30 Temmuz 2025 Çarşamba

Senden düşmesi bile güzel

 
Senden gitmesi bile güzel,
Ardımda uçuşan bir uçurtmanın şiirlerden kuyruğu,
Uçuşuyorum bir başak kabuğu gibi,
Viran bağlarda.
Senden gitmesi bile güzel,
Açıp kırıp korkuyla sıcak kumlardan kabuğumu,
Denize dokunduğum o ilk anın hissi gibi.
Bırak yüce dağları kutsal sözleri,
Gel seninle en güzel mavilerini serip denizlerde sevişelim.
Senden gitmesi bile güzel,
Bir dileğin bir duanın son nefesinden bir karahindibanın dalından uçup süzülür gibi...
Düşer gibi hiç bilmediğimiz cennetin yeşilini beğenip üzerine giymiş bir dağın el değmemiş çayırlarına...
Senden gitmesi bile güzel.
Sana ağlamak düşmek kurak bir iklim gibi,
Sana bağırmak içinde büyütüp en değerli hissini yırtıp kanını canını çığlık çığlığa doğurmak gibi.
Gözlerde yaş tüm sızıların üzerine ıslak bir savaş ardı gülmek gibi.
Adı özgür olsun düşümün,
Adı taha olsun oğlumun da,
Düğün sonrası oturalım elele evin arka bahçesine seninle,
Verandada serin bir rüzgar alsın gözlerimizden durmadan kanayan yaşlarımızı,
Ağlayalım ağlayalım dünyadaki tüm vuslatlara inat,
Beklesin sevişmeler mühim değil,
Sekizinci gün sevişelim seninle göz göze, ölüm gelmiş de ölmek istemiyormuşuzcasına yavaş...
Kavuşmamız yeter de artar herşeye,
Mühim değil inan tüm geriye kalanlar.
Yuvasında büyüyüp bahçedeki ağacımızın,
Senden düşmesi bile güzel...


09.48 düş düğünler mevsimi gelmiş yüzünde,
ve don yemiş senin kiraz ağacı avuçların sanki...
denk gelmiş olacak benim avuçlarımda bir volkan kaynıyor sevgilim...
Tut ellerimi durma haydi yeniden,
Söndür yangınımı lütfen ellerimden...
Seninle vur beni,
Çünkü dokuz köyden kovulup,
Dokuz ocağa düşüp yeniden yanıp,
üşümek istiyorum yeniden seninle...

Dikenli bir tele sımsıkı tutunmuşum gibi

 
Ana karnında gibi uyurken büktüm içime elimi.
Özledim ah'ımı yaksa da çok canımı.
Zaten sevda dediğin nedir ki.
Bir uçurum var sanki tam şuramda,
Dikenli bir tele sımsıkı tutunmuşum gibi,
Ellerim kan revan,
Yüzüme damlıyorsun tek tek ılık kızıl yağmurlardan düşüp,
Biraz da üşütüp,
Yüreğim kül,
Yine de aldım aşktan hakkımı...
Bin yandım bir düştüm de paramparça topladım tek tek kendimi,
Yürüsem de yeniden,
Doğrulamadım...
Yanlıştan yanlışa uçtum rüzgarından bir başak gibi de,
Bir gonca filiz veremedim düşüp toprağına,
Felek küsmüş dönmüş yüzünü bize...
Yoruldum yoruldum da düştüm dalımdan serin yerde uyudum,
Üşüdüm üşüdüm de küçüldüm,
Anamın karnına döndüm rüyamda,
Seni düşündüm huzurda,
Seyrine hayran uyudum...
Ah'ın mıh olmuş sütbeyaz güvercin kanatlarıma,
Germiş beni çarmıha,
Çakmış tüm gülen dünleri avcuma,
Bir ılık kızıl mürekkep akmış süzülüp sızıp beyazdan tenime,
Ah dememiş susmuşum gülüp yüzüne,
Mıh'ın pasını merhem saymışım tüm ızdıraplarıma...
Mıh'ı ellerin dövmüş diye yaslamışım başımı bir yanıma,
Ellerinin kokusunu aramış durmuşum götüreyim diye kabrime...


09.13 sevdaya düşen kabirler mi ağır yoksa kabre düşen sevdalar mı daha sıcak bilemedim...

bir denizin atı gibi yırttım sonra karnımı

 
Acı çekmenin kimyasallarını arıyordu zihnimden sanki gözlerin.
Durmamız gerektiğini hep biliyordum taa en başından beri.
Ayaklarım sana yürüyordu düşüyordu artık,
Durduramıyordum ruhumu,
Sen durdur bizi diye yalvarmak istedim sana,
Dudaklarımı tek parmağınla diktin o zaman,
Kül düştü dilime de sustum sanki bi ömür.
Anlat haydi kendine,
Neden niçin kaçıyordun gerçeklerden,
İçinde duyduğun sesi ben de duydum sevgilim.
Acı çekmenin kimyasallarını arıyordu zihnimden sanki gözlerin.
Durmamız gerektiğini hep biliyordum taa en başından beri.
Ama duramadım,
İnsan kaderinden hiç kaçar mıydı...
Ağla dedin bana,
Sonra beraber güldük seninle.
Yuvaya sığmayacak ekmek parçasını bulmuş karınca gibiydi kalbim ilk defa,
Koşa koşa atıyordu yüreğim sana kavuşurken yalnızca...
Sonrası yüreyen ölüler senaryosu vakitler kaybı,
Yaşamak dediğin topladığın anlar kutusu yatağının altında,
Yaşamak dediğim dizlerine uzanıp uyumakmış bana...
Karıştım sana,
Karıştın bana...
Yoksa içimden geçmezdi aşkın senin ruhuna döktüğü tüm o yollar,
Sen de biliyorsun bunu,
Sineklere zindan plastik telleri var o insanların,
Tellerin üzerine tutunmuş minicik bir kuş tüyü,
Nasılda güçlü kolları bir görsen,
Koparamaz hiç bir rüzgar biliyorum tutunduğun yerden seni...
Ben bir kedi oldum bazı,
Sen bir kuş belki,
Kondun başıma,
Yürüdük seninle tüm törelere inat yolu.
Tertemizdik seninle.
Mendilin mesajı vardı mürekkebi eskilerden damlı,
Kilimin ilmek ilmek el ele dokuduğumuz sevdalı mektubu,okudum okudum durdum...
Acı çekmenin kimyasallarını arıyordu zihnimden sanki gözlerin.
Durmamız gerektiğini hep biliyordum taa en başından beri.
Şiirlerini doğurmaktan korkan,doğurmak istemeyen bir denizin atı gibi yırttım sonra karnımı tuzlu mavisine suyun,
Binlerce şiir doğurdum içimde büyütüp senden yüklü kervanıma.
Bir göç ki dönmez geri,
Bir kervan ki anlamaz hiç beni...
Kaldık içimdeki sessiz karanlık uzayımda bi sen bi ben kutsal fısıltılarımız ile sevgilim,
İki ses kalmış yalnızca bir ömürdür gönlümde,
Konuşuyoruz hala gözlerimi kapattığımda seninle gecelerde.


08.36 gitar çalardı senin ellerin.
müziği eğirirdi gözlerin ve beni örerdi gülüşüme atkı diye...
Kanı çekilmiş rengi solmuş düşlerden geriye kalanlardık sadece seninle sonrası artık.
nasıl izin verdiler seni sevenler üstelik buna anlamıyorum inan.
kızdım kızdım durdum sadece.
dağ kadar devden yekpare kayaydım,düşün düşün kuma döndüm...
mecnunu bilmem görmedim hiç ama geçilmez çölüyüm sevdanın...

denizin kaplumbağaları yıldızları arıyor

 
Bir kış geldin kondun yanağımdan ellerime,
Bir kış çıktın gittin güneylerine.
Dönmedin bir daha gerine...
Parmaklarından öptüm ısıttım yüreğini,
Nefeslerimden yaktım üfledim avuçlarını,
Pişirdim ruhuna sıcak ekmeğini.
Hep şarkılarımızı çaldım tanırsın avuçlarımda yuvanı diye,
Dönersen belki eğer...
Bir kış geldin kondun yanağımdan ellerime,
Bir kış çıktın gittin güneylerine.
Dönmedin bir daha gerine...


22.01 geceyi kesiyor karanlık gökler,denizin kaplumbağaları yıldızları arıyor yol bulmak için...

zincir çözüp kabrim denizine

 
Sustuklarımı çözüyorum bir bir dilimden gayrı,
Yükselebilsin ruhum göğüne artık.
Günahlarımı bırakıyorum zincir çözüp kabrim denizine,
Hafifliyorum sırtımdan çözdükçe bir ömürdür taşıdığım dağları tek tek.
Ah almasın dedim göynüm sustum yüreğimi kaç sefer,
Gözlerimi kıstım uzun uzun baktım da sana,
Anlamadın,
Gemilerimi mektup mektup katladım sana sihirlerinden dökmeyip hiç amma,
Şiirleri senin denizine bakıp bakıp,
Gözlerinin karalarından yürüttüm...
Bin fil koştu savaşıma,
Bin yaş döktüm utanıp yüzüm dönüp senin surlarına.
Bırak patlamasın şu dev yanan toplar başımızda,
Aç kapılarını şehrinin,
Teslim ol uzat gözlerini bana,
Bir ömür bakışalım seninle sonra hem de hiç ayrılmadan...
Sustuklarımı çözüyorum bir bir dilimden gayrı,
Yükselebilsin ruhum göğüne artık.
Günahlarımı bırakıyorum zincir çözüp kabrim denizine,
Hafifliyorum sırtımdan çözdükçe bir ömürdür taşıdığım dağları tek tek.
Soyundum dilimden gerçeğimi,
tüye döndüm savruldum saçın rüzgarından,
Uçuştum durdum da kanatlarca yolu bir ömür,
Sıcağına güneyime değemedim hiç inan...


21.40 küle döner ateş.cehennem bir hatıra olur yana yana.çatırdar gülüşün aklıma gelince sinemin kemikleri sevdandan...

29 Temmuz 2025 Salı

keyfi kaçık kafaların deli çayları

 
Bir is kokusu sinmiş dünden tenime,
Bir yangın yavrusu yanıp büyümüş göğsümde.
Bir "merhaban" aldı götürdü benden aklımı.
Aklım yapayalnızdı hep o güne dek tüm nefeslerimde.
Devden dev bir kainat var içimde,
Beceriksiz miyim,
İçine sığamıyorum...
Harap gülüşlerimin üzerinde yürüyorum,
Eziliyor mutluluk kırılan taşların seslerinde ayaklarımda.
İnatçı vampir sinekler ısırıyor kolumu bacağımı,
Koşuyorum ama kaçamıyorum.
Kuyruğum da yok kovamıyorum kaşındıran dünleri.
Bir bağlama bir cura aşık olmuş bir piyanoya aynı anda,
Susup kalıyorum bir ağaçmışcasına bilgeymiş gibi,
Çalsam çalamıyorum...
Tüm inkarlar yalan,tüm inkarlar papatya çayı çatlayan başıma sadece...
Bir is kokusu sinmiş dünden tenime,
Bir yangın yavrusu yanıp büyümüş göğsümde.
Bir "merhaban" aldı götürdü benden aklımı.
Tüm rüyalar bir yalan,
Herşey dudaklarımızda sustuğumuz kadar...
Güldüler,gülerler onlar hep zaten.
Umrumda değil aslında yerinden hiç kıpırdamayan tüm o sabahki güneşler,
Dans ediyor dönüp şu mavi genç güzel dünya sadece...
Bir is kokusu sinmiş dünden tenime,
Bir yangın yavrusu yanıp büyümüş göğsümde.
Bir "merhaban" aldı götürdü benden aklımı.
Dayamışım gecede göğe bir merdiven karanlık yokuşuna yürüyorum...
Sorsalar uzaktan söyleyecek bir şey yok,
Baksan öylece duruyorum.
Halim harap,
Keyfimi sorsan bombok kuruyorum.
Duyan var mı sormayı bıraktım artık,
Bir kuyunun dibinde bıraktım tüm bağırmaları,
Umut,bir köpeğin mavi gözü şimdi sadece...
Bir is kokusu sinmiş dünden tenime,
Bir yangın yavrusu yanıp büyümüş göğsümde.
Bir "merhaban" aldı götürdü benden aklımı.
Peki sen nasılsın bu yokuşlarda şimdi sevgilim,
Yükün ağır mı,
Acıyor mu plastik poşetlere sürgün mektuplarda taşırken kesilen o kuş kanadı kadar hafif parmakların.
Ağrıyor mu ayakların...
Keyfini kaçırıyor mu hep aynı günler,
aynı başarılar senin de...
Bir is kokusu sinmiş dünden tenime,
Bir yangın yavrusu yanıp büyümüş göğsümde.
Bir "merhaban" aldı götürdü benden aklımı.
Ne kadar yıkansam ve kazısam da derimi,
Bu aşk'ın isini sinemden bir türlü çıkaramıyorum...
Bir zaman yolcusuyum istesem de istemesem de hergün,
Ne zaman kapatsam gözlerimi bu dünyadan kaçıp,
Kokuyorsun burnuma en mutlu dünlerimiz gibi,
Sen,bu kainatın neresinde olursan ol o saniye için farketmez hiç,
Ve ben sana geliyorum...


08.48 keyfi kaçık kafaların deli çaylarını,içine yüzmeye girip rüyalara dalıp içiyorum.

28 Temmuz 2025 Pazartesi

bülbüller çalıyor ders zilimizi sevgilim

 
Dağların denizi öptüğü bir yerde,
Dağlar kıyıya paralelmiş ne demek şimdi anlıyorum.
Şehri bir sevgili gibi kollarının altına almış,
Ne kadar da küçüksün der gibi bakıyor üstten gözlerine,
Bulutlardan bir atkı almış salınıyor boynundan göklere...
Fiyakalı hergelelerin diyarında,
Kimselerin uçmaya dahi cesaret edemediği şu kadim rüzgarlarda sanki bir kahraman dalgalanıyor...
Ağaçlar dans ediyor düğünümüzde,
Parfümün bir su kenarından kırılmışcasına bir cam şişe yeşil defnelerden can bulup etrafımızda uçuşuyor...
Dağların denizi öptüğü bir yerde,
Dağlar kıyıya paralelmiş ne demek şimdi anlıyorum.
Anlatılanlar ve sorulanlar eskiden güzelmiş,
Şimdi bomboş yeni anlıyorum.
Ama öğrenmek hiç ama hiç bitmiyormuş...


09.54 bülbüller çalıyor ders zilimizi sevgilim...