dolaştı mutfağa.
Ey fesleğen,ey biberiye,ey kekik,dalından taze aşk'ı tuttum topladım.
Reçel kaynadı,
Hayaller pembeleşinceye kadar sıcak dudaklarında bekledim...
Kanunlar,kurallar,demirden kapılar,dikenli teller ve güller.
Uçup uçup gülüne şiirler söyleyen ve demir mızrak uçlarına konan cesurdan cesur o öksüz bülbüller...
çayı demledim sevgilim.çiçekleri suladım.
Kuşları,kedileri doyurdum; köpekleri sevdim.
Kitapları kokladım.
Tuzlu çekirdek biriktirdim sana,dudaklarım kavrulan sunaklar manastırı...
Gecesine göreceğimiz tüm güzel olmuş rüyaları fezanın dalından topladım,
Haydi uyuyalım,
Allah rahatlık versin sevgilim.


22.51 düş.

ANAKIN

 
Anakin.
Varoluşun erken yorgunluğu.
Acıyı güzelliğe dönüştürebilmek.
İçimdeki karanlık;
Gece,ateş böcekleri,yıldızlar ve ay...
Bir gazoz şişesinde iki bebek güneşlerden çiçek.
Kızarmış ekmek kokusu,balkonda fesleğenler.
Ah o çıtır çıtır sıcacık ekmekler ve düşler...
Beni durmadan mızraklayan yüz süvarisi aklımın,şu keder...
Kan kaybım,ağustosu üşüyen yüreğim.
Anakin.
Varoluşun sevda yorgunluğu.
Kaç yaşında büyümek zorunda kaldın sen ey güzel çocuk.
Dilini bilmediğim coğrafyalar yoğuruyorum ellerimde,
Saçlarında barut kokusu bin çocuk doğuruyorum her gün,
Yüreğim,dört nala ağlayan bir denizatı.
Anakin.
Varoluşun düş yorgunluğu.
Toprağı kazan ellerim,sihirden yolum,kabir tozu parmaklarım.
Islanmış kesik çimler üzerine uzanıyor çocuk hayallerim,
Kutsal kadınlar uzatmış ellerini göklere benim için;
Dualar açıyor yaseminler gibi kadim dudaklarda...
Anakin.
Hain kılıcını vuruyor kendi karnına keskinden keskin saf hükmü diye.
Anakin.
Varoluşun ak yorgunluğu...
Zor nefesler zamanı bir mevsim doğuyor göğsümün seherlerinde...
Söyle,
Kaç çocuk öldürdün içindeki ateşten canavarı doyurmak için...?


18.32 grüne pflaume.

22 Haziran 2026 Pazartesi

bal yapmaz arılar mezarlığı

 
Bu yazmalar.
Nedir kimdir.
Kimine göre sevda,kimine sevmek,kimine aşk...
Kimine savaş,kimine gönül bulantısı,his kusması.
Kimine çiş yarışı.
Kimine göre toprak buğday yağmur çamur.
Kimine ıslak çimenlerin kokusu.
Bu yazmalar.
Nedir kimdir.
Kimine yara,kimine kara merhemi geçmez çile'nin.
Kimine bir kazan ayran;
Uyu öğlen güneşine karşı rüyalardan rüyalara,
düşlerden düşlere...taa ayı'na kadar gecenin...
Bu yazmalar.
Nedir kimdir.
Kimi bilir,kimi bilmez.
İnan belki konuşmaya da değmez.
Bu yazmalar.
Nedir kimdir.
Tadı,adı bilinmez.
Su misali satırlar erir kışların engin eteklerinden,
Mektuplardan devden dev çığlar düşer büyüyüp bahardan kuş yavruları gibi göklerden gördüklerimize...
Bu yazmalar.
Nedir kimdir.
Edebi garez...?


10.41 bal yapmaz arılar mezarlığı susuşun yüzünde.

"Falling" in love ?

 
Cuma'dan damladı cennetin bir damla suyu yüzüne,
Ey kutsal suyum,
Ey Müküs çayım,ey saraybahçem...
Ey cennetin içilesi mavi okyanusu,
Ey güzel toprağım,kutsal anam,anadolum;
Ey anamın üç güzel kardeş suyu...
Fırat'ım,Dicle'm,Nil'im...
Cuma'dan damladı cennetin bir damla suyu yüzüne,
Sen iste,sen dile yeter;
Sekiz femtosaniyem,yüzüne değip sonsuz göklerinden kainatın dudaklarına düşüşüm...
Gönlümden gönlüne,
Gözlerimden,gözlerine,
Ey kimselerin bizi duyamadığı psiyonik sessiz mektubum...
Sevmek,düşmek mi ki...? 
İçimin,elinsiz çıkılmaz yusuf kuyusuna.
Ey bin yıllık kutsal sandığım,
Altın mağma'm,
Dilimde dileğim,kadim dua'm...
Gölgelice ağacın kesilmesin,
Güzel suyun kurumasın,
Kalbinin kılıcı kırılmasın...amin.


10.29 unutulmuş dua'm.

21 Haziran 2026 Pazar

kalbi kırık sabahlar

 
Kafamdaki yargıç;
Terazisi yok bende derdin,
Kimisinde hassas tartısı göz yaşlarının.
Yekpare tuzdan kaya içimde çile,oysa,
Dağ misali,belki bir in içine koşup saklandığım,
Kaldıramam,düşünemem bile...
Kafamdaki yargıç;
Terazisi yok bende sevmenin,
Kimisinde sahte ağırlıkları hesaplı kitaplı tüccar aşk'ların;
Gereği yok ölümlü ellerden yazılı yalan geleceklerin,
Gereği yok inan kopya kağıdı yazılı sahte kaderlerin.
Okumalara yazık,inanmalara kıyamet...
Kafamdaki yargıç;
Terazisi yok bende yaşamanın,
Kimisinde bakkal defteri edilen iyilikler,aslında savaşılması gerek kötülükler...
Yaşanır mı ki böyle,bilemedim,
Beceremedim; ben beceremedim...
Ben de koyunu muyum tanrım bu kadim sürünün,
Yanlışa,aldırış etmeden usul usul yürüyen uçurumlar,
Düş kervanları...
Durduramadığım,durmaksızın çiğnediğim,durmadan yeniden biten azalmayan aynı taze yeşil çimen günler...
Başımı kaldırdım göz göze geldim çoban ile,
Ne yapsam bilemedim...
Ey kurt neredesin...? Söyle geleyim.
Kafamdaki yargıç;
Terazisi yok bende ölmelerin,
Hakkını verelim yeter be sevgilim,
Hakkını verelim yeter...


08.46 kalbi kırık sabahlar,kırışıyor yüzümün kader çizgilerinde.