28 Mayıs 2026 Perşembe

Tabaklar düşsün kırılsın

 
Tabaklar düşsün kırılsın,
Düşler tuzla buz olsun dökülsün göklerimizden...
Taşın tuzunu yalasın tatsın susuz ruhum,
Çölüm yansın yansın küle dönsün rüzgar ile süzülsün...
Kaybetsin tüm savaşlarını insanoğlu beşerde,
Ve aşk kazansın,
her savaşını şafaklarında rüyaların...
Yıkılsın göğe değen süngüsü cam binalar kağıt para zamanı devrin,
Denizler kudursun,
Isırsın kalbimizden bizi korktuğumuz siyah akrebi bileklerimizdeki saatlerin...
Ve geç kalalım kendi cenazemize,sonra koşturalım gerekirse,
Beklemesin o kadar umutsuz bir umutla hiçkimse...
Biz yine sürpriz olalım yaşamak şerefine...


20.08 başı bağlı sürtüşmeler atlası.

Gökler kükrüyor aslanları gibi tanrının

 
Düşkün değil ruhum şükür,hiç olmadım...
Aç bitap kararsa dahi gözlerim,
Susuzluk ile kurusa çatlasa dudaklarım gibi toprağım,
Baharımın yeşil filizlerini asla ama asla satmadım,
Satmam...
daima dik daima kan kestim topladım;
Gururum,benim ilahi suyum.
Bir aydınlık,bir karanlık...ardı sıra akar bize sormadan kanun-u zaman...
Düşkün değil ruhum şükür,hiç olmadım...
Zaman ki bileklerinizde başka gözlerinizde başka akar,
Sana sağanak belki,bana çiğ olup yağar damlar...
Heryer yahudanın dudakları sevgilim,
Otuz gümüşe satılık mı ruhumuz duyamayız dahi,
Büyüttüğümüz yılanlar ısırır mı bizi soramayız da üstelik,yazık...
Gökler kükrüyor aslanları gibi tanrının,
Titretir bacaklarımızı ihanet edenlerin sonu,bakamayız gözlerine bile...
Heryer yahudanın dudakları sevgilim,
Otuz gümüş erisin ve dökülsün hain dudakların kapılarına bir daha hiç açılamasınlar diye,and olsun...
Heryer yahudanın dudakları sevgilim,
Ve senden başkası ile tutuşamaz elleri dudaklarımın,
Senden başkası çivi vurmasın avuçlarıma,
Senden başkası almasın canımı haksız yere benden,kendimden...
Senden başkası gömmesin beni en sevdiğim yerine topraklarımın...
Heryer yahudanın dudakları sevgilim,
Sen zahmet etme lütfen,yakma kendini,zavallı korunmasız vicdanını;
Merak etme,
Ben kendimi ele veririm...


17.12 pişmanlık öğretileri kozasını ördü gözlerinde sevgilim...bırak kelebekler doğsun ölsün yarın kederlerimizde...

27 Mayıs 2026 Çarşamba

ve kemiğe dayadı başını kin

 
Gün gelmiş çoktan,
Haberi yok sahibinin,
Kapıda kimsesiz ayakkabılar...
Penceremde çamurlu bir yağmurun hezeyanı,
Bahçemde ısırganlar,
Etini yer haber bile vermeden baharda papatyaların...;
Hainler zorlu,hainler en yakınlarımız belkide...
Yazık size...
Yazık...
Gün gelmiş çoktan,
Haberi yok sahibinin,
Kapıda kimsesiz ayakkabılar...
Umman ağrılar açar baharın gelincikleri misali sırtında,
Dokuz kadim taş dizilir durur ve göklere ardından...
Zehri öper içip yarandan ve tükürür ıslak toprağa,
Düşü savurur sarp kayada seherin soğuk yeli,
El titrer,göz kaçar,
Kalp sallanır yerle bir olur...
Geriye kalmaz hiçkimse ruhumun köyünde,
göçer her kırlangıç damından günü gelmeden güneyine...
Gün gelmiş çoktan,
Haberi yok sahibinin,
Kapıda kimsesiz ayakkabılar...
Sessizdi heryer etrafta;
Ve dostlar saolsun diye fısıldadı Tanrı,kendi katında...


23.46 köpekler eti geçti dişlerinden,ve kemiğe dayadı başını kin...

25 Mayıs 2026 Pazartesi

Dead cat strategy

 
Bir duvarın yüzüydüm,döküldüm.
Ham beton kaldım,gri bulutları misali zifri karanlık yağmurlu günlerin...
Bir dalda meyva idim,düştüm kırıldım,
Bekledim,çürüdüm,bir tohum kaldım gerime yalnız.
Tut sakla beni yeniden en değerli hazinen gibi ellerinde yine,
içine ek özümü özünün taa içlerine,dök can suyumu yüreğinin kar suyundan bir kez daha yine; filiz vereyim,fidan düşeyim yine gözlerine...
Toprak gözlerinde çimen olayım,baharımız gelsin.
Bir duvarın yüzüydüm,döküldüm.
Ham beton kaldım,gri bulutları misali zifri karanlık yağmurlu günlerin...
Geç kaldım,arkadan geldim,yokuş yukarısına,hep zaman sarp büyüdüm...
Düştüm yüzüm üstüne kaç defa,
kalkmadım,bakmadım,öylece uyudum toz toprak nefesler ile; sırf geçsin gitsin diye...
Tut sakla beni yeniden en değerli hazinen gibi ellerinde yine,
Ve göm beni dudaklarındaki gamzene,
Kan vereyim,çiçek açayım kabirde uzanıp masmavi göklere...
Durma haydi;
Ek beni içine,derinlerine yine;
Ve iç kutsal suyunu,tükür yüzüme; 
ruhumu kesip can kordonumdan,cennetinden çekilip,sana koşayım,yeniden can bulayım yüzünde...


09.30 birds chirping...dead cat strategy...?

23 Mayıs 2026 Cumartesi

sevdanın balinaları yüzer sevmenin rüzgardan yeşil su dağlarında

 
Yılda var iki bayram;
Kaç bayram oldu görmedim seni,
Hangi sokakta yürüdün,hangi yoldan döndün eve görmedim bilmedim.
Aklım bir sinek olmuş,
bir oraya konmuş bir buraya her sene her gece,
Ben kovaladım,o uçtu uçtu yeniden kondu aynı yerine usanmadan gönlümün...
Ah aah,kaşındım durdum da,
saldım sonra,bıraktım sandım...
Hangi his'ten düştün dizin kanadı canın yandı dün gece mesela hiç bilemedim...
Yılda var iki bayram;
Kaç bayram oldu görmedim seni,
Hangi sevdaya,hangi aşk'a düştün,
kaldın seni bilmez karanlık kuyularda görmedim bilmedim...
Düşündüm düşündüm de alevsiz tüttüm tutuştum her defasında,
Bir hasret,umman mı umman,bir vuslat hayali sızısı genzime çakılı,
Geçen seni,gördüğüm yeni açmış bir çiçeğe benzettim irem bağında,
Eğildim kokladım,
Yaprağını okşadım,sonra öptüm,
Utandım...
Yılda var iki bayram;
Kaç bayram oldu görmedim seni,
Söyler misin peki,
Gün oldu belki göğsün daraldığında;
Hangi hatırada döndün biz otağına,
O her mevsim duman tüten sevda çadırına...


09.40 boz denizler çayırında,sevdanın balinaları yüzer sevmenin rüzgardan yeşil su dağlarında...

Bir dal pamuk

 
Bir dal pamuk kuğu boyunlu cam sürahimde,
Sonbahardan bir yeşil kurumuş yaprakların teninde,
Üşürsün,
Düşünürsün,haziranım nerede...?
Bir tırtıl,bir kelebek,bir koza yanyana önündeki fidan dalında;
Anlatır sana her gün yaradan tüm hikayeni göstere göstere aslında,
Doğuştan âmâ'sın,nedense hem görmez ve de duymazsın.
Çın çın öter içimde her gece korkular ve tepemde tacım şu yalnızlık.
Bir başına;ama hep kalabalıksın...
Bir dal pamuk kuğu boyunlu cam sürahimde,
Sonbahardan bir yeşil kurumuş yaprakların teninde,
Üşürsün,
Düşünürsün,sevdiğim nerede...?
Düşünürüm;elin adamı ne anlar ki senden...
Elin,elini tutmuşsun duydum ki,
"Er ki ölmeden ölür,yıkar kendini,defneder" derler.
Yeşil örtülü atıma binmişim kendi cenazemde,
Ve yüzümde beni saklayan bir peçe,
Bektaş olmuşum bu pervane ömre...
Bir dal pamuk kuğu boyunlu cam sürahimde,
Sonbahardan bir yeşil kurumuş yaprakların teninde,
Üşürsün,
Düşünürsün,ey Canan benim mahşerim nerede...?

Bir de gözlerimi görürsün;
Bir de gözlerimi görürsün,
Bir de gözlerimi görürsün,
Kimbilir belki memleketinin nisan çayırlarını...


09.10  "Allah kimsenin başına vermesin böyle bir yalnızlığı."

Yaşar Kemal usta.

Güneyim sensin

 
Başımı eğerek geçiyorum asma dallarını,
Islak kaldırımlardan yürüyorum seni.
Bir salyangozu ezmiş bilmeden ileride birisi,
Üzüldüm,ona yeni yepyeni kabuklar aradım...
Kendime benzettim evsiz kalışlarını,
Acılarını,sızılarını,ve canını daha çok yakan tuzdan gözyaşlarını...
Başımı eğerek geçiyorum asma dallarını,
Islak kaldırımlardan yürüyorum seni.
Cırcır böceği türkülerini sarıyorum hayalimde saçlarına,
Kokluyorum tararken yüzünden süzülen bakışlarını...
Sabır,düş,aşk...
Neye sarsam,yada neye açsam kanatlarımı,
Kalbim eylül ise ve bir de,
Güneyim sensin...
Başımı eğerek geçiyorum asma dallarını,
Islak kaldırımlardan yürüyorum seni.
Gözlerime umman karanlıklar düşse,
gök kapatsa da ışıklarını sormadan, 
Kuzey yıldızım,sensin...
Göklerim inançsız kalsa,titrese tüm imanlar karşımda,
Besmelem sensin...


22.01 fısıltı dualar,yankı sevdalar.