19 Mart 2026 Perşembe

Love and graves

Love and graves.

Bir ırmak gibi akıyor önümüzden,
seninle elimizi sürmek istemediğimiz şu bayağı zaman sevgilim;
Ve kenarındayız yaşamanın seninle elele ve ılık hala içimizde tüm umutlar...
Milyon karıncanın ve binlerce yaban arının üşüştüğü çöpün kenarına fırlatılmış eski bir et parçası gibi kokmuş ve gölgelenmiş,belkide çoktan ölmüş nefessiz bir kırmızı karşımızda en çıplak haliyle oysa insan...
Sevmek,mezar taşlarındaki eşsiz mısralar gibi buz gibi ve soğuk sevgilim...
Gömüyorlar bizleri diri diri,gözleri kör,gönülleri yosunlar ile kapanıp bağlanmış sanki,
ve ağzımız burnumuz nefeslerimize yapışıp uçuşan ıslak topraklar vakti...
Bir ırmak gibi akıyor önümüzden,
seninle elimizi sürmek istemediğimiz şu bayağı zaman sevgilim;
Elinin içi kalbimin üzerinde şimdi;
Duyamadığını söyledin sesini yüreğimin,
Gitmiş,terketmiş sanki bizi,
Sen merak etme sevgilim,hilekar saklanmış izliyordur mutlaka kıkır kıkır atarken sessiz uzaktan ikimizi...
Bir ırmak gibi akıyor önümüzden,
seninle elimizi sürmek istemediğimiz şu bayağı zaman sevgilim;
Artık kimsenin beğenmediği,çiğ taneleri yıkıyor bahar dallarında yeşilden aldan filizlenen erdemlerimizi...
Güneş koşa koşa gelir şimdi koklamak için şafağın ilk açan o alev rengi gelinciğini; 
usul usul açan kadife yapraklarından öper günü...
Ulaştığını düşünürken tam da parmak uçlarından her şeye,
Dokunacak iken tanrının en güzel elma'sına,
Nasılda kayar ayağı insanın sevgiyle koşturan dillerde.
Etini çimenlerine emanet edersin toprağın,ruhun uzanır boylu boyunca yeşiline kainatın...
Ah,ey hayat
Sen aynı zamanda ne hoyrat ve ne de güzelsin...
Bir ırmak gibi akıyor önümüzden,
seninle elimizi sürmek istemediğimiz şu bayağı zaman sevgilim;
Ve elele,ılıkca aksın içimizden yaşamak,sadece ve sadece,
Başka hiç bir şeye ihtiyacımız yok inan.


11.06 aşklar ve mezarlar.

Hiç yorum yok: