Tüm insanların akıp gidişlerini seyrediyorum sıcak trenlerin ardından sevgilim.
Yığınlar dökülüyor gözlerimin önünden şelalelerden,
Yığınlar dökülüyor gözlerimin önünden şelalelerden,
ağırlığının kaderine kapılıp düşen sular misali...
Bir kadın,bir kediye bakıp uzaktan gülümsüyor bugününe ve sonra,
Buzdan adımlarımıza inat ben buradayım diyor yüzümüzde üşüyen ruhumuza güneş.
Kendi ellerimizde,bir avuç camlarda yalancı pencerelerine hapsolmuş gözlerimiz sözde yarınların sevgilim,
Ve ben; bu gözlerimizin bir avuçluk hapishanesinde,bu yaşamaya devam eden mahşerinde ucuz bugünlerin,
Bir kadın,bir kediye bakıp uzaktan gülümsüyor bugününe ve sonra,
Buzdan adımlarımıza inat ben buradayım diyor yüzümüzde üşüyen ruhumuza güneş.
Kendi ellerimizde,bir avuç camlarda yalancı pencerelerine hapsolmuş gözlerimiz sözde yarınların sevgilim,
Ve ben; bu gözlerimizin bir avuçluk hapishanesinde,bu yaşamaya devam eden mahşerinde ucuz bugünlerin,
her adımımda seni arıyorum avlusunda ömrün sevgilim.
Kuşlar ölüyor yol kenarlarında bir kaç tozlu kırık buğday,bir kaç kırıntı uğruna sevgilim.
Aylardan Mart,ve güneş soğuk bıçağını vuruyor yüzümüze acımasızca,
Gülüşüyor yollarda çocuklar,
Martıların valsi güvercinler arasında,
Beyaz bulutlardan battaniyesini çekiyor üzerine mavi gök,
Rengi toprak gözlerinden baharın beyaz yaseminleri açıp esip kokuyor misler gibi sevgilim,
Seni örtüyorum üzerime kapatıp gözlerimi yaşamanın her satırına,
Ve mezar taşım gelincikler sadece dudaklarından dökülen taze dualar ile sulanan yemyeşil sonsuz bir çayırda...
19.30 sonsuz son'lar tramvayında.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder