23 Şubat 2026 Pazartesi

nihayete kavuşan kaktüs saksılar zamanı

 
- Bi babam kaldı,gidemedim hiçbir yere...

- korktun mu...?

- ... ... çok korktum,hem de çok...
sustum,kendi ağzımı kapattım tuttum;ve çok çok korktum...

- hoşgeldin.haydi durma,sok elini kovana...
ve korkma sakın acının içine düşmekten...
Bırak o kaçsın şaşırıp yeni senden.

- kolay mı peki ?

- hayır,aksine çok çok zor ama başaracaksın merak etme.

- nereden biliyorsun ?

- çünkü gördüm,kokladım yarınları...; tıpkı kimsenin uyanmadığı bir saatinde daha doğamamış sabahın,çiğlerde ilk yapraklarını açmış çiçekler gibi...


23.41 nihayete kavuşan bir porsiyonluk kaktüs saksılar zamanı gülüşündeki an...

kuantum tünelleme bakışlar hapishanesi

 
Yaseminler kokuyor esiyor saçlarından yüzüme.
Bahar,ve yazı tutmuş öpüyor usul usul bir güzel mevsim.
Tatlı ılık rüzgarlar tarıyor saçlarımızı.
Yasemin ballarını eğilip içiyor güzel kalpli arılar tepemizde.
Kalbimi sökmüş yiyiyor kanlı canlı bir yamyam,
Henüz atarken ve aşkını atıyorken hala...
Yaseminler kokuyor esiyor saçlarından yüzüme.
Bahar,ve yazı tutmuş öpüyor usul usul bir güzel mevsim.
Katil karıncalar mevsimi gözlerin...
Ve kağıt değerler çöplüğü bir kapitalizm suları kesiyor kuğu boyunlu musluklardan...
Yaseminler kokuyor esiyor saçlarından yüzüme.
Bahar,ve yazı tutmuş öpüyor usul usul bir güzel mevsim.
Saat kaç oldu diye sordun ve korktun gittin,
Sormadın hiç ama inan cebine dolar gelirdim seninle gecede ay'a kadar,yada küçük mor güzel odan'a dek de taa .
Bir merdivendi cennet; en alt basamaktan baksam,dursan bir an daha,görsem keşke seni diye içimden geçirdiğim,
En üst basamaktan bana yüzünü bir kez daha dönmeni ısrarla beklediğim;
Ve daima dönerdin...
Seni özledim...


23.30 kuantum tünelleme bakışlar hapishanesi ve içi boş nezaretler kütüphanesi...

18 Şubat 2026 Çarşamba

seni seviyorum küçük aptal

 
- geçebilir mi ateşten sevişmeler bakışmalarımızı ?

- hiç bir şey geçemez bana değen bir bakışını,uzandığın dizlerimden gökteki mavilere bakarken sen.hiç bir şey geçemez yanağın yanağıma dayanıp taşırken tüm kainatı kalbimdeki kanat çırpan binbir küçük kuş...

- yalan söylüyorsun,yalan,yalan,yalan...

- yüzünü külümle yıka kadınım,ateşi yak ak göğsünden ve tutuşsun dudaklarından dudağım,ruhum...yansın içimde doğru olmayan ne varsa,kalmasın gerekirse alemimde,gezegenimde kurumaya yüz tutmuş son bir yeşil yaprak...

* seni seviyorum küçük aptal.

Rumuz: bir korkusu seni kaybetmek olan bal porsuğu...

22.21 fiN.

Eridi dudağın,kemiklerimiz

 
Mumlar bıraktı huzurlu yanışını.
Titriyor bedeni alevin,tütüyor sevdası tüm yanmaların...
Öpüşüyoruz karışırcasına lavlarına volkanlar okyanuslarının...
Dudakların dudaklarıma eriyip karışıyor.
Kan kokuyor dilimiz dudaklarımız,demir tadı var dilimizden akan ırmaklarda.
Yanacaksak yanalım bırak,utansın tüm cehennemler bizden...
Mumlar bıraktı huzurlu yanışını.
Titriyor bedeni alevin,tütüyor sevdası tüm yanmaların...
Sevişiyoruz saçlarından nefeslerimize dek karışıp birbirimize.
Gözlerin gözlerime değip dağlanıyor...
Mumlar bıraktı huzurlu yanışını.
Titriyor bedeni alevin,tütüyor sevdası tüm yanmaların...
Aşk,gömdü kendini...
Eridi dudağın,kemiklerimiz.
Mezar çicekleri aldı ruhlarımızı açtı senin tüm güzelliğini beş litrelik duaların yağmurlarında...
Yaşamak ölmek umrumda değil,
Bu dünyada yada diğerinde,al beni götür derinlerine...
Üç beş mum etrafımda beni sarıyor.
Umrumda değil aşk,sevda,sevmeler umrumda değil;
Tek derdim sensin yalnız,
Yan,tutuş kül et kendini gerekirse,
Dumanını al gel içimin de taa içine...
Mumlar bıraktı huzurlu yanışını.
Titriyor bedeni alevin,tütüyor sevdası tüm yanmaların...
Eri dudaklarından dudaklarıma damla damla kar ruhundan sevgilim,
Baharın kışı belinden sımsıkı tutup yakalayan öpen seven ilk güneşi gibi...
Eri; ak dağından dağıma,suyundan suyuma...


22.04 sevmek; kül ile yanıp yıkamak mı tertemiz toprakla kirlenmiş ruhumu...

16 Şubat 2026 Pazartesi

Yas senin,is benim olsun

 
Hay bin toprak.
Bin yağmur değmeyin göz yaşlarıma,figanıma değmeyin.
Kalmadı üzerimde bir avuç toprak ey arılardan miras tohumlar,
Affedin beni yüz bin çiçek,
Affedin beni sonsuz çayırlar,kutsal bahar...
Kurudum,döküldüm,kalmadı sevilecek yanım belki,
Efkarım asırları yedi içti,
Yüreğimin ayağında onlarca pranga pas kırdı düştü,
Mezarlar acıktı da üst üste kaç beden yedi yuttu,
Say haydi durma,
Kardeş payı olsun,
Yaz senin,kışlar benim olsun...
Et çürüdü,kemik sızı filiz verdi,
Kan tükürdü akşam,ağladı bulutun gözü,
Yalnızlık bıçakladı sıcacık ardımdan beni,
Kan tuttu,düştüm tutan olmadı beni...
Gün düştü yağdı da toprak içti zamanı ben susuz iken.
Hay bin toprak.
Bin yağmur değmeyin göz yaşlarıma,figanıma değmeyin.
Say haydi durma,
Kardeş payı olsun,
Yas senin,is benim olsun...
Ataş başında ısınan el senin,küle yanıp düşen pervane kanatlar benim olsun...


21.23 bir gün gelecek...her şey yeniden,çok güzel olacak...

15 Şubat 2026 Pazar

"düveli muazzama"

 
- Das Kapital ?

* konuş diye bağırdılar yüzüme durmadan; bebeklikten bu vakit'e dek,daha da sustum zifiri sessizliğe başımı dayayıp,içime düştüm daha da,çekiç çekiç dövdüm kendimi yıllar boyu durmadan,ve konuşmadan hiç,tek sesim içimdeki çekiç yankıları idi...
Yalnızca yankılar ve ben...; beraber büyüdük...


Zihnim cinayetler ardı,bir savaş alanı...
Ayaklaraltı bir zaman; kan ve çamur...
İçime saklanan bu devasa korku,
gördüğüm,ruhumun derinlerine,içimin loş duvarlarına düşmüş sureti mi ve gözlerimi kamaştıran şu karanlık leke de neyin nesi...?
Gece temizliğim,kustuğum pişmanlıklar,
Ey gecemin ateşi,ey adını koyduğum karanlık,
korkutamazsın gayrı beni...
Zihnim; intikamımın kılıcı olur,taşa sürer yüzünü,bileylenir her nefesim ile yeniden ve yeniden,
gözlerim kını olur içimdeki karanlıkta ışıl ışıl parlamaya yüz bulamayan o kızgın keskinliğin...
Yağmurun biriken saf suyuna vururum yanan tutuşan kor turunculuğunu kederimin;
Güçlenir,kırılmaz olur çelikten hüznün mevsimi,
üşüyen ellerine üflediğim ciğerlerimden demlediğim ateşin ılık nefeslerinde,
Bir at'a çevirdiler ruhumu,
Ahal teke oldum,doğdum yeniden soysuz katilliğinizin asil intikamına,
Çekin titreyen elleriniz ile altınlardan dövdüğünüz kılıcınızı...
Ey sevgilim,
aç gözlerinin güzel kapılarını ardına dek durma haydi,uyan artık,
Ruhsal ölümüm,
Neredesin ey uyanış...?
Bir yeşil yaprağın üzerine tırmanıp aşağıya baktığı için sadece,
Kendini dünyanın mimarı sanan bir avuç karıncanın tavlası sadece bu...
Elit yalancılar kulübü; ve artık ayak basmadıkları bu çamurdan yol...
Ve bu ışıkları söndürülmüş karanlık tiyatro,
Ya bu teslimiyet...?
Bu korku senaryoları,gökler ve plastik yağmurlar,
Zehrimi ellerime derman diye döktüler,
Ölümü bile isteye ben kendim içtim...
Ey çoban aldatmaca'm,
Korkak ressamların boyayıp sakladığı tüm bu gurursuz şahsiyetsiz yalanlar,
Kaçın,saklanın artık,
ebe'si yüze kadar saydı bekledi,açtı gözünü ve peşinizde şimdi yeniden artık...
" ve sobe..."
düveli muazzama imiş aynada metal filin adı,
Ve bir tırnak boyunda parlayan kıpkırmızı bir kurbağa alır gider tükürüğü ile devden dev bin filin canını...


12.32 kızgın bıçak keser açar tenimi,ve çıkartır çığlıklarımla içime yüz yıldır saplı o paslı mermi çekirdeğini...

14 Şubat 2026 Cumartesi

nefesin ile sonsuz mavilerine gezegenin

 
Tek kulağı sağır aryalar cenneti,
Bülbülller gibi uçuşuyor elma bahçelerinde düşler,
Burnumuzda limon çiceklerinin yeni açmış kokusu,
Ve kanı üzerinde kurumuş aslanlar misali kükrüyor tepemizde masmavi kadim gökler...
Yüzümde,huzurun sessiz çocuk adımlı ılık rüzgarı,
Nefesin; ve sabahı şeriflerin,
Günaydın demese bile daima bana günaydın diyen ve karşımda o mahmur güzel gözlerin...
Tek kulağı sağır aryalar cenneti,
Ah ki ne ah be sevgilim,
Kaçırmışız seninle bir nergis'in daha henüz güneşsiz sabahında ipek kadehine doldurduğu o ilk yudumunu göklerden sağdığı çiğ ile koruduğu efsunlu balının...
Olsun,eğilir içeriz birazdan tuzlu kayalardan dökülüp ayağımıza kadar gelen o yüce dağların buzdan suyunu.
Tek kulağı sağır aryalar cenneti,
Dört bir yanım savaş,
Cenneti bir mi peki bu onsekizbin alemin,
Yüreğinin ocağında hangi nefes ısıtabildi üşüyen avuçlarını ve eflatuna çalan dudaklarını lütfen söyle...
Dört bir yanım naylon sevdalar,
Bitmez esintisinde rüzgarlar,rüzgarlar...
Ve plastik poşetlerin hemen atılası rengarenk yazdıkları tüm satırlar,
Oysa biz üzerine yazdığımız beyaz ağaçları saklamıştık en çok yüreğimizin çekmecelerinde...
Tek kulağı sağır aryalar cenneti,
Dört bir yanım mahşer,
Dört bir yanım kıyamet,
Beğen her gün hangisini beğenebilirsen,
Seç en sevdiğin,en güzel sonunu haydi ey insan,çekinme lütfen.
Tek kulağı sağır aryalar cenneti,
Tüm duydukların,duyabildiğimiz kadarı herşeyin yalnızca,
Tüm anladığımızı sandıklarımız,yüzümüze değen düşen damlaları sonsuz yağmurların ve sadece...
Ve sen ayağına mavi gökleri giyen ipekten adımlarıyla yürüyüp gelen kadın,
Al beni cennetinin elma bahçesine ve cehennemlerinin mağarasına,
Savur ruhumu küllerinden üfleyip kadim nefesin ile sonsuz mavilerine gezegenin...


09.13 Kapital 8. Wie spät ist es?