Neci sevmeler tarar saçını bilmem,
Bilirim çiçeğine on arı koşar kanat çırpar.
Hangi sevmenin simyacısısın sen sevgilim söyle bana.
Olsun;
Toprak anamın kanunu bu,boynum kıldan ince.
Ama yine de lütfen bana söyle,
Sor içine bi önce,senin çiçeğin asılda kimi ister...?
Zehrini ben içerim,bırakmam kimseye;
Senden pay biçilen ölümün dahi her kırıntısını kıskanırım,
üzgünüm paylaşamam...
Neci sevmeler tarar saçını bilmem,
Bilirim çiçeğine on arı koşar kanat çırpar.
Yalan yok,kızarım da çok sana...ama...
Elden ne gelir ki bilmem bu hal'da.
Sırtımda altın tüyleri tanrımın,kocaman kanatları güneşimin;
Düşmemiştim daha önce hiç böyle bir kuyuya yada derde...
Ne kanat çırpsam da nafile,
Islanmış sırılsıklam gönlümün kanatları herhal,
Göklerin meleği idim,her yer mavi,her yer beyaz ve göklerdi benim cennetim;
Lakin şimdi uçamaz oldum,
Yerde çölleri,kızmış kumları bilmez idim hiç; yürüdüm yürüdüm mecnun'un oldum...
Neci sevmeler tarar saçını bilmem,
Bilirim çiçeğine on arı koşar kanat çırpar.
Ateş yanar yangın doğar cehennemler büyür de,
Köz tüter tüter de bilmem ne olur,kim olur,neye dönüşür...
Oooffff,
Of.
Şimdi,neden,
aslında bilirim de bilmem,
Sırtımda kanatlarım bana kızar,
Ayaklarımda durmaz çığlık çığlık bir sızı,bir isyan hali,
Ne desem nafile,ne desem şifa etmez sanki,
Geldik mi sonuma ey güzel tanrım,
Lütfen durma o zaman,bir saniye dahi bir ömre dönüştü bu içimdeki bilinmez varoluşlardan sızıda;
Ah aah,
Yumruklarım dağları yerdi,
Şimdi yerlere düştü...
09.36 zamanda dolaşan ruhlar istasyonu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder