Hiperbolik bilincim.
Düş kapım,
Titreşen iç'im.
Ey tanrımın arabası,
Ey rüzgarlara,babilden yakılan binlerce kitabı fısıldayıp üfleyenim.
Uzaya saçılan karahindiba tohumları misali uçuşan sözlerim...
Bir artı bir gönül evim,çilehanem,boyut kapım.
İçimde doğan uçuşan kırlangıç gözler,
Göç ediyor gezegenden kalan her yerine yaşamanın,
Göç ediyor güneyine,sıcak kalbine kainatın...
Hiperbolik bilincim.
Düş kapım,
Üçgenler,kareler,tuğlalar,pirketler,
Üçler,beşler,yediler; ey cebir durağım...
Muhendisler kahvem,sevda hesaplayıcılarım...
Nafile o yüzlerce ceset ağaçlar,ağaçların kesilmiş kolları ve bacakları,
Nafile çekiçler ve o çiviler;
Cenneti,düşleri,sevdayı ve sevmeyi inşâ edemezsin.
Nafile o kalbindeki yersiz kibir,
Nafile o,okusan da doğruyu göremediğin eşsiz kadim kitaplar...
Ey kutsal topraklar,
Ey kutsal kozmos,
Ay,güneş ve güneşin akrabası tüm yıldızlar...
Hiperbolik bilincim.
Düş kapım,
Sevda kalemim,düş mürekkebim...
İlkokul bir yüreğim.
Avuçlarımda tutmaya çalışıp tutamadığım akıp giden,bildiğini okuyan şu zaman.
Aşk; transkraniyal manyetik stimülasyon'um,
Düş değirmenim, vakit gece üç,cennet rüyam,
Gezdiğim,gezindiğim,ayaklarımda adımlarımın yetişmediği ufuklar...
Hiperbolik bilincim.
Düş kapım,
Geldim; yoktun,yoksun...çok zaman oldu,çok vakit.
Neredesin...?
Unutmanın kolay olduğu diyarlara mı göçtün bir asırdır yoksa...?
Duymadım adını,kokunu onlarca yıldır,
Eridim,titredim,yoksun kaldım...
Aç kendi ellerinle göğsünüm kemik kafesini kanadını açmış,gökte süzülen bir albatros gibi,
İzninle;
Uzanıp içeyim kalbinden yeniden kana kana tüm dünlerimizi ve o kadim geçmişi...
12.01 kararı kesilmiş fermanlar çöplüğü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder