- sen söylediysen doğrudur diyecek onlarca kalabalık varken ardında,birde benim söyleyişimin rahatsızlığı ürpermesin teninizde...
müttefik mASAL farkı olsun buda muskamızın içinde saklamak üzere o zaman ve boynumuza gizlenerek göğsümüzde yaşamı asılsın...
Ve sonra;
kalabalıklar yüzüyordu ardısıra yüzünün denizinde...
aynasızdı avuçlarının ayası...
göremiyordu ellerinin çizgilerinden mısralar hizalayanları...
kalabalıklar yüzüyordu ardısıra yüzünün denizinde...
o hala ıslak bir çöl sanıyordu teninde dalgalananları...
sırrı dökük,gülüşü sökük bir yüzün tamlayanıydı sanki dudakları...
öpüştüğü düşlere anlatıyordu nefesinden fezasız uzakları...
gülüşünün bileği burkuk adımlarında ıslanıyordu güneşe söylediği serin yalanlar,
ve ne zaman gün düşse,o geceden yıldızlanan göğünü çalıyordu incecik bir elbise diye...
yakışıyordu tüm topallamalar göğsüne...
yürekten geçen her sızı onu kıskanıyordu al kırmızı şiir renginde...
yüzü sevda,yüreği onb/eşine hasret denginde...
kalabalıklar yüzüyordu ardısıra yüzünün denizinde..
sarıya dönük zarflardan katlanan geminin güvertesinde,
kalabalıklara yüzüyordu yüzünün balıkçı çizgilerinde...
gülüşü rüzgar,tavrı kurt kapanıydı söylediği sessizlik ezgilerinde...
adı yalnızlıktı kadının...
adı tansızlıktı adamın...
ve kalabalıklar yüzüyordu ardısıra yüzünün denizinde..
adam oltasındaki iğneye bir mısra hançerledi,ve uzandı tuz kokusu dizlerin gökyüzüne...
15.26 tozlu günlükler sandığı -yirmidört-