19 Mayıs 2026 Salı

Pencere hasretler,pencere vuslatlar vakti idi

 
Sen bi karahindiba çiçeği doğmuşsun,
saçılmışsın üflenen bir nefes misali rüzgarı ile sanki Tanrının;
Ben seni içime ekmişim,
Şehrin yağmurlarından sulamışım seni...
Bir mezarlık kenarına açmışız ilk çiçeğimizi seninle elele,göz göze.
Unutmuşum,
Sen bana bir şiir ile kürek çekmiş gelmiştin,
Ben sana şarkılar dinlemiştim...
Pencere hasretler,pencere vuslatlar vakti idi hergün bilmem kaçıncı katta,
Ve kaldırımlar,o yollar hiç bu kadar güzel görünmedi gözlerime bir daha...
Sen bi karahindiba çiçeği doğmuşsun,
saçılmışsın üflenen bir nefes misali rüzgarı ile sanki Tanrının;
Ben seni içime ekmişim,
İçtiğim suyumdan sulamışım seni...
Tavşanlara binmiş koşturmuşuz dört nala kaçıp bu şehirden dağlara...
Seni içime gömmüş büyütmüşüm,
Seni içime saklamış kendime miras bırakmışım kimsesiz o yarınlar için...
Beni sevmez,kimseyi sevmez o bakışları sözüm ona güzel insanların,
Kim tükürse yüzüme,kınında kılıcımın neden duruyoruz diye bağıran haykıran o göz yaşları...
Sen bi karahindiba çiçeği doğmuşsun,
saçılmışsın üflenen bir nefes misali rüzgarı ile sanki Tanrının;
Ben seni içime ekmişim,
Gözlerimin çiğ'inden sulamışım seni...
Yine de bir kez olsun,sorgulamamışım katilimi...


17.08 katilini bilen ve yine de susan çaresizliği kurutuyorum ilkokul defterimde...

Hiç yorum yok: