15 Mayıs 2010 Cumartesi

bakışların salıngaç üstü çiçek...


bakışların salıngaç üstü çiçek ,
yüreğini sallayan gözler üzerine
usulca bir gidip bir gelen...
ardından minik bir rüzgarı yüzümüze hediye eden...
sanki tatlı bir yalan...
üşüyen yanağımızda soğuyan bir damla teri,
heyecanımızdan düşürüp toprağa
sormadan bizden çalan...

yıldızları avlama avcı...


yıldızları avlama avcı...
koparma ışıklarını geceden...
çıkarma ışıldayan küpelerini
gökyüzünün kulağı
ayın gölgesinden...

ve karanlık mumlar bekliyordu bizi gecede...


sönmüş mumlar gibiydi kalplerimiz biliyorduk ikimizde...
ve karanlık mumlar bekliyordu bizi gecede...
söndürüp alevlerini saklanmışlardı hepsi karanlıkta odada...
senin ise ,
yanaklarında belliydi üşümüştü soğuk mum gözyaşların...
çünkü yanaklarına akarken donmuştu tüm sessiz ağlayışların...

zaman gölge öpüşmeler zamanı sevdiğim...


zaman gölge öpüşmeler vakti sevdiğim...
utanan bedenlerimize inat güneşe verelim adımlarımızı haydi...
ve öpüşsün gölgelerimiz insanların arasında
dur durak bilmeden dakikalarca...
ve biz onları izleyelim kurduğumuz hayaller boyunca...
zaman gölge öpüşmeler vakti sevdiğim...
öpüştükçe dudak dudağa
dahada güçlenip kararsın gölgelerimiz...
ve biz heyecandan ve nefessizlikten güçsüz düşelim...

zaman gölge öpüşmeler zamanı sevdiğim...
öğlen vakti kısacık boyuyla başlayan öpüşmelerimiz
güneş batarken akşam üzeri
büyüsün gözlerimizde dev gibi...
ve devleşen gölgelerde dudak dudağa batıralım seninle güneşi...
hatta o kadar büyütelim ki gölgelerimizi gözlerimizde,
güliver'i korkutalım gülü verip kaçalım sevdiğim...

zaman gölge öpüşmeler zamanı sevdiğim...
güneş batıyor diye ağlayalım seninle,
kayboluyor işte gölgeler dibimizde diye...
aklımızda bir ampül sönsün bir anda...
ve sonra geceye kocaman mumlar yakıp
odanın duvarlarında tekrar buluşalım sevgilim...
sonra tut elimi soğuk duvarda
hiç ayrılmayalım...

ayın çiçekleri...


güneşe el açar gibi yaprak açarken hepsi
neden adı ayın çiçekleri ki bilmiyorum...
ayçiçekleri,gün içinde değişen hareketleri ile
ne kadarda canlıdırlar oysaki...
onları sadece bitki ot görmek ne kadar yanlıştır...
üstelik sosyaldirler ve toplumdurlar
birbirlerine saygılı aynı zamanda...
ayın çiçekleri...
farklı gelirler hep bana ayçiçekleri...
bizim gibidirler sanki...

kesmece saçmalıklar...


yasa dışı - tutulan yaslara karşı
yasa dışı - yasalara karşı
yaşa dışı - geçen yıllara karşı
yaşa dışı - kurumalara karşı
yaşa dışı - yaşamalara karşı ...

* nüans farkları ve anlamlar arasında düşündüğüm saçmalıklardan...

acaba hala tutmak istiyor mu ellerimi diye düşünmek...


Muhit dergisinde Necip Fazılın Kaldırımlar şiirini yürümek...
o kaldırımlarda yürürken seni görmek...
acaba hala tutmak istiyor mu ellerimi diye düşünmek...
yazda buz ,kışta alev kadar seni özlemek...
gözlerime renk katan o gözlerini karşımda olduğun halde,
içlerine bakamadan
sadece düşlemek...