Bir karınca kervanı incecik,yolda.
Sıratın köprüsü misali dantel kadar ince,
Gözleri korkutuyor avcuna kalpleri de alıp
Sanki koptu kopacak...
Bir karınca kervanı incecik,yolda.
Yürüyor günler kaderin yuvasına,
Eve ekmek taşıyor her gün aynı yol aynı sonda...
Her adım ezberlemiş bir sonrakini sanki,
Sırası şaşmaz ne nefeslerin ne adımların bu aynı yolda.
İki boyutlu görür karıncalar der insan,
Kendi iki boyutlu yaşar bir ömür oysa.
Bir karınca kervanı incecik,yolda.
Başını kaldırmaz kimse bir defa dahi,ah bi neden diye sorsa.
Bir karınca kervanı incecik,yolda.
Bir kırıntı bir ömür ismi eğer bir kitap yazarsa,
Yine de kimse okumaz satırlarını bu koşan kervanda.
Belki bir çekirge,bir ağustos böceği okuyup alkışlar onu,bilmeden asla o kervanda hangisi yada kim olduğunu...
Bir karınca kervanı incecik,yolda.
Sorsan ama herkes beraber ve kolkola...
Bir köle düzeni bu orman ve tüm bu sabahlar.
Karıncadan bir ülke,arıdan bir ülke bu gezegen bu kara düzen,
Ya bu kelebekler özgürlüğün savaşçısı mı göklerde sence de ?
Başını kaldırdı bir karınca sonra,
Elindeki kuru ekmek kırıntısına bir şiir yazdı önce,
Okudu içinden kendine,
İlk defa nefes aldığını hissetti sanki,daha öncesi yokmuş gibi,
Doğdu yeniden tek başına,kimsesiz.
Bıraktı yürümeyi,geçti kenara oturdu bir yaprağa ve uzandı mavi göğe baka baka akşama.
Bir esinti salladı yeşil taze beşiğini sonra,
Güneş okşadı yüzünü,tenini ve antenini usulca.
Yürümeye devam etti tüm kırıntılar ve dünya.
İzledi biraz onları gülümseyip,gözlerini kapattı yavaşça sonra...
Uyudu her şeye yaşamak bir güneş,bir deniz kenarı,bir rüyaymışcasına...
Şair karıncanın dilden dile düştü yayıldı hikayesi.
Kim duysa dinlese heyecanladı kum tanesi kadar kalpleri,
Birileri yalanladı hepsini ve herşeyi...
Ne zaman istese bi kırıntı buldu şair o zamandan sonra,
Ve kendini doyurdu tabiat ana ayrımsız daima.
11.41 çalışkan karınca ve dini ekmek tüm yürümelerin...sel aldı gezegeni sonra.denizler yağmur oldu.ve nuhun gemisine sadece bir karınca binebildi nedense sonra.ekmek dolu mezarlarda öldü tüm toplum,boğuldu ayrılıklar,boğuldu tüm başarılar,boğuldu bütün işçi yalnızlıklar...
*Madem her şey bu kadar doğru ve güzel ise,neden binlerce asker büyütür tüm zaferler ve yenilgiler...