Tavşanlar,kaldırmış başlarını yalvarıyor kangurulara.
Kim kimin putu olmuş taşlaşıp ibrahim söyle.
Ateş yere düşmüş,is kokusu sinmiş külleşen kinime.
Sancaklar uçuşuyor kopup direğinden kükreyip göklere,kime ne...
Otuz gümüşe satmış toprağını,
ve yeşil bir halı sermiş altın prangalı ayaklarına bilmem ki neden,
Çimenler yanar mı siyah suyuyla kadim merhumların peki,duyulmayanı dinle.
Tavşanlar,kaldırmış başlarını yalvarıyor kangurulara.
Kim kimin putu olmuş taşlaşıp ibrahim söyle.
Dökülüyor yüzü çamura kaçıp saklananların,
Yüzünü örtüp günahı içenlerin...
Gözlerin kapanınca kaçabilir misin sandın gazabından,
Hangi devenin kuşu uçabilmiş düşünce Tanrı'nın fezasından...
Kafanı soktuğun cehennemler ısıtmaz üşüyen yalancı yüzünü; çıkar savaş görmemiş süslü hançerini yaldızlı kınından gayrı...
Ne olacaksa olsun artık.
Tavşanlar,kaldırmış başlarını yalvarıyor kangurulara.
Kim kimin putu olmuş taşlaşıp ibrahim söyle.
Kim kimden daha yükseğe sıçrayacak savaşlarında,
Kazanan olmaz bilesin ey çekirge...
Daima çayır kazanır.
Zırhını boyuyor bülbüller,hiç savaşmamış masal çocukları dallarda,
Şiirden tahta kılıçları dillerinde...
Gergedanlar uzanmış toprağa bekliyor muharebesini zamanın...
Tavşanlar,kaldırmış başlarını yalvarıyor kangurulara.
Kim kimin putu olmuş taşlaşıp ibrahim söyle.
Kırk kapı bin makam,anahtarsız yeminli kilitlerde.
Yağmur ertesi yüzümde bir salyangozlar kervanı,
Çoklar çam ormanı olmuş,azlar kıvılcımı güneşin,
Bir yangın yürüyor yüz yıldır içimde...
Yıldızlar şahidi alınmamış öcümün...
Ay parlayan ışıldayan kalkanı zifir gecelerde savaşlarımın...
Ne zaman kılıçlar çarpışsa yüreğimde çelikten demirden seslerde,
Yıldızlar ateş alıp düşüyor karanlık göklerinden...
Tavşanlar,kaldırmış başlarını yalvarıyor kangurulara.
Kim kimin putu olmuş taşlaşıp ibrahim söyle.
Çoğu tutsak;
Ben özgür,şükür,düşüp de öldüm...
* özledim sevgilim...
12.33 alarmı ertelenmiş unutulmuş uyuyakalmış yeminler kurutuyorum sayfalar arasında.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder