3 Mayıs 2025 Cumartesi

Hâinetu'l -ayn adı bu zamanın


Hâinetu'l -ayn adı bu zamanın.
Yazık.
Aslanlar yılda bir doğuyor da,
Hainler sinekler gibi her yerde...
Düş çadırları kuruluyor çocuklar için cehennemde,
Adı savaş yalnızlığımın...
Korktu yönünü şaşırdı mahlukat,
Zamanın saçları eserken yüzümüze mis kokusuyla yavaş yavaş,
Unutturuyor saklı hainler sanki tüm savaşları bizlere.
Hani çocuklar sadece cenneti görecekti ey Allahım,
Bu et ve kemik alemin hain ateşini kimler bu masumların yüzüne üfledi ?
Buna neden izin veriyorsun diye sormaz mı çocuklar sana peki...
Aslanlar doğabilsin diye mi şeytanlar büyütüyorsun ellerinde...
Yemi,ihanetler mi senin eşsiz nefesinden doğan bu altın yeleli kadim kartalların.
Kaybedilmiş kadim yeminlerin sığınağı cümlelerin...
Sözler,gözleri de yanına almış çokça zamandır yalanlar söyler,
Ve biz inanmış gibi yaparız bir çeşmenin yolunda,akan suyun sesinde,
ve senelerdir suskun nadas kadim yeminli içimizde.
Artık her yeri sinek gölümüzde,
Gün gelir bırakıp pirens olma masalını elinden,
Kılıcını çeker zamanı gelince kurbağalar bile sevgilim.
Hâinetu'l -ayn adı bu zamanın.
Yazık.
Aslanlar yılda bir doğuyor da,
Hainler,bu ulu mavi gökte doğup yağan kar taneleri gibi,heryerde...


08.41 zulmün karanlığına şafak söktü artık,
güneş doğuyor sevgilim...
şimdi tüm karanlıkların kaçma zamanı...
hain,sinsi ve hırsız tüm bakışlar sökülecek yüzlerinden paslı kör hançeri ile aziz tarihin,
ve gözleri dağlanacak tüm susanların...

Bir kedi ölmüş yatıyor kenarda

 
Bir kedi ölmüş yatıyor kenarda.
Yollarda bu zaman,metalden koşan filler ve atlar...
Üzerinde kimseyi görmeyen saçında rüzgar ah şu insanlar...
Yuvada kaç yavru bekliyor ağzı açık bağır çağır,
Bi öğlen,sapan ucundan bir taşa teslim olmuş anne kuşla,
Keyfine can alan hissiz aptallar...
Sen duymasan da dili var koca bir çığlıktan,
sessiz de baksa yüzüne belki bir dal,
belki eşsiz candan serpili tüm şu kadim ruhlar...
Bahar gelmiş gözlerine yine de iyi ki,
ve herşeye rağmen,
Yapraklarda tazecik çıtır çıtır sonsuz bir ziyafet,
ve dans ediyor rengarenk tırtıllar.
İşte bu kadar basit yaşamak,yaşamak ve yaşamak...
Bir kedi ölmüş yatıyor kenarda.
Güller dilekleri gömüyor bağrına,
dikenleri okşuyor bir mecnun bülbül,kadife yapraktan kınında...
Memlekete bahar düşmüş,
Yeni yıkanmış saçlarında mis gibi bi ırmağın kokusu,
deli bir güneş açmış güzel gülüşün,
Gözlerin yağmış da yağmış ve,
Yüzünde bir kır dolusu papatya büyümüş sevgilim.
Bir kedi ölmüş yatıyor kenarda.
Dört dua filizleniyor merhametli dut rengi huzurlu bir dudakta...


10.13 divane gönül,kabir azabı ve kadim merhum ruhlar makamı...

2 Mayıs 2025 Cuma

Yazarın serden geçmiş yüreği dövüyordu yine düşlerindeki tüm değirmenleri

 
Tütün sardı eski nasırlı yorgun elleri ile düşlerim.
Çıtırdadı kuru kırık yapraklar ve karanfilim.
Bir kitap yazdım rüyamda çocuk.
Merak etme sen,kimse alamaz başucuna mühürlerim.
Unutmam içine mutlaka bir şeyler yazıp karalarım,
Boş bırakmam ömürden birkaç saati bile...


11.51 yüzaltmışbeş bin kitap basılmış kafandan dedi bir derviş matbaadan.
Kaç sattı umrumda değil çocuk,
kaç kişi okumuş ve göğsüne sarıp yatmış o gece kitabımı 
Bana bunu söyle söyleyebilirsen dedim...

Yazarın serden geçmiş yüreği dövüyordu yine düşlerindeki tüm değirmenleri...

bir yaban kovanı

 
Bir ilham,bir peri var mı benim için inan bilmiyorum.ateistiyim william'ın inandıklarının.ama bazen bir melodi alıp tutuyor zorla yüreğimden,uçuruyor uçsuz bucaksız memleketlere beni.
gönlüm,bir yaban kovanı sanki benim,
ve kocaman arıları...
bir melodi taş atıyor kovanıma ve kaçıyor sonra deliler gibi...
Ve ben onu yakalayana dek yazıyorum görünmez kanatlarımı durmadan çırparak.
kıçımın kınında tek canım uyuyup bekliyor beni de,
ben yine ve hep kendimi vuruyorum...

Erdal güney, sarı ve rüzgar dinliyorum saatlerdir.


11.38 an.

ve tüm yalanlar terketti şehrimizi

 
Yüküm çoktu yürüdüm yine de.
Bir at bir eşşek bana yoldaştı,
Yüküm paylaştık,gardaştık.
Yer yer ben yoruldum,dinlendik.
Bir türkü söyledi eşşek bazı,çok güldük sonra da yarıştık.
Bir elmam vardı üleştik.
Bir yel esti ileriden de bazı gün,bir ağıtın kokusu düştü burnumuza,ağlaştık...
Demem o ki kendime bre hayvan,
Biz üç arkadaştık.
Ey wilhelm,haklıydın hep,
Eşşek öldü de,
At ile sarılıp bir ömür,susup ağlaştık...


11.08 

çayın dibi,ömrün son demi dudağımıza değdi sevgilim.
çok merhumu yıkadık gömdük seninle bilmeden belki.
Gözlerimiz kurudu,
dudaklarımız kavruldu dua ederken belki kış çiçeği beyaz bir ocakta...
Hiç üşümedik içimizdeki inançta...
bir ağaca sarılıp anlattık.
ağladık ağladık da,
yaprak yaprak sararıp da kaç güzü leyleklere emanet edip uğurladık...
bir ben kaldım,bir sen şimdilerde elde avuçta...
ve tüm yalanlar terketti şehrimizi...

İçimdeki tüm kışlar uyandı

 
Dal kırıldı düştü biz uyurken,
Kuşlar uyandı...
Candan serden geçmişiz zaten,
Gülüşümüzü yüzümüzden koparmak isteyen kim ?
Ağaç kurudu,çatırdadı gövdesi hayallerin,
Yapraklar kurudu döküldü de sevgilim,
Üryan rüzgarın öpüşlerinde tende tek umut misali,
Bebekten bir yaprak,yemyeşil hep taze filiz
bir sevdan kaldı,
Göç katar yollardan koşup doldurup,
Döke saça damla damla yılları,
Avuçlarımdan suladım seni...
Bir daha sevmekten vazgeçmişiz ilk andan zaten,
Ellerimizi,altından kelepçeler,zorla tutmak isteyen kim ?
Dal kırıldı düştü biz uyurken,
Kuşlar uyandı...
Can giymiş kuşlukta kefenini çoktan,
Tertemiz ak düşse özenli bir kabre ne,
kan revan kırmızı bir gök, bedenden yağıp düz toprağa düşse ne...
Duasız kaldı gömülüp verilmiş tüm tuzdan sözler,
Bastık sırf sen dedin diye kumlarını zamanın da,
Yara kaynadı da sızısı hiç çıkmadı içinden belki sırf bu yüzden.
Doktoru kör kaldı çiçeklerin,görmedi göremedi,sürgünleri acıyan dudaklardan cennete miras kaldı...
Sevdaya inandığını söyleyen tüm yalancılar,
Makası tuttu da elinde şifa diye diye,
Korktu kurudu dalında tüm o güzel güller...
Sustu tüm kuşlar,
Gölgeler çöktü aydınlık şafaklara da,
Bıraktı şiir okumayı,
sarp kayalardan doğup gelmiş kıtalar uçan, içimdeki o aslan bülbüller...
Kurudu güller önce içinde sonra dalında da,
Dal kırıldı düştü biz uyurken,
İçimdeki tüm kışlar uyandı...
Kağıttan kalemden vazgeçmişiz zaten,
Gözlerini gözlerimden koparıp uzaklara kaçıran kim ?

Dal kırıldı düştü biz uyurken,
Kuşlar uyandı...
Canan'ım günaydın dedi de,
Bana sanki bi tek,kutbun sonsuz karanlığı kaldı...


10.43 

doğuyor sürgünler yırtıp geçip yaralarımı.
Kanım lav oluyor da kaynayan damarımda,
Ne zaman bir nefes sen ile karşılaşsa gökte gözlerin ile kurtulup tenimden,
Kabuk tutuyor ateş,
Bir dağ bitiyor yürünebilecek içimde seninle.
Zehirden dumanlar tütüp şiirler yazıyor göğe...

1 Mayıs 2025 Perşembe

Bir yalan bıçaklıyor beni taa sırtımdan kalbime

 
Bir yalan bıçaklıyor beni taa sırtımdan kalbime.
Bir gelincik giymiş en güzel allardan elbisesini sanki güneşe.
Sevda,yusufun kuyusu,
düşmüşüm sonra sırtımda görünmez bir el ile.
Yapayalnızım,
Yankılanıyor nefeslerim,kalbim dahi duvarlarda.
Şiirler haykırıyorum,yaşlar çığırıyorum gözlerimden susuzluğuma,
Ama çıkmak için değil inan.
Çıkmak isteyen kim,
Aç susuz virane,
Gelmiş azrail umrumda mı...
Bir yalan bıçaklıyor beni taa sırtımdan kalbime.
Unutturuyor sevda her şeyi,bir savaşı bile belkide,
Bir güzel güneş ışığı selamlıyor beni arnavut kaldırımlardan yürüyüp bir sabah vakti günaydın diye...
Bardaklar boşaltıyor göğünden gülüşün yüzünden gönlümdeki kuyuya,
Ve ben uçarcasına yükseliyorum yüzünden yağan saf tertemiz su ile,
uçarcasına gökteki mavilere dek değmeye...
Adı kurtuluş taş zindanlardan,kuyulardan
aşkın belkide...



14.37 yusufun kırılan paslı prangasına,şiir yazıyordu günler karınca ressamlar gibi...
zaman geçiyordu,yalnızların hiç değişmeyen hem öksüz hem yetim eriyip akan saatleri gibi...