9 Temmuz 2026 Perşembe

Sırtı kaşınan everestler

 
Sırtı kaşınan everestler kadar kızgın düşüm.
Kim deniyor durmadan ama durmadan eteklerimden tırmanmayı sevgilim,
Ve neden...
Eti feda eden bu göğe yürümeler neden,
Ya bu yersiz aptal cesareti insanların,
Neden...
Dağ'a soruldu mu peki hiç,
"tırmanabilir miyim seni..."
Karıncalar yürürken üzerinden göklerine doğru kaşınıyor mudur peki bir ağacın teni...?
Kim kaşıyacak söyler misin beşiğindeki bebek zeytinin o yumuşacık sırtını...
Bu tırmanmalar neden...
Sırtı kaşınan everestler kadar kızgın düşüm.
Kim deniyor durmadan ama durmadan eteklerimden tırmanmayı sevgilim,
Ve neden...

Bin kapılı mabedi'm.
Kuş misali uçsam dünyayı,sonra dönsem gelsem sana yeniden ve yeniden,
Düşsem pencerene,bin kapından birinin önüne,
Alsan beni son bir kez daha ah o cennetin kokusu sinmiş ellerine...
Saraysız tacım,
Düş yelkenim,
Umut kibritim,
Ağrı bezim,
Anam,sonsuz merhemim...
Aşk uğruna toprak yiyenim...
Kapalı kapım,
Anahtarsız kederlerim.
Bozulmaz toprak küpünde balım,
Yüreğim,küflü kovanım...

Sırtı kaşınan everestler kadar kızgın düşüm.
Kim deniyor durmadan ama durmadan eteklerimden tırmanmayı sevgilim,
Ve neden...
Düşsem avcuna,bir serçe doğsam uçamadığım yuvama,
Beni yine alır mısın ardıç yüreğinin o kutsal kovuğuna...
Ah aah...
Sırtı kaşınan everestler kadar kızgın düşüm.
Kim deniyor durmadan ama durmadan eteklerimden tırmanmayı sevgilim,
Ve neden...
Bilmiyorum,bilmeyeceğim...bilmem.
Tek bildiğim,
Bir sen...


10.16 vampirinin göğsüne tahta kazığını sapladı aşk.
Sarımsak kokan kazaklar akşamı...

Hiç yorum yok: