Ellerim eski yağ tenekesi bir saksı,
Ruhum saksıda bir pamuk tarlası.
Kurak dudaklarım içine içine mırıldanıyor beklediği yağmurları.
Ve çölün başını okşuyor kaynayan kumlarından "sevmek" ,
En sakininden,en afillisinden hem de...
Ve kulağıma sokulup amin diyor uğur böcekleri,
Kuşlar ebelemece oynuyor ağaçlardan göklerden koşup birbirine,
Ve saklankaç'ında tüm çocuk yılanlar mayısında düşlerinin...
Adı şifa zehre sürülü dudaklarının,
Uzanıp öpsem dayanamam ey mis kokan kırmızı elma'm,
İstemsiz ısırıp tadına bakmak isterim aşk'ının üzgünüm...
Hangi günah atacak ise beni cehenneme sen bahanesi ile,söyle beklemesin,
herşeyden önce hemen atsın,çünkü tutamam kendimi,duramam;
Cezamı vursun yüzüme,zaten yanan bu emanet-i bedeni varsın hemen benden alsın...
Ellerim eski yağ tenekesi bir saksı,
Ruhum saksıda bir pamuk tarlası.
Kurak dudaklarım içine içine mırıldanıyor beklediği yağmurları.
Ve çölün başını okşuyor kaynayan kumlarından "sevmek" ,
Söylesinler sana çoktan toprak olduysam şayet eğer,
Çıkar al bu emanet bedenden etimden kırıp göğsümün kemikten kafesini,al emanetin yüreğimi benden,
Zaten hep yaptığı gibi,bundan sonra başucunda avuçlarında yalnız senin uğruna atsın...
Ellerim eski yağ tenekesi bir saksı,
Ruhum saksıda bir pamuk tarlası.
Kurak dudaklarım içine içine mırıldanıyor beklediği yağmurları.
Ve çölün başını okşuyor kaynayan kumlarından "sevmek" ,
Ve ip olup üzerine işleniyor ruhum pamuktan bir elbise,hatta belki bir gelinliğe dönüşüp...
09.12 hayaller,kabuslar ve susuzluk.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder