Kadim kıtalar,bu kutsal toprak kara parçaları,
Karahindiba tohumları gibi üflendik tanrının nefesinden,
ve serpildik dudaklarından bu araf'lara...
Düştüğüm cennetim,ey güzel yeşil taze dalım,
Sek çayıma düşen incecik bir dilim günahım;
al elma'm,sol boynumda can damarım...
Ve tenimi yakıp kavuran o binlerce eşşeklerden arı günahlarım...
Ey ızdırabın çocukları;
Ey yaşamak için kendini hançerleyen kesen çile,
Ey hissetmek için yaşamayı,ölümü dudağından öpen korkmuş bir çocuk şu deli kan cesaret,
Ey susuz çocukları tanrının...
Ey ihanetin kovanını,sırtında hiç istemeden durmadan delip kanatan'ım...
Ey ızdırabın çocukları;
Kibrim; evladımdı,yatırıp kestim göklere çevirip boğazını...
Zihnimi yerin bin fersah altında yüz yıl bir "çilehane" ye kapattım.
Ey ızdırabın çocukları;
Ey dayanılmaz acılarım aklımın sonsuz umman denizlerinde,
Bir tutam tuz,bir tutam su serpsin tanrım bir çocuğun ellerinden yüzlerinize...
Kadim kıtalar,bu kutsal toprak kara parçaları,
Ve aslolan aşk ve aşk sadece ve sadece...
Başka inanacak şey yok bu zift akan merhametsiz ellerin karanlığında,bulutlu gecelerinde;
Merak etme çocuk;
Gün doğacak,güneş açacak günebakanların boyunlarından yükselip yine ve yine...
Kazanacağız,
Yine,
Hep olduğu gibi,sebepsizceymiş sanki onlara göre diye...
Kazanacağız,
Öğreteceğiz bir güneşi,bir yıldızı,bir ayı,
öğrenene kadar onlar,
Basacağız göklerdeki tüm bulutları gerekirse durmadan kanayan kapanmaz yaralarımızın üstüne pamuk diye...
Dökülen kanlar uğruna,on bin yıldır belki,
Gerekirse bin yıl daha belkide...
Ama,
Kazanacağız,
Sen sakın merak etme.
11.46 başı kesilen umutlar,yeşersin dudaklarımızdan toprağa saçılan denizlerden...
Ve yaşasın iyilik,ve şu kadim kutsal gezegen...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder