10 Ekim 2012 Çarşamba

sustum...


öyle bir sustum ki MARIANA utandı derinliğinden...



03.33

bir fil adım attı ışığa doğru gölgeden...


incecik bir sabahtı şimdi sırtına doğan,
bir fil adım attı ışığa doğru gölgeden...
adımın izi kaldı toprağın yüzünde,
bir yağmur vurulup düştü göğsünden,
ve bir karınca boğuldu dev adımlar okyanusunda...

* anlayabilirsen...

03.21

her nefeste yanlıştasın yine...


güzel,demek ki mesaj yerine ulaşmış
ne yaptığını iyi biliyosun ve anlamışsın !!!
ama şöyle de bir detay var ki aynı zamanda:
sen yine buralardasın ve bakıyosun okuyosun sokaklarımı.
DEFOL GİT BURALARDAN BE ADAM,GELME BİR DAHA HİÇ !!!
yeter !!!

03.10

9 Ekim 2012 Salı

gecenin kokusu...


yazmadım ama buradaydım...

00.28

8 Ekim 2012 Pazartesi

.. .


cANım yanıyor...



13.22

7 Ekim 2012 Pazar

durmakSIZI'n...



ılıktı göğüs kafesin;
ve kalbin,durmaksızın kendini kafesine vuran
pır pır çırpınan bir özgürlüğün nefesiydi yükselip alçalan göğsünde...
durmakSIZI'n kanıyordun...
durmaksızın kanıyordu uçmaya çalışan tüm çabaların,
elini içine sokmaya hep korktuğun saklı iç cebinde...

* ve gün gelecek;
pişman uçuşlarda ansızın çarpacak bir çakıl misali hatıraların köşeli ucu yüreklerimize.
tenimizde soğuk kanayışlar alevlenecek,can yakan tutuşmalar uyanacak;
ama biz söndürmek istemeyeceğiz hiçbir sızıyı üzerimizden...


gün,ne zaman günaydın dedi ki bize ?
bir çay bardağı keder oturdu içimize...

zaman,11.42 öğleni

bEN.. .

5 Ekim 2012 Cuma

ve siz bir kelebeğin ömrü boyunca yağmurları konuşursunuz...



bazen,bir bardak su'da bulursunuz hayatı;
bazen bir tas su tadında dalarsınız hiç görmediğiniz okyanusunuza...
bazen,akar usul usul zaman boynunuzun sol kıyısında,
ama farketmezsiniz...
bazen,bir tas su içer dudaklarınız,
bir damla süzülür soğukça inceden boynunuza,

ve siz bir kelebeğin ömrü boyunca yağmurları konuşursunuz...
işte hayat böyle,dilinizdeki en farklı kokunun doğurduğu bir sanattır...
ama farketmezsiniz...


* gündüze isyan boyama kitaplarıydı,hiç binmeyeceğimiz bir otobüsü beklerken aslında tüm otobüs durakları...olgunluğumuzdan çocukluğumuza kaçıyorduk sürekli...


00.51

kanatlanıp koştular göğün yoluna dört nala...


'' aslında sadece dört köşesi olan kare bir satranç tahtasındaki taşların dört köşeden ibaret olmadığı ve oyunun,yüzlerce farklı açıdan farklı şekilde görülebileceği ve farklı sonuçlar çıkabileceği farkedildiğinde anlaşıldı tüm gerçek...yaşam görülenin ve tahmin edilebilecek olanın arkasında binlerce farklı neden ve sonuç sakladığı için daha değerli ve sıradışıdır...ve bilgisayarların asla hesaplayamayacağı gerçek budur...içine insan düşen her saniye değişkendir ve tahmin edilmesi imkansızlaşabilir;bu yüzden compüterler daima çaresiz kalacaktır karşımızda (üzgünüm terminatör senaryosunu yazan coşkunun çocukları...) ''

E.T.

* asma yaprağına sarılan tırtıldı tüm hayallerimiz;naftalin kokusunda kozalandılar önce,kanatlanıp koştular göğün yoluna dört nala sonra...aslında kaçtılar avuçlarımızdan dağılıp giden,kayıp düşen kum taneleri gibi...


** teşekkürler fikrin kıvılcımı,gökten düşen üç dİLEK hakkı...

ve üçünüde sustu mürid...

(yüreğimin kabir azabı odasında...)

00.36




2 Ekim 2012 Salı

tik tak'lar bahçesi...


.. .



* koyver gitsin anları akşamın...


00.49