1 Mart 2026 Pazar

kızıl şafakları kim boyadı gökte

 
Yorulan neşeler kumpanyası.
Aklımın düşleri soyunması.
Yüreğimin kemik parmaklıkları,
Sevda hapishanem.
Limon yaprakları,biberiye ve karınca.
Saatler,vakitler ve uçuşan takvimler.
Hayaller,cellatlar ve şiirler.
Yorulan neşeler kumpanyası.
Düş kırıklarım,rüya depremlerim,aklımın seli.
İçimin okyanusları,kıyametten de büyük dev dalgalar,kırıntı aşklar,gırgır kediler günlüğü.
Yorulan neşeler kumpanyası.
Emekli olmak isteyen savaş hırsları.
Aç bitaplar,susuz kurumuş çimler imparatorluğu.
Ve durmadan çalışan çalışan çalışan arılar,karıncalar...
Kaç savaşa hayır diyecek bu gönül peki,
Kaç gün geçecek tenimizde kuruyan kanın kabuğundan...
Kaplumbağa yaralar zamanı.
Yorulan neşeler kumpanyası.
Yalanlar,yalanlar ve yalanlar ile dolu dudaklar.
Dünyanın kendi renklerinden çalınan konserve boyalar.
Kim daha masum ve kim daha yalancı yarışmaları.
Yorulan neşeler kumpanyası.
Sence de zamanı gelmedi mi...?
Haydi taştan kınına saplanmış kılıcımızı çekelim ya artık...


17.17 kızıl şafakları kim boyadı gökte.

dönen kainatlar atlıkarıncası

 
Gözümden perde kırdım,
Başka oldum; başka diyara geçtim,yürüdüm...
Bi seninle konuştum ben biliyor musun,
Geceyi bi sana anlattım,döktüm.
Eteğimden tutuşmuş taşları bir bir seninle el yakıp sulara firlattım...
Gözümden perde kırdım,
Başka oldum; başka diyara geçtim,yürüdüm...
Bi o 'na yazdım ben biliyor musun,
İçimi,dünümü,gözümdeki yarınları bi o' na demledim,döktüm.
Avcumda acıyan geçmişin nasırlarını bi o' nunla okşadım sardım...
Gözümden perde kırdım,
Başka oldum; başka diyara geçtim,yürüdüm...
Vuruldum uyudum,bir su'ya düştüm karıştım,
Kanımı,canımı su'da yıkadım,
süzüldüm su'yun yüzünde,
su'ya bıraktım canımı kanımı,
temizlendim,arındım...
Gözümden perde kırdım,
Başka oldum; başka diyara geçtim,yürüdüm...
Uyudum,uyudum,uyudum yüz yıl...;
Öldüm,yazılmış,karalanmış,silinmiş bir kağıttan bir deliğe düştüm,bembeyazdı,bembeyazdım,
bilmez idim,
uyandım,

gözümü bir O'nunla açtım...


12.10 dönen kainatlar atlıkarıncası.
at'a binen karıncanın atlası.

28 Şubat 2026 Cumartesi

yürüyen bin kırmızı okyanus

 
Işıldayan,kınından yeni çekilmiş tertemiz baltalara yansıyıp düşüyor masmavi gök,
beyazdan beyaz bulutlar süzülüyor usul usul yürüyüp geçercesine baltanın yüzü üzerinden;
bir sefere niyetlenmiş gidercesine...

Ser'den geçmiş çoktan göğe eren kuşlar,
göğercinler,kutsal satırların taşıyıcıları,
uçuyor tepesinde savaşa yürüyen tüm o kadim ruhların,
Ve kutsal şerbetini taşıyor otacılar mataralarında o çok uzaktaki cennet kapılarının...

Ağacımızın boğazına dayamışlar yepyeni baltalarını,tehdit ediyorlar sinsi bakışları ile tüm bu kutsal kadim toprakları,
çıplak ayak büyüdüğüm toprak rengim,çimenlerimin yeşili,
Kanımdaki yeminli kırmızı,akmaya hazır beslemek için seni,
bir damla su kalmayacak yalanı mevsim açmaz bu kulaklarda asla,inanma,
yarımdan ötemiz su içimde eğer ki ihtiyaç varsa,
ve korkma yürüyen bin kırmızı okyanus var ve nefes alıyor hala bu kadim topraklarda...
Uzan ağacımızın gölgesine,tırman dalına,sarıl anlat,
daima koru ve asla kestirme...
Bırak dolansın yaban domuzları dahi bahçende,beşerdendir nihayetinde,
lakin bir hain bile giremesin seyrine hayran toprağına bir ısırganını almaya,değil ellemeye bile...

Yeşilden öte sözler; yeşilden öteye sözler bunlar...
Alsın,ve uçursun ağzında bin diyara bu satırları tüm göğercinler...


09.00 Köleler,tanrılar ve hainler.

27 Şubat 2026 Cuma

Son sahur gözlerinde

 
Gecenin bi körüydü karanlık yıldızlı gökte zaman.
Ateş bir dağın kalbinden çalıp turuncu lavını, bıçağın ucuna düştü,
Derimi kesti ayırdı etimden,doğradı kopardı ruhumu kemiklerimden...
Çoktan ölmüştüm,
Açık kalan gözlerimden izliyordum hala seni hayran...
Usul usul soğuyan yüzümde bir son gülümseyiş soluyordu yavaş yavaş...
Gecenin bi körüydü karanlık yıldızlı gökte zaman.
Ateş bir dağın kalbinden çalıp turuncu lavını, bıçağın ucuna düştü,
Parlayan keskin çelik uçlu bir bulut kalbime saplandı sanki bir an,
bütün melekler koştu uçup yüreğime üşüştü...


23.15 dudaklarından bir yudum su; değmese de hiç dilime,
düşmese de yüreğime,iftar olsun ıslak gülüşün kaderimin ellerine emanet bahar bahçesine,
Ve biliyorum,bu son sahur güzel gözlerinde...

26 Şubat 2026 Perşembe

Cymatics


A rain of knives hangs over us. 
Downpours of needles, threatening glances from the clouds in our past, upon our taut skin. 
We didn't come out, we hid under the eaves of the loves within us, 
And we wiped away our wet dreams one by one from our faces. 
Forbidden tones trembled within us again, 
we awoke from that great sleep from which we had never, ever awakened before... 
My song sung to the water, 
The evening from the setting sun in my gaze... 
A rain of knives hangs over us. 
Downpours of needles, threatening glances from the clouds in our past, upon our taut skin. Prayers falling like raindrops on graves, 
And my dusty tears collected from my five-liter eyes that wash the faces of the deceased... 
And the clouds of God pouring down on us, 
The meadows where I ran barefoot in my childhood...
My hidden wedding, 
My secret intimacy, 
My lines waiting again for your half-faded eyes in buried letters... 
Rain of knives above us. 
Showers of needles, threatening glances from the clouds in our past, on our stretched skin. And there are funeral prayers from the minarets every day, every day, my love... 
And that child tree from our childhood, now grown so big, my love, 
Who knows what we have turned into, on our distant branches, my love, 
Ah ah, 
And when will autumn come and steal our withered, faded hearts with its cold, wind-like hands...? 
Rain of knives above us. 
Showers of needles, threatening glances from the clouds in our past, on our stretched skin. Candles burn and smoke in my room, dripping into my darkness with fairytale dances, 
The lights of sirens from the road fall one by one on my wall, screaming... 
Ah ah my love, 
I don't know who is dying or struggling now, clinging to the rope of the bridge of Siren with one hand... 
A rain of knives above us. 
Downpours of needles, threatening glances from the clouds in our past, on our stretched skin. 
Let wars burn and surround us, I'm not afraid... Because I know I will win all my battles until my last battle that I will lose. 
I'm thinking of you. 
My powdered morphine, my wounded-legged, bleeding heart. 
Now I don't feel any pain, any ache anymore... My eyes are slowly closing, 
I can't bear it, I'm sorry, 
I can't stop it, 
Now I'm sleeping... 
Oh my flowing dream, 
Find me, 
And hold my hand, I'm afraid....

20.25 winning endings library.

* God threw a glittering pebble into that beautiful blue lake, and my soul scattered in rings, expanding from within me into the universe...

Cymatics

 
Bıçak yağmurları tepemizde.
İğnelerden sağanaklar,gerilen tenlerimize tehdit bakışlar bulutlardan geçmişimizde.
Çıkmadık,saklandık saçaklarına içimizdeki sevgilerin,
Ve ıslanmış düşlerimizi sildik yüzümüzden tek tek.
Yasak tonlar titreşti yeniden içimizde,
uyandık,daha önce hiç ama hiç uyanmadığımız o büyük uykumuzdan...
Suya söylediğim şarkım,
Bakışlarımda batan güneşten akşamüstü...
Bıçak yağmurları tepemizde.
İğnelerden sağanaklar,gerilen tenlerimize tehdit bakışlar bulutlardan geçmişimizde.
Yağmur damlaları gibi kabirlere düşen dualar,
Ve beş litrelik,rahmetli yüzleri yıkayan gözlerimden biriktirdiğim tozlu yaşlarım...
Ve üzerimize dökülen bulutları tanrının,
Çıplak ayak koştuğum çayırları çocukluğun...
Saklı düğünüm,
Gizli halvetim,
Gömülü mektuplarda yarı silik gözlerini yeniden bekleyen satırlarım...
Bıçak yağmurları tepemizde.
İğnelerden sağanaklar,gerilen tenlerimize tehdit bakışlar bulutlardan geçmişimizde.
Ve minarelerde sela'lar var her gün hergün sevgilim...
Ve büyümüş kocaman olmuş çocukluğumuzdaki o çocuk ağaç şimdi sevgilim,
Kimbilir biz neye dönüştük birbirimizden uzak dallarımızda sevgilim,
Ah aah,
Ve sonbahar ne zaman gelip çalacak rüzgardan soğuk elleri ile uzanıp sararmış solmuş kalbimizi acaba...?
Bıçak yağmurları tepemizde.
İğnelerden sağanaklar,gerilen tenlerimize tehdit bakışlar bulutlardan geçmişimizde.
Odamda mumlar yanıp tütüyor masaldan dansları ile damlayıp karanlıklarıma,
Duvarıma yoldan sirenlerin ışıkları düşüyor bir bir, çığlık çığlık...
Ah aah sevgilim,
Bilmiyorum acaba şimdi kim ölüyor yada can çekişiyor sıratının ipinde tek eli ile tutunup...
Bıçak yağmurları tepemizde.
İğnelerden sağanaklar,gerilen tenlerimize tehdit bakışlar bulutlardan geçmişimizde.
Varsın yansın doluşsun savaşlar etrafımıza,korkmuyorum...
Kaybedecek olduğum son savaşıma dek kazanacağım tüm savaşlarımı çünkü,biliyorum.
Seni düşünüyorum.
Toz morfinim,yaralı bacaklı kan kaybeden kalbim.
Şimdi artık hissetmiyorum inan hiçbir acımı,sızımı...
Yavaş yavaş kapanıyor gözlerim dayanamıyorum,
Üzgünüm,engelleyemiyorum,
Artık uyuyorum...
Ey akan rüyam,
Bul beni,
Ve tut elimi,korkuyorum....


20.25 kazanan sonlar kütüphanesi.

* tanrı o güzel mavi göle parlayan bir çakıl fırlattı,ve ruhum halka halka dağıldı genişleyip içimden kainata...

23 Şubat 2026 Pazartesi

nihayete kavuşan kaktüs saksılar zamanı

 
- Bi babam kaldı,gidemedim hiçbir yere...

- korktun mu...?

- ... ... çok korktum,hem de çok...
sustum,kendi ağzımı kapattım tuttum;ve çok çok korktum...

- hoşgeldin.haydi durma,sok elini kovana...
ve korkma sakın acının içine düşmekten...
Bırak o kaçsın şaşırıp yeni senden.

- kolay mı peki ?

- hayır,aksine çok çok zor ama başaracaksın merak etme.

- nereden biliyorsun ?

- çünkü gördüm,kokladım yarınları...; tıpkı kimsenin uyanmadığı bir saatinde daha doğamamış sabahın,çiğlerde ilk yapraklarını açmış çiçekler gibi...


23.41 nihayete kavuşan bir porsiyonluk kaktüs saksılar zamanı gülüşündeki an...