21 Ekim 2026 Çarşamba

Yanmış dudakların kabri

 
Kızın adı nagazaki idi.
Yeşil ağaçlardan saçları,nazlı nehirlerden kalkıp o cennetten bir türlü uzaklaşamayan turnaları vardı bakışları vardı.
Oğlanın adı hiroşima idi.
Dağlardan kutsalları,alnı öpülmüş ve izni ruhundan dilenilmiş istenmiş ağaçlardan yakılı,demiri eriten har ateşten yüreği vardı.
Ve hepsini yaktı aşk,
Yakıp yıktı hasret...
Ve kıskançlığın uçaklarından bırakıldı saçıldı tüm haset...
İki şehrin,içinde hiç büyümeyen çocuklarının sesleri çığlıkları dışında,hiç ses yoktu,
Sustu tüm gezegen,tüm günahların üzerini işlemeli dantelden süslü bir örtü ile kapatıp herşeyi...
Bildiler,
Ama sustular hep...
Sadece korkmuş hainler miydiler,
Yoksa hain korkaklar mı,
Hiç bilinmediler...


07.00 bir yerlerde kaybolmuş ruhumun çizikleri...
kanayabiliyorduk biz; tüm sızanlar,sızılar incecik...
Lakin kanını bile kanayamıyordu yanan etleri yüzünden çığlıklar ve hiç kimse...
Utancın günüydü zaman,duvarda yanmış takviminde...
Ve cehennem ile korkutamadılar bir daha insanı o köyde...
Dualar sustu,yanmış dudakların kabrinde...

Hiç yorum yok: