3 Eylül 2011 Cumartesi

tutulmayacaksa zaten neden bu kadar güzeldir ki avuçlarının kokusu...


yeminler verilmez gayrı...
tükenir usul usul sevda derler ey şu kendini bilmezler ordusu...
tükenmez oysa hiçbirşey,dönüşür
sudan buza,gamdan yasa...
dönüşür oysa herşey değişmiş gibi yapıp...

yeminler verilmez bundan sonra...
durulur mevsim,durulur deniz...
isyanlar durulur,
çatlayan ahşap helkeden su sızar gibi azalır sen anlamadan
tüm hasretler gün be gün...
geriye kıymık anlar kalır sadece...

birde şarkılar...

yeminler verilmez artık...
utanır yüzde suret,tende saklanan kan ve kızaran zaman...
susar akşam bir ezan boyu ve uzanır güneş sıcağını soyunup...
geriye geridekilerde kalmaz sonra...
tutulur tüm tutkular akşamın serin hayin rüzgarında...

yeminler verilmez bundan gayrı...
tutulmayacaksa zaten neden bu kadar güzeldir ki avuçlarının kokusu...
avuçların çocuk kokusu...
çocuk hayallerimizi saklayan teninin küçük sandık kutusu...
avuçların çocuk kokardı senin...
masumluğun kaybetmeyelim ne olur korkusu...

oysa ne kadar güzel kokardı senin sözlerin,
ne eşsizdi rüzgarın taşıdığı yeminlerinin o bulunmaz uzak kokusu...
yeminlerin memleketti senin...
ve bu şehirde biz senin yeminlerini özler dururduk durmadan...


14.55 isyan akşamlara telgraf uzanışlar bunlar...oradan yazıyorum bunları sana.

Hiç yorum yok: