16 Eylül 2026 Çarşamba

tik taklar bahçesinde sağır bir sineğim


Delisiyim zamanın kum tanelerince,
Darlandım,üzgünüm,
Çıkardım üzerimden o gömleği,
Düşmüş fırlatıldığı masadan,görüyorum hala işte oradaki sandalyenin üzerinde...
Hem nedir bu kuzum,hey doktor çocuk,
koca koca insanlara nedir bu ayakta bebek kundağı kabir azabı misali ak çaputtan kelepçeleriniz...
Ah aah...
Zamanı geldiğinde ters yüz ediyor beni yeni bir sevmek belkide;
Yeniden başlıyor içine düştüğümüz o kumlardan saatim,
Yeniden başlıyorum hep aynı sonlu tüm o mahşerlere...
Delisiyim zamanın kum tanelerince,
Gömleğim omzuma asılı delikanlı ceketlere özenmiş bir halde.
Biliyorum gittin,
Kabul da ettik,ettin...
Tamam;
Ama,
Yaşım yedi,
Hiç gitmemişsin gibi yaptım; üzgünüm,
Yalnız kendime,kendime kadar,kendimce...
Kime zararım var ki inan hiç anlamadım...
Delisiyim zamanın kum tanelerince,
Müşkülpesentiyim şehirde mukaddes kabirlerin;
Düşündüm,düşündüm,
Hangi selviye karışsın etim,ruhum,
Ve hangi dal daha güzel yuva olur ki kuşlarıma,
Seçemedim,bilemedim...
Beceremedim.
Delisiyim zamanın kum tanelerince,
Dalında solmuş kurumuş bir gonca,
Ağacında çürümüş bir elma belki,belkide,
Suçu ben miyim,suçlusu ben miyim tüm günahsızlıkların Tanrım,
Ya Hû,
Ya Hüda,
Ben ise affet...
Değilsem affola...
Delisiyim zamanın kum tanelerince,
Yalancı harami akıllılar çiftliği vakitlerde vakit...
Elimde bir cımbız,
Dökülen her an'ı topluyorum tane tane yerlerimden,çıplak ayak hüznüm hala ceplerimde,
Üşümüş ayakları...
Haberim yok;
Ve düşmüş kırılmış o bana değerli kum saatim...



11.42 tik taklar bahçesinde sağır bir sineğim.
Üzümleriniz sizin olsun; ve kaşınsın durmadan kalbiniz,üzgünüm...
bir çöl var daha kanat çırpılmamış tüm uçmaların altında uzanan,bir cennet-i zaman,camlanmamış hapsedilememiş henüz,milyarlarca zerre ve an...
Hepsi aklımda...hepsi avcumda,dudağımda kaşınıyor karınca adımlarınca...
deli miyim;
delirmişim...
Üryan deliler gömleğim...işini yapmaz paslı silahlar saksı olmuş göğsüme...
dostlar göçmen kuşlara dönmüş...
Gül bahçesi kurumuş...
Bülbül düşmüş; bir saksıda,toprağın çekmecesinde
Karıncalar naftalin ile yıkamışlar onu ve en güzel en hafif uykusuna teslim olmuş,uyumuş...

Bir masal daha böyle incecik, narin son bulmuş,
ve bitmiş...

Hiç yorum yok: