Geleceğin göğsüne düşüyoruz seninle elele rüyalarımda sevgilim;
Kaçıyoruz tozlu dünler kütüphanesi dehlizlerinden,
Herşeyi okumuşuz,herşeyi içmişiz binlerce yıllık bakır testilerden zaten...
Uçmana izin verdim daima senin,istediğin gibi,istediğinden öte,asla engel olmadım.
Sevmek özgürlüğün çocuğu çünkü haklılar sevgilim,
Hapsedemezsin,hayran iken beyaz kanatlarından tekrar inandığın o sonsuz sayılı cennetleri; sevdiğini...
Geleceğin göğsüne düşüyoruz seninle elele rüyalarımda sevgilim;
Kaçmıyoruz artık dünlerden...
Elin düşmüş elimden,bırakmış avcunun serinliği ellerimin dağlardan doğan ateşini...
Elinin izi kalmış parmak içlerimde,avuçlarımın yamaçlarında,
Kokluyorum yıllardır,yıllar boyu yanıma alıyorum hayalinde kokunda sen düşlerini...
Geleceğin göğsüne düşüyoruz seninle elele rüyalarımda sevgilim;
Yüz yıl oldu görmedik birbirimizi,
Bin bahar oldu burnuma kokun düşüp açmayalı yeniden içimde yeşil filizlerini...
Keşme o gün dudaklarında vurup dudaklarına gömseydin beni; sussaydın bir asır,
sussaydık bin devir seninle...
Geleceğin göğsüne düşüyoruz seninle elele rüyalarımda sevgilim;
Ve tüm yarınlar korkuyor bizden,
Biz bile belki kendimizden sevgilim...
09.41 yeşil ve soğuk,heryer.
* tüm zaman yolcuları,yolculukları yalan sevgilim.
Zaman kaçıyor yalnızca bizden; yakala yakalayabilirsen oyunu bu sadece...
Bu buçuk asırlık bitmez arayış;
bu yaşamak,bu çabalar,bu savaş;
sadece kalpten,en dürüstünden birkaç güzel his yakalama mücadelemiz yalnızca çocuk zamanlarda kovaladığımız bahar kelebekleri gibi;
tutamasak da çok mutluyuz...
ve bunu biliyoruz,farkındayız; asla itiraf etmesek de bunu kendimize...
Yaşamak bundan ibaret aslında...
İçten içe bunu daima biliyoruz,biliyorduk hep zaten...
İçimizdeki isyanlarımız bundan,buradan tutuştu yangın oldu hep zaten...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder