6 Mart 2026 Cuma

Demli çaylar sokağı

 
Demli çaylar sokağından çıktım yürüyorum sana,
Deniz kenarında oturduğumuz çay bahçesi sular altında kalmış,gitmiş belli ki buradan çok çok uzaklara...
Bir deniz altı antik şehri demek artık kutsal dünlerimiz sevgilim;
Ve rüyalar buğulanıyor sisli sabahlıklarını giyinip,salınıp kızıl şafaklara,
Sokaktaki koyuna benzeyen ihtiyar paspas köpek kanat çırpmış çoktan güneydeki sıcaklara...
Anne sana geliyorum,
Özledim,dizine uzanıyorum,haydi lütfen,tekrar saçlarımı okşa.
Demli çaylar sokağından çıktım yürüyorum sana,
Çocuk gitarlar kursunun cam önünden geçiyorum da sonra,
Gelemediğim kaçırdığım şarkılara pişmanım ve hala...
Kamyonlar kavun taşıyor kanımda,
ve sevdan bir ateş kalbimdeki köy evimin ocağında hala...
Demli çaylar sokağından çıktım yürüyorum sana,
Saklambaç oynayan kediler sokağı yüzün,
Kim sırnaşsa sobeleniyor hemen güneşe,
Kim gırrrlasa iyileşiyor tüm mutsuz yüzleri sabahın...
Demli çaylar sokağından çıktım yürüyorum sana,
Üç dua bir dilek yazılı boynumdaki mor muskada,
Taze çay yapraklarının kokusuna sürüyorum yüzümü,dudaklarımı,
Saçlarının uçuşan örtüsünden uyanabilmek için tekrar yüzünün güzel kokusuna...



21.50 uyumak için geç,ölmek için çok erken saati ömrün be sevgilim.

5 Mart 2026 Perşembe

elinden ekmek yiyen kuşlar parkında

 
Bahar ve gözlerimizde açan bir film misali şu taze çiçek dalları aşklar;
Ah bu yaşamak ne güzel dedirten anları kış'ı ılık nefeslerinin...
Burna vuran çıra'nın kokusu,çamda akmış donup kozalanmış sakızlar...
Tam da kendini kaybettiğin,arayıp arayıp bulamadığın o anda,
Yamacına sokulup sevdiğini sana fısıldayan bir kedi,
Ve elinden ekmek yiyen kuşlar parkında beklerim seni,
Ah bu yaşamak ne güzel dedirten anları kış'ı ılık nefeslerinin...
Mart,sobanın başında bana kazak ören bir anne gibi ısıtıyor sarılıp içimizi,
Ve eninde sonunda sevgilim,
üşümek Allah'ın emri.


08.39 bahar çalmış kapımızı,duymamışız.

1 Mart 2026 Pazar

kızıl şafakları kim boyadı gökte

 
Yorulan neşeler kumpanyası.
Aklımın tüm düşlerini soyunması.
Yüreğimin kemik parmaklıkları,
Sevda hapishanem.
Limon yaprakları,biberiye ve karınca.
Saatler,vakitler ve uçuşan takvim yaprakları.
Hayaller,cellatlar ve şiirler.
Yorulan neşeler kumpanyası.
Düş kırıklarım,rüya depremlerim,aklımın seli.
İçimin okyanusları,kıyametten de büyük dev dalgaları,
kırıntı aşklar,gırgır kediler günlüğü.
Yorulan neşeler kumpanyası.
Artık emekli olmak isteyen tüm savaş hırsları.
Aç bitaplar,susuz kurumuş çimler imparatorluğu.
Ve durmadan çalışan çalışan çalışan arılar,karıncalar...
Kaç savaşa hayır diyecek bu gönül peki,
Kaç gün geçecek tenimizde kuruyan kanın kabuğundan...
Kaplumbağa yaralar zamanı,
Yara kabuklarının ardına kaçıp saklanan kırgın ruhlar...
Yorulan neşeler kumpanyası.
Yalanlar,yalanlar ve yalanlar ile dolu dudaklar.
Dünyanın kendi renklerinden çalınan konserve boyalar.
Kim daha masum ve kim daha yalancı yarışmaları.
Yorulan neşeler kumpanyası.
Sence de zamanı gelmedi mi...?
Haydi taştan kınına saplanmış kılıcımızı çekelim ya artık...


17.17 kızıl şafakları kim boyadı gökte.

dönen kainatlar atlıkarıncası

 
Gözümden perde kırdım,
Başka oldum; başka diyara geçtim,yürüdüm...
Bi seninle konuştum ben biliyor musun,
Geceyi bi sana anlattım,döktüm.
Eteğimden tutuşmuş taşları bir bir seninle el yakıp sulara firlattım...
Gözümden perde kırdım,
Başka oldum; başka diyara geçtim,yürüdüm...
Bi o 'na yazdım ben biliyor musun,
İçimi,dünümü,gözümdeki yarınları bi o' na demledim,döktüm.
Avcumda acıyan geçmişin nasırlarını bi o' nunla okşadım sardım...
Gözümden perde kırdım,
Başka oldum; başka diyara geçtim,yürüdüm...
Vuruldum uyudum,bir su'ya düştüm karıştım,
Kanımı,canımı su'da yıkadım,
süzüldüm su'yun yüzünde,
su'ya bıraktım canımı kanımı,
temizlendim,arındım...
Gözümden perde kırdım,
Başka oldum; başka diyara geçtim,yürüdüm...
Uyudum,uyudum,uyudum yüz yıl...;
Öldüm,
yazılmış,bile bile karalanmış,yer yer silinmiş bir kağıttan göremediğim bir deliğe düştüm,
bembeyazdı,bembeyazdım,
bilmez idim,
Yaşamaktan düştüm,bir cehennemden tutuşup bana temiz tutulmuş cennetime arayıp arayıp bulamayıp,
uyandım...

Ve gözümü bir O'nunla açtım...


12.10 dönen kainatlar atlıkarıncası.
at'a binen karıncanın atlası.

28 Şubat 2026 Cumartesi

yürüyen bin kırmızı okyanus

 
Işıldayan,kınından yeni çekilmiş tertemiz baltalara yansıyıp düşüyor masmavi gök,
beyazdan beyaz bulutlar süzülüyor usul usul yürüyüp geçercesine baltanın yüzü üzerinden;
bir sefere niyetlenmiş gidercesine...

Ser'den geçmiş çoktan göğe eren kuşlar,
göğercinler,kutsal satırların taşıyıcıları,
uçuyor tepesinde savaşa yürüyen tüm o kadim ruhların,
Ve kutsal şerbetini taşıyor otacılar mataralarında o çok uzaktaki cennet kapılarının...

Ağacımızın boğazına dayamışlar yepyeni baltalarını,tehdit ediyorlar sinsi bakışları ile tüm bu kutsal kadim toprakları,
çıplak ayak büyüdüğüm toprak rengim,çimenlerimin yeşili,
Kanımdaki yeminli kırmızı,akmaya hazır beslemek için seni,
bir damla su kalmayacak yalanı mevsim açmaz bu kulaklarda asla,inanma,
yarımdan ötemiz su içimde eğer ki ihtiyaç varsa,
ve korkma yürüyen bin kırmızı okyanus var ve nefes alıyor hala bu kadim topraklarda...
Uzan ağacımızın gölgesine,tırman dalına,sarıl anlat,
daima koru ve asla kestirme...
Bırak dolansın yaban domuzları dahi bahçende,beşerdendir nihayetinde,
lakin bir hain bile giremesin seyrine hayran toprağına bir ısırganını almaya,değil ellemeye bile...

Yeşilden öte sözler; yeşilden öteye sözler bunlar...
Alsın,ve uçursun ağzında bin diyara bu satırları tüm göğercinler...


09.00 Köleler,tanrılar ve hainler.

27 Şubat 2026 Cuma

Son sahur gözlerinde

 
Gecenin bi körüydü karanlık yıldızlı gökte zaman.
Ateş bir dağın kalbinden çalıp turuncu lavını, bıçağın ucuna düştü,
Derimi kesti ayırdı etimden,doğradı kopardı ruhumu kemiklerimden...
Çoktan ölmüştüm,
Açık kalan gözlerimden izliyordum hala seni hayran...
Usul usul soğuyan yüzümde bir son gülümseyiş soluyordu yavaş yavaş...
Gecenin bi körüydü karanlık yıldızlı gökte zaman.
Ateş bir dağın kalbinden çalıp turuncu lavını, bıçağın ucuna düştü,
Parlayan keskin çelik uçlu bir bulut kalbime saplandı sanki bir an,
bütün melekler koştu uçup yüreğime üşüştü...


23.15 dudaklarından bir yudum su; değmese de hiç dilime,
düşmese de yüreğime,iftar olsun ıslak gülüşün kaderimin ellerine emanet bahar bahçesine,
Ve biliyorum,bu son sahur güzel gözlerinde...

26 Şubat 2026 Perşembe

Cymatics


A rain of knives hangs over us. 
Downpours of needles, threatening glances from the clouds in our past, upon our taut skin. 
We didn't come out, we hid under the eaves of the loves within us, 
And we wiped away our wet dreams one by one from our faces. 
Forbidden tones trembled within us again, 
we awoke from that great sleep from which we had never, ever awakened before... 
My song sung to the water, 
The evening from the setting sun in my gaze... 
A rain of knives hangs over us. 
Downpours of needles, threatening glances from the clouds in our past, upon our taut skin. Prayers falling like raindrops on graves, 
And my dusty tears collected from my five-liter eyes that wash the faces of the deceased... 
And the clouds of God pouring down on us, 
The meadows where I ran barefoot in my childhood...
My hidden wedding, 
My secret intimacy, 
My lines waiting again for your half-faded eyes in buried letters... 
Rain of knives above us. 
Showers of needles, threatening glances from the clouds in our past, on our stretched skin. And there are funeral prayers from the minarets every day, every day, my love... 
And that child tree from our childhood, now grown so big, my love, 
Who knows what we have turned into, on our distant branches, my love, 
Ah ah, 
And when will autumn come and steal our withered, faded hearts with its cold, wind-like hands...? 
Rain of knives above us. 
Showers of needles, threatening glances from the clouds in our past, on our stretched skin. Candles burn and smoke in my room, dripping into my darkness with fairytale dances, 
The lights of sirens from the road fall one by one on my wall, screaming... 
Ah ah my love, 
I don't know who is dying or struggling now, clinging to the rope of the bridge of Siren with one hand... 
A rain of knives above us. 
Downpours of needles, threatening glances from the clouds in our past, on our stretched skin. 
Let wars burn and surround us, I'm not afraid... Because I know I will win all my battles until my last battle that I will lose. 
I'm thinking of you. 
My powdered morphine, my wounded-legged, bleeding heart. 
Now I don't feel any pain, any ache anymore... My eyes are slowly closing, 
I can't bear it, I'm sorry, 
I can't stop it, 
Now I'm sleeping... 
Oh my flowing dream, 
Find me, 
And hold my hand, I'm afraid....

20.25 winning endings library.

* God threw a glittering pebble into that beautiful blue lake, and my soul scattered in rings, expanding from within me into the universe...