Nefesini tutmuş gökte bir turna,
Ölüme süzülüyor.
Zıplamış sonra var gücüyle yerde bir çekirge,
Rüzgar ile havaya asılıyor bir kuşa öykünerek.
Derede akan su,uçan yağmura hayran,
Yağan kar,onu bekleyen dağa.
Bir yanlış var ortada,
Bir doğru,çekmecedeki mirasta unutulup tozlanıyor.
Nefesini tutmuş gökte bir turna,
Ölüme süzülüyor.
Bir leylek vazgeçmiş uçmaktan insana sokuluyor.
Yün yorgan unutuldu,beyaz bulutlar yatağa seriliyor.
Dalda bembeyaz bir pamuk topu söylesene nasıl yetişiyor ?
Bazen çekip gitmesi gerekiyor insanın,
Bir gün çekip gitmesi gerekiyor tamamen...
Dala saygı,toprağa sevgi lazım geliyor,
İnsana çiçekli bir esaretin fistanı dikiliyor altın ipler ile.
Nefesini tutmuş gökte bir turna,
Ölüme süzülüyor.
Yılanlar kumda yüzüyor.
Sincaplar ormanın altın madalyasını boyunlarına takıyor yaşamak olimpiyatında.
Dal kavalın sesi unutuldu,
Piyanolar,plastik uydurma bir fakirliği çalıp duruyor.
İki ayna birbirine bakıp yüzlerce kez aynı rüyayı görüyor.
Kurbağalar şairi olmuş gölün,
Biri yakalasın ve öpsün diye masallar okuyor.
Nefesini tutmuş gökte bir turna,
Ölüme süzülüyor.
Sazlar ılık akşam rüzgarı ile dans edip titriyor.
Memleketime bahar mı gelmiş,
Dört yapraklı yonca çocuklar saklambaç oynayıp gözlerimizden kaçıyor...
08.17 dünya bir yalan mı bir rüya mı bilemem,
kendini yaşamaktan kaçar oldu her canlı,sözlerinde beyninde bile.
üzücü.
affet beni avonun şairi,aşk kaleme tutunmuş kağıdımda saklanbaç oynuyor...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder