7 Nisan 2010 Çarşamba

bir ardıç dibinde ayrık otu yüreğim...


bir ardıç dibinde ayrık otu yüreğim...
iki küçük kanat peşinde burada bitişim...
işte orada yukarıda bir dalda,
küçük bir ardıç kuşu sevmişim...
bir ardıç dibinde ayrık otu yüreğim...
dalında o kadar güzelki seyretmeye doyamadığım...
dalından koparamadığım...
bir ardıç dibinde ayrık otu yüreğim...
işte orada yukarıda bir dalda,
küçük bir ardıç kuşu sevmişim...
kuşun gözü başkasında...
başka bir dalda güzel gözleri...
küçük yüreği kendi sevdasında...
oysa ben ,
yeşil yaprakta kara sevdaya düşmüşüm...
bir ardıç dibinde ayrık otu yüreğim...
ardı sıra dallarında ardıcın,
sevdamdan ayrı düşmüşüm...
bir ardıç dibinde ayrık otu yüreğim...
işte orada yukarıda bir dalda,
küçük bir ardıç kuşu sevmişim...
kuşun gözü başkasında...
küçük yüreği kendi sevdasında...
ben ayrı düştüğüm sevdada uçup gitmesin duasında...
bir ardıç dibinde ayrık otu yüreğim...
ölümüne aşık olan ,
kendi mezarına toprak kazan bir küreğim...
ardıç dibi bir sevda gölgesinde,
kulakta yar sesi kuş cıvıltısı,
ayrık otunun bilinen kaderine basılan bam teli notasında,
yarin sesi kulağımda rüzgardan bir ninninin türküsü...
bir ardıç dibinde ayrık otu yüreğim...
tek dileğim ,
sana doğrulan sapanları tutan elleri
yaka yaka öleyim...
bir ardıç dibindeki gölgeye uzanıp
kulagımda sesin ile sessizce gömüleyim...

alışkanlık...


'' alışkanlık , gri kazın,korkunun pençesine kapılmadan bir türlü karşı koyamadığı bir geleneğe,adete dönüşmüştü...tıpkı insanlardaki gibi...''

bugün bu kitabını okumaya başladım prof.konrad lorenz'in...merakım kavonoz altında hapsedilmiş bir sinek gibi duramıyor yerinde...oradan oraya çarpıp merak ediyorum önümdeki gelen her cümleyi...müthiş bir adam...

5 Nisan 2010 Pazartesi

Anlarsın...


Anlarsın

Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun
Kanatlarımız dokunarak uçalım
İnsanlardan buz gibi soğudum
İşte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın

Cahit KULEBİ

seviyorum cahit ustanın bu mısralarını nedense bilmeden...bekleyene postalanmıştır yüreğimden bunlar,hiçbir korku duymadan...

Beklenen...


Beklenen

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

Necip Fazıl KISAKÜREK

sevdiklerimden paylaşmak istedim ...ikinci mısrası eksik bir şiirdin gözlerimde...

dipnot: vehim nedir ? Kuruntu. Yersiz,aşırı kuşku...güvensizlik,evham...vesvese.

2 Nisan 2010 Cuma

dileğiniz, bir şiirin mısralarına asılmıştır çoktan...


kalemi kırılıp birkaç taze umudun,
dileğiniz, bir şiirin mısralarına asılmıştır çoktan...
bir paris gecesinde
görülebilecek en büyük,
üstelik ışıklı bir elektrik direği altına
oturulmuştur hiç yoktan...
kalemi kırılıp birkaç taze umudun,
dileğiniz, bir şiirin mısralarına asılmıştır çoktan...
adı paris bir geceyi bağlayıp oturulan masaya,
güzel güneşli bir meydan sabahı resmedilmiştir
önünde bomboş duran boktan tabağa...
sarhoş adımları yatırmayı düşünürken sabaha;
hiç anlamamıştım neden parayla çıkar bir asansör
böyle güzel bir manzaraya...
oysa asla parayla satın alınamamıştır
kafaya kazınan en güzel şeyler güneşten dolunaya...
mesela aŞk...
sipariş edilemez asla...
ansızın düşer kafana,bedava...
sarhoş adımlarda yükselip çıktım sonra,
ışıl ışıl parlayan bu ünlü elektrik direği tepesine...
ve tıpkı dilediğin gibi yaptım herşeyi...
idam ettim tüm güzel geçmişi dar ağacı yürekte...
sonra bir mesaj yazdı eller kalbi kırılana...

kalemi kırılıp birkaç taze umudun,
dileğiniz, bir şiirin mısralarına asılmıştır çoktan...

ve tüm umutlarımın çekip ayakları altından sandalyesini ,
bıraktım aşağılara tüm satırlarını mektubundan...
gözyaşlarının ıslaklığını silip yüzümden ;
sarıldım bir an atkıma ,
uçuşan mektuplarında üşüyen aŞk ile donan soğuktan...

Cv nedir ... ?


Cv nedir...
ne anlatır bir a4 senin hakkında karşındaki insana...
ne anlama gelir gerçekten bu kısaltma acaba...
cümlelerimin vasiyetidir cv...
cemremin vaziyeti birazda...
cansızlığımın vasfı belkide...
nedir bir cv...
bir cenazenin vekaleti belki ,
ıslak gözlerimin kederinden yanarak düşüp damlayan
imzalamam gereken kağıtlara...
cürmünde vicdandır...
cezanda veysel sabrı...
cezanda veysel, aşıktan belki kimbilir...
Cv nedir...
camda veryansın zamanlar belkide...
canda virane hatıralar belki...
cv kimdir...
tanıtır mı seni beni başkasına...
anlatır mı...
cv kimdir...
cebinde vurgun zamanlar...
yada masum sıralarda cebirle vurulanlar...
Cv nedir...
cümlelerimin vasiyetidir cv...
cemremin vaziyetidir birazda...
tabakamdan kağıda dökülen,
bir parça tütündür belkide nazla...

ayakkabımın tekinde huzurla uyuyan küçük bir kedi...


ayakkabımın tekinde huzurla uyuyan küçük bir kedi...
dopdolu koca bir tabak sütü terkedip masanın altında,
tabağımdan kocaman bir hayali yedi...

ayakkabımın tekinde huzurla uyuyan küçük bir kedi...
ismini yedi koydum...
hiç boynuna takmayacağım tasmasında 7 yazıldı adı...
sorsam hala bilmez nasıldır sütün tadı...

ayakkabımın tekinde huzurla uyuyan küçük bir kedi...
içmez hiçbir akşam hala
masanın altında onu bekleyen,
terkedilmiş soğuyan bir tabak sütü...

ayakkabımın tekinde huzurla uyuyan küçük bir kedi...
zıpladı yine tabağımdan kocaman bir hayali yedi...
ve gözlerime bakıp oda seviyor dedi...