27 Mart 2024 Çarşamba

Kediler,martılar ve düşler


Sabahın sessiz çıtırtısı.
Kulağımda evin yaşayan sesleri çalarken en sevdiğim şarkım diye etrafta,
Uykunun içindeki uykumdan uyanıyorum yavaşça.
Rüyanın içindeki rüyam.
Matruşka düşler kütüphanesi günler heybemizde peşi sıra açan.
Sabahın sessiz çıtırtısı.
Aynı günün türevi günler,kolyede inci bir ömür yağıp giden.
Yazılı bir hayatın en ezberini oynarken insan,
Doğaçlama yapanlar deli size göre.
Kim en insan,kim en güzel tüylere sahip yarışmaları bir de ağızlarda...
Saçma...
Sabahın sessiz çıtırtısı.
Bir bardak çay ile uğulduyor kulağımda yaşamak oyunu,
Sanki bir tren yolculuğu sabahtan hayallere yolu.
O kadar sabah ki yol,
Gün gibi açık sonra,
Ve o kadar gürültülü bu tren...
Herkes uyuyor yine de.
Yorgunsa yorgun,bitapsa bitap insan.
Ve raylar,ve bu demiri çekiciyle döven sesleriyle bu hayat,bu yol.
Ama herkes uyuyor yine de.
Sabahın sessiz çıtırtısı.
Kapadığım anda gözlerimi,açılıyor göz kapılarımın düşler perdesi...
Ne yazdıysam çocukluğumdan bu yana içimde adımlardan,
Oynuyor ruhum bu oyunlarını bir bir unutmadan üstelik hiç bir lafını...
Sabahın sessiz çıtırtısı.
Sahnesi bu gezegenin yaşamak,
Ve ışığı tutuyor şu güneş dedikleri haykırman için o içindeki tiradını...

Sonra ben yazıyorum yeni kitabımı,
Kediler,martılar ve düşler...


07.56 uyandım.şiir demledim.



19 Mart 2024 Salı

Sen divit, ben evsiz siyah bir suyum


Ceketini giymiş bir bulut gözlerine ilikli kapında.
Darılmış odanın kapısı yokluğunda sana.
Alfabemin ilk harfisin sen.
Kapat güzel gözlerini,güzel dudaklarını,
Çek sıcacık nefesini üzerimize.
Uyuyalım en taze en yeşil hayallerimize.
Aynı var aynı yok.
Can uçunca gerisi bomboş taştan bir et toprağa düşende.
Aynı vardan aynı yoktan.
Sen divit, ben evsiz siyah bir suyum...


21.12 aynada izdüşümü bir an.



17 Şubat 2024 Cumartesi

Üçe beşe bölmeyin kininizi ey korkaklar


Üçe beşe bölmeyin kininizi ey korkaklar.
Taksit taksit ölüm mü olur soymak icin cebi,bedeni.
Harami işi yağma bu.
Damla damla zehir saklamakta ne bardağıma,
Durma haydi bir anda gözlerime bakarak sok hançerini tek seferde sırtıma.
Nasıl diye düşünüp korkma cesaretsiz ey saf,
belki elimdeki bir ayna...
Belki o zaman damlar ancak karakterli bir asalet kalbi kırık bardağına,
Dolmaz asla ama.
Olsun.
Su tutmaz senin ruhun elbet bu belli.
Bu bitmez tükenmez korkak kötülük,bu çöl.
Ve ben göğün tek kükreyen bulutu bu alemde.
Yine de yağarım gürül gürül sicim sicim,
Bu korkulan çölün şu sıcağında,
Sadece ve bile,
Bir kaktüsün kucağında büyüttüğü biricik çiçeği için.
Üçe beşe bölmeyin kininizi ey korkaklar.
Taksit taksit ölüm mü olur ulan bir bebeği kibrit kutusunda yakmak için.
Çölüsünüz bu gezegenin adım gibi biliyorum,
Ayaklarımızın altından kayıp gitmeye mahkum.
Bir ağaç dikemezsin gönlüne,yeşil almaz ruhun senin,biliyorum.
Çölüsünüz bu gezegenin adım gibi biliyorum,
Ve susuzluk korkusuyla diz çöküyor aslanlar birer birer,yazık.
Oysa kurumuş dudakları çatlıyor bir şairin suyun yokluğunda.
Kanıyor dudaklar,tüm o afilli sözler.
Sızan kanını içiyor su diye dudağından süzüp,
Şu garip şair vampir.
Ve susuzluk korkusuyla diz çöküyor aslanlar birer birer,
Yazık...
Bu çölde susuzluktan  kurumaya yüz tutmuş deli bir porsuk,
Yürüyorum korkak aslanlar diyarından yana yana.
Yüzüme bile bakamayan cesaretsiz hayvan şehri.
Üçe beşe bölmeyin kininizi ey korkaklar.
Taksit taksit ölüm mü olur bir damla kanını emmek için tırtılın,yusufun...

09.34 düşler ateşinde kora cekiç vuruyor cümleler.Gözlerimde çapak çapak kör cesareti dövüyor yaşlar.



Kırlangıçlar kıştan kaçmaz çocuk


- Kış gelmeden sıcak diyarlara mı uçacak bu yavru kırlangıç peki şimdi ?

- Kırlangıçlar kıştan kaçmaz çocuk,
Bahar taşır tüm soğuklara.


08.13 Soğuğun yaz bahar düşleri...

12 Şubat 2024 Pazartesi

Ne zaman kurumaya yüz tutsam


Ne zaman kurumaya yüz tutsam
Bir çocuk seni seviyorum diyor
Suluyor içimin kış bahçesini.
Ne zaman kurumaya yüz tutsam
Bir şarkı tutuyor elimden
Konuşuyor yapraklarımla.
Ne zaman kurumaya yüz tutsam
Bir film ışık yakıyor karanlığıma
Bir ses yol gösteriyor seslenip ruhuma sanki.
Ne zaman kurumaya yüz tutsam
Bir kuş şiir okuyor göğe
Bir damla can suyu düşüyor tanrının gözlerinden karınca çölü yüzüme.
Ne zaman kurumaya yüz tutsam
Gecenin bir yarısı bir rüzgar kulağıma yaşa diye fısıldıyor.
Düşler sabaha karşı yeniden doğmama yardım ediyor.
Ne zaman kurumaya yüz tutsam
Şemsiyem dahi ters dönüyor,
Arkamdan yel itiyor,
Durma diyor gibi birileri.

Ne zaman kurumaya yüz tutsam,
Canım çok yanıyor.
Kuruyor yüreğim,çatlıyor şiirlerim.


10.08 kurak şehir düşleri...susuzluk karalamaları.


5 Şubat 2024 Pazartesi

did you see Otto ?

- did you see Otto ?

- No,i saw Anne Frank...


01.17 Ey Otto.nasıl bir acıdır o.herkes gitmiş,koparılmış yeşermeden,olmadan tüm dalların.bomboş ağacın.soracak sorun bile kalmamış yaşamak denen kuyuya.cehennem neresi,ve cennet kim?

Ey Otto.nasıl bir acıdır o.her nefesin çalınmış ciğerinden.mecali kalmamış hiç bir yazmanın kağıdında.ateşsiz alevleri doğuruyor ruhun yalnızlığın her saniyesinde.

Ey Otto.tükenmiş tüm ağlamaların gözlerinin sökük ceplerinde.nasıl bir kasırga o tek başınalık,tadılan güzel günlerin ardından.nasıl bir susuzluk o yüreğindeki,kocaman okyanustan bir dere ve içinde kurşuna dizilmiş vebalı bir fare.

Ey Otto.tüm tatlar uçup gitmiş dilinden sıcak ülkelere sanki.mutluluk ölmüş uçamadığı için yuvasında sonra.cehennem kaç adım ? Cennet kaç ateşi içmiş dudağından ? İnsan neresi bu düş kıtasında ?

Ey Otto.nasıl bir acıdır o.yaşamak ölmekten ne ara bu denli değersiz kaldı.

Ey Otto.kıyamet ne zaman geldi girdi koynumuza sessizce.ne gün ne gece ayrı şimdi.güneş bu gezegeni ne ara terketti.

Ey Otto.
Saat kaç ?
...
Ey Otto kaç.



Rüyalarda yıkadım kar tutmuş ellerimi


Gözümden eksik olmadı yaşım.
Yaşlarım suladı dövdüğüm kılıcımı.
Mumlarda dövdüm her akşam demirimi.
Rüyalarda yıkadım kar tutmuş ellerimi.


01.26 nokta.