14 Şubat 2026 Cumartesi

nefesin ile sonsuz mavilerine gezegenin

 
Tek kulağı sağır aryalar cenneti,
Bülbülller gibi uçuşuyor elma bahçelerinde düşler,
Burnumuzda limon çiceklerinin yeni açmış kokusu,
Ve kanı üzerinde kurumuş aslanlar misali kükrüyor tepemizde masmavi kadim gökler...
Yüzümde,huzurun sessiz çocuk adımlı ılık rüzgarı,
Nefesin; ve sabahı şeriflerin,
Günaydın demese bile daima bana günaydın diyen ve karşımda o mahmur güzel gözlerin...
Tek kulağı sağır aryalar cenneti,
Ah ki ne ah be sevgilim,
Kaçırmışız seninle bir nergis'in daha henüz güneşsiz sabahında ipek kadehine doldurduğu o ilk yudumunu göklerden sağdığı çiğ ile koruduğu efsunlu balının...
Olsun,eğilir içeriz birazdan tuzlu kayalardan dökülüp ayağımıza kadar gelen o yüce dağların buzdan suyunu.
Tek kulağı sağır aryalar cenneti,
Dört bir yanım savaş,
Cenneti bir mi peki bu onsekizbin alemin,
Yüreğinin ocağında hangi nefes ısıtabildi üşüyen avuçlarını ve eflatuna çalan dudaklarını lütfen söyle...
Dört bir yanım naylon sevdalar,
Bitmez esintisinde rüzgarlar,rüzgarlar...
Ve plastik poşetlerin hemen atılası rengarenk yazdıkları tüm satırlar,
Oysa biz üzerine yazdığımız beyaz ağaçları saklamıştık en çok yüreğimizin çekmecelerinde...
Tek kulağı sağır aryalar cenneti,
Dört bir yanım mahşer,
Dört bir yanım kıyamet,
Beğen her gün hangisini beğenebilirsen,
Seç en sevdiğin,en güzel sonunu haydi ey insan,çekinme lütfen.
Tek kulağı sağır aryalar cenneti,
Tüm duydukların,duyabildiğimiz kadarı herşeyin yalnızca,
Tüm anladığımızı sandıklarımız,yüzümüze değen düşen damlaları sonsuz yağmurların ve sadece...
Ve sen ayağına mavi gökleri giyen ipekten adımlarıyla yürüyüp gelen kadın,
Al beni cennetinin elma bahçesine ve cehennemlerinin mağarasına,
Savur ruhumu küllerinden üfleyip kadim nefesin ile sonsuz mavilerine gezegenin...


09.13 Kapital 8. Wie spät ist es?

12 Şubat 2026 Perşembe

Alzati!

 
Ey libretto'm,
Ey battaniye altında üşüyüp sıcacık ayaklarını düşleyip bekleyen umutlarım.
Ey kenarı kesik hırka'm,
Ey iki kefenli'm,
Ey hasreti'm,
Ey vuslatsızlığı'm...
Ey cennet atlası'm,
Ey en derin yara'm...
Ey yoshuku'm,
Ey şok doktrini'm,
Ey kan bağımın hafızası,
Ey vecd'im,
Ey derin karanlığım,ey kutsal fısıltım...
Ey duru koku'm,ey saf niyeti'm...
Ey mezar taşımda urne'm,
Ey arı'mın cam kanadı,
Ey kül'ümün rüzgarı,son alev'imin nefesi...
Ey kadim harabe'm,
Ey soy'umun kutsal kütüğü,
Ey romantize edilmiş,kınımda keskin ölüm'üm...
Ey kan ile doğduğum özgürlük,ve sonra ardı sıra zincire vurulmuş'luğum,
Ey tüm göklerden ağır,yüreğimdeki yük'üm,atlas kişiliği'm...
Ey titanomakhia'm,
Ey her kaybedişi'm,
Ey tutsaklığı'm,
Ey sonsuz kutsal ceza'm...
Ey beyaz carrara mermeri'm,
Ey içimdeki kutsal otorite'm...
Ey " perchè non parli? " 'm...
"Zaman bir an askıda kalır" 'ım,
Turner'dan fırtınalar'ım,thomas cole bulutlar'ım,
Soğuk mavi'm,sıcak ışığı'm,
Seni çok özledim,
Seni seviyorum son sela'm...


19.43 " Alzati! "

3 Şubat 2026 Salı

Ecel perçemim,ayak basılmaz mavi kabrim

 
Etime saplanmış şarapnelleri,
Tek tek bulup çekip tenimden yedim de durdum.
Kırk saattir soğuk soğumuş çayı yudum yudum içine daldım daldım gördüm.
Eli kanlı tanrıların hamamına elimde kör balta girdim.
Gördüm ki sonlarından kaçan pervane tanrılara ateşten de ataş oldum yandım.
Yeşildi iyilik,yaktı benzinler onu kurudu...
Zaman sustu sadece ve durdu.
Kimse yardım etmedi masum'a,
Kimse el uzatmadı o yalnız çocuğa...
Etime saplanmış şarapnelleri,
Tek tek bulup çekip tenimden yedim de durdum.
Analysis paralysis ? Adı korkaklık mı oldu şerefsizliğin ? Tembellik ısırıp kanını mı içti cesaretin ?
Ecel perçemim,tuzdan okyanusum,
topraksız denizden ayak basılmaz mavi kabrim,
tek elimle sımsıkı tutunduğum uçurumlarımdaki yemin...seni seviyorum.
Etime saplanmış şarapnelleri,
Tek tek bulup çekip tenimden yedim de durdum.
Ah aah bu kötü kötü haberler,
Bu boklardan çamurda ayak izi yoklar,
Nedir sizde bu saçma tanrı kompleksi narsist .içler ?
Tek derdiniz kutsal olanı çiğnemek,sizi sevilmemiş hiçler...
Tanrı sizi pireleri ile bile yer,filler size yersiz,kutsal ve fazla...
Cellatlarınız körler,
Gören gözünüze tükürsün lavlar
Azrailiniz,sağırlardan ordular olsun gebe çığlıklarınıza yağlı urgan...
Soysuz boyunlarınız vurulsun vurulsun dönsün,
yeniden yeniden bir güneş patlasın doğsun ve her akşam istemese de durmadan ama durmadan tekrar ölsün...
Sağanak kıyametler gökte doğsun yağmurlar gibi koşsun yağsın ve üzerinize ateşlerden okyanuslar düşsün...
Bin metre alevlerin dalgalarında boğulmak tek cennetiniz olsun...
Etime saplanmış şarapnelleri,
Tek tek bulup çekip tenimden yedim de durdum.
Yeniden doğsam keşke,
Vicdanımı anadan üryan soyunsam,
Ve adım "azrailiniz" diye okunsa kulağıma...


23.23 karnımda sebepsiz ağrıdan dağlar misali acılar...kuzukulağı ve baldıranlar...

İnsan...? Etini .iktiğim .içler yurdu,

Size bin yıllık merhametsizliği öğretmeme izin verin...

2 Şubat 2026 Pazartesi

bir cennetin is kokusu, bir yangının aman'ı

 
Gel tut elimi,
Dön gerisin geriye tüm dünleri.
Sök beni,lekemden koparıp bir dut gibi sür suretime yapraklardan günleri...
Koklat bana yüzünü,gözlerini,
Öpmeliyim dudağından yakalayıp içip sızıp akan nefeslerini...
Gel tut elimi,
Dön gerisin geriye tüm dünleri.
Dök beni,yakıp eritip taş ovuklardan zarflara...
Koklat bana avuçlarını,hasretini,
İçmeliyim ak göğsünden yalnız tüm gecelerini...
Gel tut elimi,
Dön gerisin geriye tüm dünleri.
Gök beni alsın,bulutlardan süzsün senin için demimi...


23.14 kızgın kumlar,vuslat sayfalar zamanı saçların esintisi yüzümde;burnumda bir cennetin is kokusu, bir yangının aman'ı...

kaçı beş geçiyor yüzün gözlerimde

 
Kaçak sevişenler,kaçak dövüşenler...
hangisi daha hain kim tartacak arsızların tezgahında.
Bağırmadan öpüşenler,sarılmadan ağlaşanlar...
Hangisi daha ıslak yağmurdan akşamlarda.

- herşeyi yaşamışsın...? Ya sözler...?

- herşeyi bırakmışsın...? Ya yeminler...?

Kaçak ölenler,kaçak gömülenler...
Hangisi daha masum kim ağlayacak yetim gözlerde.
Su içmeden çölü yürüyenler,üşüse de soyunanlar...
Hangisi daha sevdalı denize eriyip düşen gecelerde hilal'lerden...


23.01 kaçı beş geçiyor yüzün gözlerimde.

özü çürük imiş,sızı erik

 
Kafası güzel sevişmeler yağıyor en yavaşından göklerden sessiz karlar gibi gözlerimize.
Duvarda ateşlerin dansı okşuyor ılık ılık yüzümüzü,
Kimseler sormuyor halimizi...
Kimse benden daha aşık değil,
Kimse benden deli değil alemde...
Bin şarap yusun yüzümü de,
Nefsimi yüz okyanus yıkasın dursun...
On mecnun kurşuna dizsin yüzümü de,
Bir leyla gelsin tutsun elimden son nefesimi...
Kaç sevsem bir etmez saysa da onca soysuzlar,
Yüküm yeşil eriktir,
Derdim gecede karanlık,uzak göklerde binbir yıldız...
Kah biri kayar düşer ellerime,
Kah diğeri kayıp düşer yüzüne,munzur'una,ve gözlerine.
Geleceksin,ama ne zaman ah be sevgilim...?
Çok güzel olacak,
Kaç ölüm sayacak bizi avuçlarından,cebinden.
Kaç mahşer doğuracak bizi doğruyu seçmemiz için artık yeniden ve yeniden.
Doğum günün kutlu olsun sevgilim,
İyi ki yar'sın...
Kafası güzel sevişmeler yağıyor en yavaşından göklerden sessiz karlar gibi gözlerimize.
Duvarda ateşlerin dansı okşuyor ılık ılık yüzümüzü,
Kimseler sormuyor halimizi...


22.44 özü çürük imiş,sızı erik...

kelebek mektuplardan bir bahçede


Duvarların akşamı loş perdesinde yaşamanın,
Sobada ateşlerin çıtırtısı dans ediyor,
Ve kapıda saçaklar uçuşuyor.
Dudaklarının şelalesinden ılık nefeslerin yüzüme dökülüyor.
Bir kedi güneşine dönmüş yüzünü ayak dibimde uzanıyor.
Yüz karınca yerin altındaki piramidine ekmeklerden taşlar taşıyor.
Dudaklarından yüzüme cennetinin rüzgarları kelebek olmuş uçuşup saçılıyor...
Kafamı patlatan top mermileri,
Alabora kalbim ruhumun dalgalarında boğuluyor...
Duvarların akşamı loş perdesinde yaşamanın,
Sobada ateşlerin çıtırtısı dans ediyor,
Ve kapıda saçaklar uçuşuyor.
Kalbimi delen ok öperek dilindeki zehrini etime zerk edip ekiyor...
Kalbimi bıçaklayan hançerler yusufcukların ellerinde...
Gözlerinde son bulan yaşamımın sararan yaprağı,
Kopup dudaklarına süzülen göklerden inen yapraktan sandalım,
Düşlerim ve ahlarım...
Duvarların akşamı loş perdesinde yaşamanın,
Sobada ateşlerin çıtırtısı dans ediyor,
Kapıda saçaklar uçuşuyor...

Ve ben hala parmak uçlarından öpüp seni,yalnız Seni seviyorum...


22.07 kalbime saplanan kırık bir dal var sızan kanımın sıcağından tutunup tüm üşümelerden kaçan bir sevda tırtılının kozasında büyüyen kelebek mektuplardan bir bahçede...