21 Mart 2026 Cumartesi

monodialoglar labirenti


- zaman bu sevgilim,üzülme sen,her ne yapsan da yine de kayıp gidecek tutamadan biz o kum tanelerini,tutmaya çalışırken herbirini biz,yine de birkaç tanesi takılacak avuçlarımızın kırışan çizgilerine sadece...
zaman bu sevgilim,üzülme sen,
Geçecek gidecek o; seninle sevdiğimiz,o en mutlu olduğumuz an bile gözlerimizden,yaşamayı bir otobüsün başımızı yaslayıp izlediğimiz camından görüp beğendiğimiz an'lar gibi,düşüp geride kalacak her şey...
O sevindiğimiz an,o ağaç,o çocuk kahkahaları,o bahar akacak henüz biz bile anlamamışken bize iyi geldiğini mutlu oluşumuzun...

- mumlar,kibritler ve dilekler sevgilim...bir tabloya dayıyorum başımı yokluğunda,gözlerimin sırtını sıvazlıyor aklımızın ağına takılan o kıpır kıpır tutulmaz küçük hatıralar ve sonra...ne yapsak kurtuluruz bilmiyorum,ne yapsak kurtulurlar...? Çaresizliğine direnemediğimiz şu zaman bıçaklasın sırtımızdan seçebildiğimiz sonumuzda bari...
Fıtrat bu sevgilim,üzülme sen,her ne yapsan da yine de ısıracak elimizden ona ekmek uzattığımız korkmuş köpek içimizden bizi...Bırak doğsun büyüsün ocak,şubat; ve bırak ısıtsın içimizi sonrasında bu kara amansız başedilmez soğuklar...
Ellerimiz bulur,sıcacık akarken kanımız avuçlarımızdan yanıp tutuşup,birbirini...birbirimizi...
Hem ne var üşüsek ölsek sokulup sarılıp kokuna dokunup kapansa gözlerimiz istemeden ağırlaşıp; huzurun uykusuna gömülsek birbirimizde...

- hangi son kabul eder bu kadar zaman canı yanmış,yanan kederimizi.yarı ölü,yorgun kızıl külümüzde hangi karar çıplak adım yürüyebilir ki canı yanmadan lütfen söyle...

- uzan yakala beni bu sonsuz düşüşten,bu bitmez tükenmez uçurumdan sevgilim; bırak elimi kolumu tutmaya çalışmayı artık,zaman yok,tut beni dudaklarımdan,öp ve al çıkar ayaklarım altında kalbi durmadan atan yokluğunun korkularından...
Başaramaz isen şayet,morfini olur dudağının sıcağı,nefesinin serini,gözlerinin gün ışığı o son acılarıma belki...


11.37 monodialoglar labirenti,kaybolan takvim yaprakları ıslak baharın çatlamış kırgın duvarında...

* cehennemin uzaktan yüzümü ısıtan ışığında,zifir rengi korkuları çıkardım,soyundum ve yürüyorum sevgilim; seni seviyorum...ve donup öldüğüm sensizliğin başedilemez soğuğunda çırılçıplağım,uykum tuttu gözlerimden ellerimi,çekiyor tatlı tatlı bedenimi gözlerimden iteleyip.ve korkutamaz hiçbir alev beni; söyle onlara,susuz kuru dudaklarımın mirasıdır,suyunu içemediğim okyanuslara gömsünler kor etimi,bedenimi...

Hiç yorum yok: