26 Nisan 2026 Pazar

kızıl savaşlar ve mavi gergedan ağaçlar ütopyası

 
Mutfağın bir ağacınkinden ılık gölgesinde,
Kırmızı ekose bir bardak ile okyanusları içiyorum doldurup doldurup.
İçimin yolları dağ kekiklerinin kokusu ile güneşi sürüyor yerdeki taşların yüzüne.
Bir kazanma telaşı herkeslerin saklı iç cebinde,
Durmak bir adım değil sanki gözlerinin ardı zihinlerinde...
Et et et,büyümüş birikmiş yedikleri karınlarında, hörgüçlerinde.
Vur satırı derya deniz orman,ye iç maviyi yeşili kırmızıyı kanayan göğsünün bulutlu beyazından ey adem evladı...
Daha akılllı,daha güçsüz,daha keskin,daha plastik...
Düşüyor tarih-i zaman gözlerinden,bileklerinden,
Kulaklar duyduğunu işitmiyor gayrı,
İçindeki kan uyutulmuş uyanmıyor o ölüm kokan uykusundan...
Şanlı ölümleri çalıyorlar tozlu sayfalarımızdan,
Plastik mezarlar imparatorluğuna krallar arıyorlar kağıt paralardan evcilikler ve türlü yalanlar ile...
Mutfağın bir ağacınkinden ılık gölgesinde,
Kırmızı ekose bir bardak ile okyanusları içiyorum doldurup doldurup.
İçimin yolları dağ kekiklerinin kokusu ile güneşi sürüyor yerdeki taşların yüzüne.
Aşkın,sevmenin kanını içme derdinde her suret nedense,
Vampiri olmak sevdanın,
daha fiyakalı ne zaman oldu ki yalan dolanlar kumpanyası şarkıları ile dans eden dünyanın...
Bir ağaç dolusu güneş rengi mandalina,mis kokulu narin ruhlar,
Ne zaman,dalından koparılmadan daha vurulup kanı içilir oldu geriye kalan posa saydıkları canların...
Günaydın;
Uyan ey içimdeki koca canavar,
Aç gözlerini,
Devir bin krallık sözüne nefesine düşen volkanlar ile yak tüm bu günahkarlarını alemin...


10.39 kızıl savaşlar ve mavi gergedan ağaçlar ütopyası...

Hiç yorum yok: