9 Mayıs 2026 Cumartesi

hangi yüzyıla düşsem de öpsem seni bilemem

 
Bir sınır vilayeti,dağ dahi yalnız,düşler izbe.
Karakolsuz tepeler,hırsız esen tüm rüzgarlar.
Paslı yağ tenekelerinde çiçekler,baharlar açar,
Mum erir akşamları,gaz altın; pahalıdır.
Bir kitap açar sayfalarını,dökülür pembe çiçekler yapraklar,
saçılır bahar mevsim,ve kimsesiz düşleri öksüzlerin...
Üşür bir çocuk,çeker ayaklarını taa karnına dek,
taa anasının huzurlu karnına dek,
Bilir yün yorgan,dokunmaz,
Ayırmaz evladı annesinden...
Atlar ağlar,insan çığlıklar atar sevgilim,
Ve rüyalar durmaz çağırır zahire...
Söyle, sor ;
Kaç misket daha kazansan dolar taşar cebin,
Kaç dost daha taşınsa kalmaz hiç kimse...?
Kaç bin ölüm var ki içinde o bayat siyah suyun,
Kim koklasa benzini kusar söyle...
Bir sınır vilayeti,dağ dahi yalnız,düşler izbe.
Karakolsuz tepeler,hırsız esen tüm rüzgarlar.
Paslı yağ tenekelerinde çiçekler,baharlar açar,
Mum erir akşamları,gaz altın; pahalıdır.
Dışım ettir,duvarlar virane,
İçim kurumuş bir yaprak,içim sevda,
içim kızıla çalan bir sessizlik...
Dışım bir köy ocağı,istir zifirdir,
Dışım köyde taştır,bir şubat duvarı,
İçim sevda,
İçim paslı saksısı baharda kızıl gerdanların;
İçim sen...


08.41 bir zaman yolcusu zihnim,gözlerim...ararım,istesem de bir türlü bulamam; ah aah,hangi yüzyıla düşsem de öpsem seni bilemem.

Hiç yorum yok: