19 Aralık 2025 Cuma

elindeki plastik tavşan

 
Kaçak bindiğimiz bir tren yolculuğu elindeki plastik tavşan sevgilim,
Kaçmak için kullanıyoruz her seferinde,
Aslımızdan,kendimizden,bilmeden belki.
Yarınları bilsek,bir saniye bile ayırmazdık ellerimizi...
O kadar tatlı ki seninle bu kaçak yol,
Adı aşk bir sonraki durağın,eminiz biliyoruz,
İçimiz sıcacık,içimiz su kenarında taze kokusu ile bir defne yaprağı,
Utanıyoruz gençliğimizden yersiz,
Yalan yanlış öğretmişler bize yaşamayı hissetmeyi sevgilim,
Ne yazık onlara,
Ne yazık; şahlanan özgür eyersiz dudaklarına,üzerinden düşmemek için sımsıkı tutunan yapışan korkmuş dudaklarıma,
Ne yazık,düşünce öleceğimizi sanmamız çocukça oysa.
Kaçak bindiğimiz bir tren yolculuğu elindeki plastik tavşan sevgilim,
Kaçmak için kullanıyoruz her seferinde,
Aslımızdan,kendimizden bilmeden belki.
Beş yaşında bir çocuğum sanki gözlerinin verandasına ne zaman çıksam yüzünde,
Öpsem kızar mı annen,annem,
Dudaklarına diz çöksem kalsam yüzümü toprağına sürüp,
öylece kalakalsam yıllarca.
Cehennemler kabul eder mi acaba bedenimi,
İşte o kadar çocuğum yüzünün önünde,
Beş yaşında bir çocuğum dudaklarına uzanırken,annesinin memesine saatlerdir hasret bir bebek sanki yüreğim,ne zaman seni pencereden görsem...
Kaçak bindiğimiz bir tren yolculuğu elindeki plastik tavşan sevgilim,
Kaçmak için kullanıyoruz her seferinde,
Aslımızdan,kendimizden bilmeden belki.
Ve sen sevgilim,ne zaman ki unuttun bile bile bir masalda terkedip o tavşanı,
Biz varolduk yepyeni bir masaldan damla damla süzülüp yepyeni bir aleme...
Kaçak bindiğimiz bir tren yolculuğu elindeki plastik tavşan sevgilim,
Kaçmak için kullanıyoruz her seferinde,
Aslımızdan,kendimizden bilmeden belki.
Ve o üşümüş ellerin sevgilim,bir gar sabahı soğuğu durmadan seni oturup beklediğim...
İçlerine üflediğim,yanardağlardan senin uğruna derdiğim o sıcak nefeslerimin hepsi sevgilim,
sana özlemlerim...
Ah ah ve ateşler arasında üşüyen şu zavallı yüreğim.

00.32 dünün yelkovanları,yarının akrebi.

Hiç yorum yok: