Kafamdaki yargıç;
Terazisi yok bende derdin,
Kimisinde hassas tartısı göz yaşlarının.
Yekpare tuzdan kaya içimde çile,oysa,
Dağ misali,belki bir in içine koşup saklandığım,
Kaldıramam,düşünemem bile...
Kafamdaki yargıç;
Terazisi yok bende sevmenin,
Kimisinde sahte ağırlıkları hesaplı kitaplı tüccar aşk'ların;
Gereği yok ölümlü ellerden yazılı yalan geleceklerin,
Gereği yok inan kopya kağıdı yazılı sahte kaderlerin.
Okumalara yazık,inanmalara kıyamet...
Kafamdaki yargıç;
Terazisi yok bende yaşamanın,
Kimisinde bakkal defteri edilen iyilikler,aslında savaşılması gerek kötülükler...
Yaşanır mı ki böyle,bilemedim,
Beceremedim; ben beceremedim...
Ben de koyunu muyum tanrım bu kadim sürünün,
Yanlışa,aldırış etmeden usul usul yürüyen uçurumlar,
Düş kervanları...
Durduramadığım,durmaksızın çiğnediğim,durmadan yeniden biten azalmayan aynı taze yeşil çimen günler...
Başımı kaldırdım göz göze geldim çoban ile,
Ne yapsam bilemedim...
Ey kurt neredesin...? Söyle geleyim.
Kafamdaki yargıç;
Terazisi yok bende ölmelerin,
Hakkını verelim yeter be sevgilim,
Hakkını verelim yeter...
08.46 kalbi kırık sabahlar,kırışıyor yüzümün kader çizgilerinde.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder