3 Aralık 2009 Perşembe

ben ruhu severim , bedeni degil ...


ruhu severim , bedeni degil ...

bir çam ormanında çam kokulu yürüyüşleri katık ederken yoluma , ve etraftaki tüm gözler en güzel çam agacı hangisi diye bakınıp ararken tüm çamların dalga geçtigi çirkin küçük bir ardıç agacına vurulup aşık olabilirim...

ruhu severim , bedeni degil ...

gözlerimi kapatıp izlerim seni , daha iyi görebilmek için seni ve gözlerimi kapatıp dinlerim seni ,daha iyi duyabilmek dinleyebilmek için ...gözlerim kapalı tanırsam eger seni gerçekten tanıyabilirim seni...işte o zaman gerçekten tanışabilirim seninle...tüm önyargılardan ve saklanan tüm düşüncelerden uzakta gözlerim tamamen kapalıyken çırılçıplak kalabilirim karşında...korkak...çekingen...cam kadar açık ve dürüst...

ruhu severim , bedeni degil ...

bu yüzden yürüyüşünden daha mühimdir süzülüşün gözlerimde...sözlerin ile özlerimde...

ruhu severim , bedeni degil ...

sevişmene degil sevişine baglıdır sevmelerim ...

ruhu severim , bedeni degil ...

seni dudaklarından degil , dudaklarından dökülenlerden boyar çizerim ...

ruhu severim , bedeni degil ...

sevişmeler boyunca gözlerine uzanır ruhumu ruhuna , bedenimi karanlıklara teslim ederim ...

ruhu severim , bedeni degil ...

gözleriyle konuşan nice dilsizler , sözleriyle bakışan nice körler görüp özür dilerim ...



* fotograftaki kalp agacının köklerinde sag tarafta gezinen küçük salyangoza teşekkür ederim ...

Hiç yorum yok: