30 Eylül 2009 Çarşamba

karnımda bir ağrıdır ağrı dağı...


karnımda bir ağrıdır ağrı dağı.

eteklerinin altına saklandıkça heyecanla terleyip üşüdüğüm utangaç bir kadın.

ne zaman sordularsa bana adın ne diye,

daha da suskunlugun içine düşer bakışlarım iyiden iyiye.

karnımda bir ağrıdır ağrı dağı,

tüm heyecanlarımı kalbimden yuvarlayıp karnımda eriten.

eteğinde kar bir kadını çıplak ayaklı bir sokakta yürüten...
yüreğimde bir ağrıdır ağrı dağı.

merak etme yol bu ...


yol bu elbet gider bir yere

dokunur belki bagrı yanık bir köyün tuzlanmış yalnız sızılı tenine ...

gündüzü sana geceyi bana uzattılar sevgili ...


bir elma gibi ikiye kestiler günü

ikiye böldüler herşeyi ...

ve gündüzü sana

geceyi bana verdiler

aynı kederli tadı sen gündüzde ben gecede

tadalım diye...
sen gündüzü ben geceyi yürüyorum aynı ömrün her farklı gününde sevgili...

düşünceler düşünce ...


önce düşünceler düşer yerlere herşeyden önce...

yıgılır kalır hayat ayaklarının önünde öylece...

düşünceler düşünce

kolu kırılır bir çocugun agaçtan düşmüşcesine...

oturup aglıyor tüm mektuplar hayata küsmüşcesine...

avuçlarına üfler tüm hatıraları sanki üşümüşcesine...

ve önce düşünceler düşer yerlere herşeyden önce...

düşünceler düşünce

toplanır agaçta kalanlar yerdekiler ile birlikte...

şiir sallamaktır biraz da


şiir sallamaktır birazda.

şiir sallamaktır zaten.

uykusundan bir kabus görüp uyanan bir bebegi,

pışpışlayıp uyusun diye,

sessizce ve bıkmadan usanmadan sallamak beşiklerce...

şiir sallamaktır birazda.

süt kokan düşleri ayağına bir ip ile baglamak...

yüreğimin hasat duası



toprakla güneşin ahbaplığında büyüse tüm filizlerim,

ve şeytana bulaşmasa hiç zifiri sessizligim...

senden emekliyim tüm hayallerime...



dargın avuçlarım yanaklarına ,

kireçlenmiş kollarım saramıyorum seni

omzundaki benini unutmuş gözlerim

yüregim durmuş

emeklin olmuşum...