Ve yüzünü boyadı bir hamamböceği,
Belki severler onu bu sefer diye belki,
Ne vardı ki sıcacık odaları sevmesinde dışarıda sonsuz kış soğukları...
Hem hamamlar sıcacıktı,tertemizdi,sabun kokardı,
Peki orayı sevmek neden günahtı.
Hızlı koşuyorum diye neden bu korku bilemedim inan hiç,
Koca koca atlardan korkmuyorlardı hiç oysa,
Seviyorlardı onların yüzünü,
Besliyorlardı onları kendi elleri ile üstelik...
Sevilmek,neden bu kadar zordu ki,öğrenemedim.
Ve yüzünü boyadı bir hamamböceği,
Belki severler onu bu sefer diye belki,
Birbirine kızdılar hep,bombalar yaptılar attılar,
Öldürmek için hep;ama ölenleri yemediler bile,
hiç anlayamadım anne...
binlerce ölü yanmış beden,yatıyor yerlerde nedensizce...peki neden...
Çok korktum o patlamalarda,
Yerlerin en diplerine dek koştum dokunamasın bana o koca koca ateş denizleri,okyanusları hiç ama hiç diye...
Toprak sarılır çünkü daima bana,sen öğretmiştin,
Ve Tanrımdan armağan sırtımdaki yanmaz kırılmaz zırhım bana...
Unuttular galiba,beni de Tanrım sevdi ve yarattı...
Ve yüzünü boyadı bir hamamböceği,
Belki severler onu bu sefer diye belki,
Ne vardı ki uçmayı öğrendiyse kuşları izleyip kıskanıp sonra,
Ne vardı ki insanı sevip merak edip konuşabilmek umuduyla yaklaştıysa sonra,
Çığlıklar,çığlıklar,çığlıklar,
Tıpkı bombalar gibi çınlıyorlar antenlerimde,
Çitalar kadar hızlı koşmalıyım diyorum kendi kendime,
taaa o en güvendiğim yerlere dek,
Yerin binlerce adım derinlerine kadar...
Çok korkuyorum anne,
Neden sevmezler ki beni bir uğur böceği,bir kedi,bir at gibi;
Kıskanıyorum,susuz bir toprakmışcasına dayanamayıp çatlarcasına inan,
Ben de uçtum hoşlarına gidebilmek için oysa tıpkı bir kelebek gibi...
07.53 sevmeler üzerine; sevilme düşlerini işliyor gözlerimize içimize baharda,hergün yeniden uyandığını sandığımız,oysa hiç uyumayan ve yüzünü inatla bizlere gösteren gülümseyen tüm yorgun güneşler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder