Avuçlarımızda hapishaneler, ve demirden değil parmaklıklar var sevgilim...
Esir; bakışlarımızda sevmek,aşk ve iyiliği sulaması gereken cesaretlerimiz bile...
Eksik gitar tellerinden uzayıp giden bir patika yol var kapanan gözlerimin ardı düşlerimde,
Ve aklım sen...
Gecenin bir körü dürter uyandırır beni ruhum,
Duvarda ince çizgili bir karanlık aydınlanmış izliyor bizi.
Ve ben yaralı kan kaybeden aslanıyım bu kimseleri umursamaz cehennemin...
Avuçlarımızda hapishaneler, ve demirden değil parmaklıklar var sevgilim...
Ve herkes ölmeye mahkum yine de...;
Kimse masum değil...
Gökten yağmurları topluyorum bardaklara ve tencerelere,
Gök delinmiş misali,kan kaybediyor ölüme çok yakın bir yürekcesine,ardı sıra...
Yine de yavaşlıyor her damla,kendini gömerken birikmiş kabirler kenti,içilesi kadavraların birikintilerine...
Avuçlarımızda hapishaneler, ve demirden değil parmaklıklar var sevgilim...
Gözlerimiz avlusu günlerimizin,
Ve yatarı,nefeslerimiz adımlıyor üşüyen ürperen tenimizde bir bir...
Şafağı aynı her günün,
Ya da farklı her nefes ciğerde,inan bilmiyorum...
Avuçlarımızda hapishaneler, ve demirden değil parmaklıklar var sevgilim...
Ve aklım sen...
Ve herkes ölmeye mahkum yine de...;
Kimse masum değil,sevgilim...
Ventral vagal sabahım,
Çayımda bisküvi tadım,simit kokum,
Pazar şafağım,kahvaltı masam,düş sabahım...
Dünya ölmeme günüm.
Hoşgeldin aklıma,yeniden;
Ve aklım,fikrim,
tenim,bedenim,
hissim sen...
01.54 amansız düşleri tarıyor saçlarımızdan ılık rüzgarı nefeslerinin...kimseye sormadan dudakların,dudaklarımın tuzlu denizine süzülüp iniyor...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder