8 Ekim 2026 Perşembe

süslü mezar taşları,mermer ızdıraplar bahçesi bir zaman

 
Bir bağban idim,kör toprağa bin yılı verdim.
Kazdım kazdım,yağmur idim yağdım yürüdüm koştum utandım...
Bin karanfili ektim öptüm suladım,yine de çapa çapa yalnız bir gülü aradım.
Gördüm kahverengiyi sarıyı yeşili en derininden de,uzaktan bir kızıl goncayı seçtim gördüm ve koştum...
Ferhat oldum,bin diken tırmandım,
Ulaştım dokundum kokladım da vuslata,
Tutamadım kendimi,taştım,iki kadife yaprağın yedim...
Leyla,şirin,aslı...ey Tomris...ey sevda kadınları...
Bahçede sevda,ter ve nasır,
Yüreğimde beton camsız naylondan bir pencere bir göz oda ve yerde kefenim kadar bir hasır ile,
Hazırım sevdaya gülüm,
Hazırım yanan kavrulan etime,
ellerinden örülü çuvalın dolusu yaban'ın tuzuna,
nazın ile bilenmiş kaşına gözüne,
Düşüne,düşsüzlüğüne,
Suyuna,susuzluğuna,
Barışına savaşına,
Aç açına,huzur taşmış tokluğuna,
Sacda yeni pişen lavaş buğday sayfaları ve odun közü kokusuna,
Hazırım sevdaya gülüm,
Bin hasret doğsun taze fidanın  dalında,
Bin vuslat daha büyümeden sararsın solsun da,
Yine de mutluyum,
Yine de nasır elimde keskin namım ve kılıcım,
Hazırım her sefere,her cihada,her savaşa,
Hazırım bağıma,bağlama teline düşen bir tel saçının sıratına,
Hazırım sevdaya gülüm,
Hazırım sevdaya...
Ses etmem pusuda canımı isteyen yılanın tükürüğü sürülü o soysuz hin yarın'a...
Hazırım sevdaya gülüm,
Hazırım şehadetine tüm harplerinin,
Hazırım sevdaya...


10.31 süslü mezar taşları,mermer ızdıraplar bahçesi bir zaman.

Hiç yorum yok: