15 Haziran 2026 Pazartesi

Kiss of yudas

 
Dört kutsal bekçi incecik maviden boğazında,
Yüreğim tek kişi,yüreğim eski tahta kabri sevdanın.
Melâmisiyim seni sevmenin,
Kimseler bilmesin; bir sen bil yeter...
Bir ısırganlar cihadı; sevmek,sarmış bedenimi karınca hançerler misali,bu sensizlik...
Sensizlik ki,yalnızlıktan öte,çok çok öte bir tekbaşınalık...
Bir at düşmüş yere,son nefesini vermek üzere dört nala nefeslerini alıyor borcundan,
Bir at nasıl ölür biliyor musun sevgilim,
Bir sevda nasıl da yanıyor insanın koynunda alevsiz kırmızısız,sızı sızı...
Bir at nasıl bakar ıslanan gözleriyle gözlerinin içine sevgilim,bilir misin,
Düşü,ay'ı,gözlerden yaşlarını...
Bir at nasıl sever son nefesinde yine,
o ağrılarla,acılarla bin yıl sırtında taşıdığını,bilir misin...
En güvendiğin öpüyor seni dudağından bir avuç kum dökülene kadar avuçlarından,o cennetten yerlere,
Kim bıçaklasa nafile,kim çivi vursa nafile o son taneden de önce,
Kim taş atmış,kim gül gonca nafile...
Mühim değil benden çekip giden gözlerinin ardından olacaklar.
Mühim değil o mahşerler,kıyametler sonrasında inan...
Dört kutsal bekçi incecik maviden boğazında,
Yüreğim tek kişi,yüreğim eski tahta kabri sevdanın.
Melâmisiyim seni sevmenin,
Kimseler bilmesin; bir sen bil yeter...
Sol avcuna yazarım sormadan mısramı,saklayabil daha fazla satırlarımı...
Kağıt ellerinin sarayı,
Kahraman melekler mezarlığı,
Düşler tiyatrosu,sevgilim,o düşlerin güzel oyunu gözlerinin sahnesinde...
Kalbini öpüyorum incecik bir çiçeği öper gibi sol bileğinin içinden,
Sayamıyorum kaç atıyor kalbin yaşamanın bu amansız saklanbacında sevgilim,
Sessizce bekliyorum susup etrafımızda herkesin saklanmasını sadece,biter birazdan ne de olsa tüm sesleri kaçan adımların...
Donmuş çağlayanların buzdan kılıçları mızrakları altında bekliyorum asırlardır seni;
Bilsem de içten içe hiç gelmeyeceğini,bekliyorum umudun tutuşmamış kükürt ucunda,bir kibritin umuttan sahilinde...
Dört kutsal bekçi incecik maviden boğazında,
Yüreğim tek kişi,yüreğim eski tahta kabri sevdanın.
Melâmisiyim seni sevmenin,
Kimseler bilmesin; bir sen bil yeter...
Tüm hainler saklansın;bir ben yanayım gerekirse,
Merak etme görsem de seni,bulsam da güneş gibi gün gibi gözlerimde,
Gerekirse görmem,bile bile...
Geçip giderim yanından içim ellerim yana yana bir çocuk gibi,
Görmemiş gibi yaparım merak etme,asla beceremesem de...
Gözlerim kalır ama yine de seninle,bir çocuk gibi,
Balığın ağzında ışıldayan gümüşten bir iğne,bir hançer gibi...
Dört kutsal bekçi incecik maviden boğazında,
Yüreğim tek kişi,yüreğim eski tahta kabri sevdanın.
Melâmisiyim seni sevmenin,
Kimseler bilmesin; bir sen bil yeter...


10.02 fiN.

Hiç yorum yok: