25 Haziran 2026 Perşembe

Ordunla gelmişsin

 
Ordunla gelmişsin,gafil avladığını düşünmüşsün beni;
Oysa ben; 
çıkarmışım beni yoran zırhımı,koymuşum yanıbaşıma çoktan...
elimde ancak yarısına ulaşabildiğim bir kitap,
karnımda saplı duran hala tek elim ile sımsıkı tuttuğum bıçağım, 
seni bekliyorum ölüm bana ulaşıp beni alıp götürmeden önce...
yüzüne kavuşsun gözlerim,son dileğim...
Ordunla gelmişsin,gafil avladığını düşünmüşsün beni;
Oysa ben; dayamışım çoktan ucu zehre sürülü kendi namlumu kalbime...
açık yaralar atlasından kanıyorum al kırmızı ırmaklarımı mavi umman okyanuslara...
Seni seviyorum...
Ordunla gelmişsin,gafil avladığını düşünmüşsün beni;
Oysa ben;
Seni seviyorum...
Seni seviyorum...
Seni...
Seviyorum...


02.57 uyuma zamanı bebek kalbimin,
susuz düşlerimin yağmur vakti.

göğsümde sol ülkem ve padişahı

 
Elimde iğneler, durmadan kendimi sokuyorum.
Atletimde onlarca kan damlası,
Bazen sızıdan; ve solmuş al lekeler kıtası bedenim...
Kaderin paslı prangası bileğimde,
Canımı yakar kemiğe dayanan ağrı bazı,
Susar yutarım sırtıma alıp taşıdığım koca top dünyayı...
Ahlar,inleyişler,etini sıyıran pişman sevişmeler.
Ah o bitmez tükenmez ölüme bir varmış misali yorgunluklar...
Cebimde kırışmış düzgün katlayamadığım hayallerim.
Elimde iğneler, durmadan kendimi sokuyorum.
Kırık evim,duvarım,
Kırık göğsümde sol ülkem ve padişahı...
Hava,fısıldayan yangınlar kumpanyası.
Gözlerimde ıslaklıklar...
Ne kadar sevişsek o kadar şifa sürülür yaralarıma,
Ne kadar sevişsek o kadar "çanlar bizim için çalıyor" sevgilim.
Kırılır gitar,saz ve kalbi o genç güzel turnanın,
Kırılır cesaretin taze yüzü biz çırılçıplak keserken odada karanlığın yüzünü...
Elimde iğneler, durmadan kendimi sokuyorum.
Yaşamak mı,yaşamamak mı ? 
İşte bütün mesela bu sevgilim;
İşte bütün sevme telaşı bundan aslında...
Farkında herkes yaşamayı kaçırmak istemediğinin.
Elimde iğneler, durmadan kendimi sokuyorum.
Kendimden geçtim çok oldu,
Tek derdim sensin;
tek derdim dudaklarının kokusuna dayadığımda başımı,
Aklımın gecesinde,karanlıklarında yıldızlar misali  ışıldayan,sana verdiğim yeminler sadece...


02.36 sevmek pahası.

Ayazın düşer,siner üstüme

 
- herşeyin bir nedeni var mıdır peki ?

- her şeyin bir nedeni vardır,evet.
Her bir kırıntının,bir buz dağı gibi görünmeyen bin savaşı,binbir gecesi vardır ardında evet...

- peki neden...?

- lâl olur dilim,susarım hep ve daima.dağlanır yüreklerimiz gözlerimiz.
akar kavrulur içimizden geçenler,o saf tertemiz hisler...misler gibi kokan saçların ve o bir daha bulunmaz eşsiz sevda.
tutuklu kalır dudaklarım gözlerinde.
öpsem kuzey kutbunu eritir dilim,dudağım...
öpsem ölürüm gamzesinde gömülürüm dudakların köyünün...tutamam kendimi,bıraksam dudağına dağlanır yana yana dudağım; tutuşuruz gözgöze,kül açar nefeslerimizden ve sevda...
Ayazın düşer,siner üstüme,sürünürüm güzel yüzüne; kefen eder anadan üryan tende etime,sevişir feda olurum uğruna,ve şehidi ak göğsünde bahar kokusunun...



01.43 taşıyamadım,elimi kesti yüreğim poşetinde bu dağdan ağır sevda.

Always.

 
- " After all this time? "

- " Always."


Severus Snape.

Mezar zilleri

 
Mezar zilleri.
Çalıyor ölümün şarkısı kalbi duran yalnız bir ömürlük savaşlar ardından.
Ölümün ardından çalıyor çanları inanç kapılarının.
Çanlar kimin için çalıyor bilmiyorum,
bilmem,umrumda da değil.
Mezar zilleri.
Canlı canlı gömüyor beni kabrime,
Söndürdüğün,gözlerin ve ocaktaki o kutsal ateş...
Yokluğun,tabutu eder kilit vurulu bir kafes,
Hükmün tutuşmuş gömleğini,sonra masum bir bülbül giyer...
Mezar zilleri.
Yaşıyorum diye bağırsa da ruhum nedense kimseler,ama kimseler duymaz...
Ey kuantum dolanıklığım,
Ey geriye dönük nedenselliğim,
Kalbimde kanayan durmadan,yaşayan kaynayan kanımdan durduramadığım bir volkan...
Mezar zilleri.
Haykırıyor yaşamak gitgide soğuyan bedenimden,kabri toprağım altından...
Mezar zilleri.
Kalbimin kabri,
Ve haykırıyor ziller ve güller,korkakların yüzüne yaşamayı ve sevmeyi.


23.41 kumruların şarkısı kendini seherin ılık yeline çiviliyordu; ve huzur çarmıha gerilmiş kanıyordu,mutluluk güçten düşmüş istemsiz merhametsiz rüyalara usul usul gömülüyordu...
fin.

the love planet of my heart

 
For a thousand years my soul has been a prisoner in the shackles of my flesh.
For a thousand years I have been a warrior, sins cannot defeat me in their eyes...
I am mad, I am insane.
No diagnosis is needed, it is my confession; I am in love.
Let them condemn my flesh, my image, it doesn't matter; What kind of captivity can hurt my soul more than love?
Which lips can I climb over one by one, 
and touch with my fingertip the face of that sacred star that will illuminate me...
For a thousand years my soul has been a prisoner in the shackles of my flesh.
For a thousand years I have been a warrior, sins cannot defeat me in their eyes...
The eighth of my galaxy, the love planet of my heart,
You cannot fly, no, there is definitely a rope...
My skies have become your home,
Where are those miracles I believed in, where are we believed in?
So were they all lies?
Those things we kept silent about, those things we whispered, and those cold times we swore hand in hand...
For a thousand years my soul has been a prisoner in the shackles of my flesh.
For a thousand years I have been a warrior, sins cannot defeat me in your eyes...
The mercilessness of a king of hearts, Reactively devalued, and the executioner's whips of bloody pride on my back...
I will not say "Ah," I have never said it...
And my heart was two flies on the burgundy tablecloth, I think, my love.
Those "kings of the forbidden" who feign a distaste for gambling yet wield the hands of the casino,
Those ruthless "Kings of Hearts" fathers with the lie of protection on their tongues, All the azure dreams and the innocent steps of the roses.
The fall of the nightingale—its wing broken—from the sacred Tree of Life...
For a thousand years, my soul has been held captive in the shackles of my flesh. For a thousand years, I have been a warrior; the eyes of sin cannot defeat me... Long ago, the king’s menagerie was shuttered,
And forgotten for a thousand ages is the giant lion—carved from a single monolith—waiting for you in its golden cage; 
Forgotten is the love that moans, starving and parched, within the cage of my chest, 
Forgotten are those burning oaths sealed from your eyes to mine...
For a thousand years, my soul has been held captive in the shackles of my flesh. 
For a thousand years, I have been a warrior; the eyes of sin cannot defeat me... 
I have no fear.
The verdict my enemies have decreed for me can never frighten me,
I have no fear;
I shall fall, yet within me lies a paradise... 
For a thousand years, my soul has been captive in the shackles of my flesh.
For a thousand years, I have been a warrior; your sins cannot defeat me in their gaze...
Reach out, take my hands; bombard, batter, and plunder me at the ramparts of my skin with your "Shahi" lips...
Conquer the city of my soul, the cities within me, my love;
Bring an era to a close with a kiss—a dagger-kiss—plunged from your lips into mine, its tip dipped in the poison of love...


14:35—the melody of loving, which I can no longer hear, echoes in my ear; a lament drifting from afar, faintly alighting upon a rose-stem in my ear...

kalbimin sevda gezegeni

 
Bin yıldır tutsak ruhum etimin prangasında.
Bin yıldır savaşçıyım,beni yenemez günahların gözlerinde...
Delirmişim,deliyim.
Teşhise gerek yok,itirafımdır; sevdalıyım.
Mahkum eylesinler etimi,suretimi,dert değil;
Hangi esaret canımı yakabilir ki sevmekten daha gayrı,
Hangi dudakları tırmanıp geçip bir bir,değebilirim parmağım ucundan yüzünü bana aydınlatacak o kutsal yıldıza...
Bin yıldır tutsak ruhum etimin prangasında.
Bin yıldır savaşçıyım,beni yenemez günahların gözlerinde...
Galaksimin sekizincisi,kalbimin sevda gezegeni,
Uçamazsın hayır,kesin ip var...
Yuvan olmuş göklerim,
Hani inandığım,hani inandığımız o mucizeler,
Yalan mıydı yani peki;
O sustuklarımız,o fısıldaşdıklarımız,
ya o elele and verdiğimiz soğuklar...
Bin yıldır tutsak ruhum etimin prangasında.
Bin yıldır savaşçıyım,beni yenemez günahların gözlerinde...
Bir kupa kralı elinden merhametsizliğin,
Reaktif değersizleştirilen,ve cellat kırbaçları kanlı gururdan sırtımın...
Ah demem,demedim bir sefer...
Ve yüreğim sinek ikiydi bordo masa örtüsünde sanırım sevgilim.
Sözde kumarı sevmeyen,o kumarhane elleri ile haram kralların,
Bir koruma yalanı dilinde tüm o gaddar kupa kralı babaların,
Tüm maviden düşler ve o naif adımları güllerin.
Kanadı kırılan bülbülün düşüşü kutsal yaşamak ağacından...
Bin yıldır tutsak ruhum etimin prangasında.
Bin yıldır savaşçıyım,beni yenemez günahların gözlerinde...
Kapanmış çoktan o hayvanlar bahçesi kralın tahtından,
Ve unutulmuş bin asırdır altın kafesinde seni bekleyen yekpare kayadan dev bir aslan;
Unutulmuş göğsümün kafesinde aç susuz inleyen bir sevdadan,
Unutulmuş gözlerinden gözlerime mühürlü tüm o kor yeminler...
Bin yıldır tutsak ruhum etimin prangasında.
Bin yıldır savaşçıyım,beni yenemez günahların gözlerinde...
Korkum yok.
Düşmanlarımın bana biçtiği hüküm,korkutamaz beni asla,
Korkum yok; düşeceğim,zaten bende bir cennet...
Bin yıldır tutsak ruhum etimin prangasında.
Bin yıldır savaşçıyım,beni yenemez günahların gözlerinde...
Uzan tut ellerimi,topa tut,döv,yağmala beni tenimin surlarında "şahi" dudakların ile...
Fethet ruhumun şehrini,içimin şehirlerini sevgilim;
Bir çağı kapat,
dudaklarından dudaklarıma sapladığın,
ucu sevdanın zehrine değmiş hançerden bir öpüşün ile...



14.35 kulağımda,artık duyamadığım ezgisi sevmenin.uzaklardan gelen bir ağıt belli belirsiz uçup konuyor kulağımda bir gül dalına...