3 Temmuz 2026 Cuma

Ölümün kemik giyotininde

 
Sonsuz mavi,sonsuz lacivert bi deniz içindeyim,
Tuzlu mu tuzlu yakar tenimi güneşin kırbacı,
durmadan ve ardı sıra...
Sevdasız,nefessiz kalırım yorulup...
Batıyorum usul usul dibe doğru,
Kaldırmıyor artık sular bedenimi,tutmuyor elleri tuzlu mavinin...
boğulur dururum soluksuz sevgisiz ardı sıra.
Ölür ölür dirilirim her şafakta her gün bir kez daha.
Yorgunum,bin yıllık bin seferlik ölüleri gibi tozlu tarihin.
Sonsuz mavi,sonsuz lacivert bi deniz içindeyim,
Tuzlu mu tuzlu yakar tenimi güneşin kırbacı,
durmadan ve ardı sıra...
Sevdasız,nefessiz kalırım yorulup...
Sonsuz sonlar bahçesinde bir kuşun gagasında uzanmış hareketsiz gökyüzünü izliyorum tersimden,
Çirkin tırtılıyım cennetin...
Ölümün kemik giyotininde kafamın benden ayrılışını,saldım bekliyorum,
utanmasam gülümseyeceğim;
...
Gülümsedim...
...


12.10 sonsuz yürüyen merdivenler,koşan camdan kuleler,piramitler...korkak faniler otlağı...
beyaz gömlek hapishaneler...
delilerin free friday'i zaman...

2 Temmuz 2026 Perşembe

Uzak mesafe hayaletimsi etki'm

 
Uzak mesafe hayaletimsi etki'm.
Hey albert söyle bana.
Neresini keser bir hata ile sevgilim.
Canı yanıyor hala ve hala binbir kesikler ile yüreğimin.
Bende yürek var,sende kalp sevgilim.
Bilmem kimi kırar kalbin istemeden.
Domatesler aşkına,
Söyle kime ait sol tarafı adı o "yaşamak" isimli teknenin.
Uzak mesafe hayaletimsi etki'm.
Hey albert söyle bana.
Atomlar misali ayırabildin mi sonunda bizi...?
Ey katli vacib bilim adamı,ey kutsal el'li tabib.
Kimin canını yakıp fırlatsan da kainatın öbür ucuna dahi;
Diğerinin hem ciğeri hem yüreği kanar,yanar ve sızlar...
Uzak mesafe hayaletimsi etki'm.
Hey albert söyle bana.
Kuantum,tarıyor mu saçlarını sırları ile ışıldayan aynasında ve elinde o yalancı şimşir tarak...
Domatesler aşkına,
Söyle kime ait sol tarafı adı o "yaşamak" isimli teknenin.
Peki sevmek,bu kadar ucuz mu;
Yada satılır mı bin ışık yılı uzaklardan pırlanta bir gezegenin eşsiz sesi,şarkısı sineklerden bir pazarda...


16.29 kanımı içmekten korkardı tüm günahkar sinekler,mahşerinden dört nala kaçıp saklanan kaderlerden ve kederlerden uçup yükselip...

Abaküs öpüşmeler vakti

 
Yaşamayı seçen aptallar.
Kimsesiz ve düşsüz; yürüyen çürümüş etler kervanı bu masum zavallı gezegen.
Parmak hesabı yapıp yaşıyorlar şu avuçlarından akıp dökülen eşsiz günü.
Abaküs öpüşmeler vakti sokağın korkusuz akşamında zaman.
Yaşamayı seçen aptallar.
Tek mermili bir altı patlar dudakların oysa,
Çevir öp,çevir öp,çevir ve öp...durmuyorum,
Duramıyorum da asla.
Ölmem kumarında bu sevmenin ne kadar denesem,istesem de;
Dudakların bana sırtını dönmediği sürece sevgilim.
Yaşamayı seçen aptallar.
Güneşi soyunur akşam üzerinden ince askılarını usulca dokunup çözüp,
Üryan ıslak adımlarında yakar kavurursun beni gecenin karanlığında;
Üzerinde yalnız gecede denizin tuzdan tadı ve kokusu giyili kalsın sevgilim...
Yaşamayı seçen aptallar.
Anlamı yok yarının.
Dünü gömdüm toprağa can suyu ile sarıp sarmalayıp,
Kemik saksısında kalbimin her şey ve her yer.
Ve bugünü öptüm ilk filiz,yeşil yaprağın tomurcuğundan hiç düşünmeden uzanıp sadece...
Yaşamayı seçen aptallar.
Almış kalbini bileğinden kavrayıp bir beyaz ceketli şapşal,
Sayıyor tesbih tesbih nefeslerini bir bir boncuklardan,
Ve inanıyorsun ona,her yaşamak bu yada yaşamak bu değil dediği zaman;
Sırtımın zeherli hançer zamanı bu,istesem de asla kaçamam...
Yaşamayı seçen aptallar.
Peki neden bu kadar korkaklar.
Neredesin ey cesaret,
Göster bana bu yüzyılda yüzünü...


15.29 zamanın iskeleti.