Güneye uçtum kalbim kanadı ısınsın diye,
Ruhum kanadı yorulmuş nefeslerinden,
Düşlerin yaprakları yanmış solmuş bir bahar dalında.
Kimsesiz kalmış çiçeklerim,
Kimsesiz kalmış kuşlarım,kalemlerim...
Mevsim kışa dönmesin erkenden aman diye,
Yuvamdan erken düştüm dallardan göklere.
Bir güneşlik pervazı,
Bir duvar bucağı,
Üç beş kuru dal ve iki dut yaprağı...
Yatak ne bilmem,nevresimsiz açılırdı kafamda düşlerin yelkeni.
Sevda,bir bahar kelebeği idi;
Bilmeden omzuma kondu,
Sımsıkı bana yapıştı...
Korktum,
Yine de çok sevdim;
Sevdim,
Yine de çok korktum...
Güneye uçtum kalbim kanadı ısınsın diye,
Ruhum kanadı yorulmuş nefeslerinden,
Düşlerin yaprakları yanmış solmuş bir bahar dalında.
Bir okyanustum,sana soyundum.
Düştün kırıldın belki,yelkenimdin,dayandın,
çektin çileyi lakin bine bir kala gittin bıraktın...
Sessizliğin oku saplandı ağzıma,dudaklarıma;
Dilim sözüm kapandı lal oldu yaram tüm yarınlarıma...
Pusulasız kaldım...yönsüz,yolsuz,sefersiz...
Elimi bir siren prensesi tuttu,beni kurtardı...
Bin kez öldüm,binbir uyandım,
Elimi hiç bırakmadı...
Uzandım,kan revan kızıl Güneşi öptüm dudağından.
Diyar diyar alemi dolandım...
Güneye uçtum kalbim kanadı ısınsın diye,
Ruhum kanadı yorulmuş nefeslerinden,
Düşlerin yaprakları yanmış solmuş bir bahar dalında.
Andımı yazmıştım tenime; çiğnedim yedim,çektim kopardım.
Bir kıyamettim ufukta;
Ve sen beni unutup bıraktın...
Kendimi unuttum;
Mahşeri aklımdan sildim,kaybettim...
23.04 mahşer-i cümbüş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder