2 Kasım 2026 Pazartesi

" Kogane no nami..."

 
" Kogane no nami..."


İnsan,her gün aynı şekilde akan yaşayış suyunun ne kadar da sıkıcı olduğunu düşünür söyler belli bir vakitten sonra...Rutinin güzelliğini görmeyi bile isteye bırakır; hızlanmak ve değişmek ister...
malum doğasıdır insanın...
bir vakitten sonra da pişman olup o rutini ağlaya ağlaya geri ister susuz kalan ruhu,tıpkı canı yanmış küçük bir çocuk gibi...
İnsan,her şey sanki daima aynı kalacakmış gibi yanılgısında şikayet söyleminde bir ölümlü ettir...
Ve daima çok sonra anlar hatasını; güldüğü tibet öküzü daha bilgedir aslında onun aklından,o dokuz on saniye geç gelen farkındalığı ile bile...insan sadece güler oysa buna...

Her şey değişecekti o gün,ve birazdan...
ve kimse farkında değildi henüz...
Hala şikayetindeydi tüm o zavallı ruhları o gün ve hala...

Kuşlar ne kadar bağırıp çığlıklar ile uyarmaya çalışsa da,başaramadılar o daima karşılıksız sevdikleri insanları ve zavallı ruhları...

Oysa kıyamet bir son değildi hiçbir zaman...
Sadece bilinen her satıra ve harfe reset atışıydı zamanın...kağıdı,silmekten vazgeçip buruşturup atışıydı kainatın çöpüne doğru tanrının...

Ve o kağıt topu,o mürekkebi akmış üzerine yer yer dağılmış mavi gezegen,çöpün kenarına çarpıp girmedi iyi ki o bilinmez kara deliğine zamanın...

Ay ki bu gezegenin masa lambasıdır binyıllardır;
Ay ki tüm uçuşan ruhların,o üşüyen hayalet ağrısındaki kalplerini ısıttıkları bir yol üstü veliaht hanıdır kervansarayların...


09.12 kim kimi güdüyor bilmeden gülümseyen yıllar sallanıyordu duvardaki saatimizde sevgilim;
Kim kimi sevse gerçekten,katılaşmış yüreklerde zelzeleler oluyordu gökgürültülü sağanak korku yağmurlarının kollarında...

Hiç yorum yok: