26 Ocak 2026 Pazartesi

bir ısırımlık ekmek ve üç zeytin

 
Çekmiş bana kağıtları kesip katleden keskinlerin keskini ışıldayan yakutlarla işli kılıcını;
Tuttum,yüzümü sürdüm önce,yüzümü dayadım ışıldayan zengin çeliğine,
Gözlerimi kapadım ve sonra sarıldım kılıcının keskinliğine öylece...
Birkaç aptal savaşıyor sokağın köşesinde,
çamurlu katran rengi bir su birikintisi için belkide,
Zamanın yüzü yok başını kaldırıp yüzümüze bakmaya artık,
Adı para kağıda basılı hainliğimizin...
Taştan piramitler zamanı değişti sevgilim,
Çöller,sadece yalnızlık ve soğuk şimdi,
Camdan piramitler zamanı artık kimsesizlerin düşleri...

Çekmiş bana kağıtları kesip katleden keskinlerin keskini ışıldayan yakutlarla işli kılıcını;
Tuttum,yüzümü sürdüm önce,yüzümü dayadım ışıldayan zengin çeliğine,
Gözlerimi kapadım ve sonra sarıldım kılıcının keskinliğine öylece...
Derinler,derinler ve derinler ayaklar altından akıp giden gezegenin turuncudan kalbine,
Dağlar,taşlar,yekpare kayalar,ve altınlar güneşten...
Eriyip gidiyor bir lokma ekmek gibi,
mavi misketin damarlarından akan bir pınar gibi.
Ve biz bir bardak sıcak mahşeri bilmeden usul usul yudumluyoruz ısınabilmek için şimdi,
Çay kaşıklarımızla kazıyoruz damla damla o hiç gelmez sandığımız önümüzdeki kor ateşten kıyameti...


09.36 bir ısırımlık ekmek ve üç zeytindi yaşamak.

Hiç yorum yok: