4 Eylül 2026 Cuma

Gökte tanrılar kıskansın


Ağzımızda,bize sormadan,izinsiz pas tadı bir sabah.
Kara porselen bardak,
Hissediyorum...ve üç nokta.
Beni şaman kadınlar sevdi,öptü,büyüttü sevgilim...
Adı Gece,adı Toros atımın,bilmelisin...
Demlik,unutulmuş yıkanmış.
Oysa ben severim ağlamış dinlenmiş dün çayını.
Bilmeliydin.
Bir temizlik günü ardı;
Alttaki sehpalardan birini aldım,unutulmuş tozlu kalmış,
Gülümsedim,mutlu kaldım.
Umrumda değil tozlu yada değil,
Umrumda değil,temiz yada kendince pis...
Sen kal yeter,bana...
Sıcak bir çay içmek için,sence de biraz üşümemiz mi lazım...?
O zaman,bırak üşüsün tüm martılar...
Çay ile yıka toz toprak kir denilen şu cansız soğumuş tenimi,etimi...
gıdıklansam da,
Kıpırdamam,sana söz.
Tenimde cayır cayır bir yangın,
Karşımdan geliyor dört nala kar kıyamet bir poyrazlı firtına...
Yine de;
Aç haydi durma duvarda çarmıha gerilmiş,
Haince çivilenmiş şu kutsal kış makinasını;
Üflesin yüzümüze şu yalan kış'tan nefeslerini,
bırakalım kandırsın bizi ve içimizi...
Bırak kapatma perdeleri,
Kapatma gözlerini,
Gün aydınlık kalsın,
Varsın güneş izlesin bizi,
Sevişelim,
Gökte tanrılar kıskansın,
Bırak,
Sadece tüller uçuşup bizi bizden gize sürüp saklasın...


09.13 üşüyen yazlar sabahı.

Hiç yorum yok: