Yapışkan bal idi bir bebek ağzında nasip,
Çamda sakız kokusu sindi sımsıkı tutarken bende beni,
Hırsızı kim yabanın emeklerinin,
Şeytanı kim koydu demir kafesinde tüm gökleri çalıp...
Kelepçesi altın olsa ne yazar özgürlüğü içilenin...
Kurumuş limon özler tadını kanının,
Bir çiçek açsa dalında bahar ne de güzel süzülür.
Nasihat azık olsun sende kalsın,
Ekmeksiz aşta doyar mı ruhun,
Bilsen suç,bilmesen balsın...
Dert bin olmuş,binbiri de varsın senden olsun...
Sadakat yar olsun koynuna konsun,
Yağmur habersiz düşsün yüreğe sevda filiz versin...
Yapışkan bal idi bir bebek ağzında nasip,
Çamda sakız kokusu sindi sımsıkı tutarken bende beni,
Rüzgarı kim bu sonsuz dağlarımın,
Meleğin kanatlarını kim çekti ellerinde buğday ile kandırıp...
Düşlerini kim eğirip dokudu şiirlerini,
Bir nefes damladı ciğer kovan oldu,
Ney düştü kaynar çölde kurumuş dile,kum ağladı...
Bağban bin idi amma bahça bir gül açmadı,
Yürek hergün yağmur idi,deniz oldu toprak da bir çimen bitmedi ruhum...
Yapışkan bal idi bir bebek ağzında nasip,
Çamda sakız kokusu sindi sımsıkı tutarken bende beni,
Bir prens ile elele imiş sevdan uzaklarımda,
Ben çölde boşa yürümüşüm açlığa susuzluğa...
Tahtı bin parlak taş imiş babanın,
Ben,ayaklarım anadan üryan boş yere üşümüşüm...
Yapışkan bal idi bir bebek ağzında nasip,
Çamda sakız kokusu sindi sımsıkı tutarken bende beni,
Yağsan bin yaprak açardım sana kışlardan hiç korkmayan,
Yansan,bir dakikaya külündüm...
17.48 yanmak üzerine pervane kanatlar ve kamikaze düşüşünde düşler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder