27 Temmuz 2026 Pazartesi

Yanılmışsın albert

 
Bugünden geriye akıyor zamanın kumları,
Yanılmışsın albert.
Zaman,ne düz bir çizgi ne de bir spiral durmadan dönen.
Zaman,nefes alıyor tıpkı bizim gibi sevgilim,
Yaşıyor bizimle;
Seviyor,gülüyor,korkuyor hepimiz gibi...
Kırılıp küsüyor sırtını dönüyor hatta bazı.
Işıldayan ışıklı taşlar satıyor kuyumcular,bilmem ki neden...?
Güneşli bir sabahın denizine baksan oysa,daha güzel ve inan bu herşeye değer...
Bugünden geriye akıyor zamanın kumları,
Yanılmışsın albert.
Birileri yazmış,çizmiş diyorlar bizim yaşadıklarımızı;
Bir çocuğun oyun odasında,hayallerinden defterine yazıp çizdikleri imişiz biz belkide...
Kimbilir.
Her şey mümkündür,sevgilim.
Mucizelere inanıyorum...
Nuhun gemisi ruhumun hangi dağına tırmandı ve kurtardı beşer'i,
Dinozorları yiyen yutan göklerin taşları hangi yağmuru sürdü yüzümüze,
Hangi kıyamet öğretebildi bize güzel ölmeyi yada doğru yaşamayı,
İnandığım doğrular,tüm güzel yanlışlarımı yedi içimde sevgilim...
Bugünden geriye akıyor zamanın kumları,
Yanılmışsın albert.
Sırtımı döndüm güneşine.
Bağbozum,
Üzümler tiyatrosu,koruk düşler sahnesi.
Kornalardan çok ama çok uzak yerler,diyarlar...
Kimsesiz,kalabalık ve yapayalnız hisler ve mezarlar...
Zor iş,kolay değil,inan.
Tebrik ederim seni.
Bugünden geriye akıyor zamanın kumları,
Yanılmışsın albert.
Pazarlanmış yalanlar,tüm o parlak ışıklar ile örtülmüş yalancılar ve soytarılar...
Çalıntı taçlar uymaz o soytarı baş'lara,
Mandallasan da,tokalasan da,yapıştırsan da,durmaz,
Tutmaz gerçek bir kralın adımlarını,nefeslerini ve bakışlarını,yerini hiç bir neden,hiçbir piç altın,hiç bir tunç;
Bağıra bağıra okusan da,nafile,ah o ezberlenmiş şiirler,
Tutmaz elini kimsenin bu kazdığınız uçurumlara bile kadar.
Bugünden geriye akıyor zamanın kumları,
Yanılmışsın albert.
Tarih ? Tekerrür ?
Yada aynı sevdaya demir atmış ruhumuzun kadırgası,
Gözlerimizin yarı yıkık savunmadaki o kadim kalesi...
Kim kimi kesse kazanır yada kaybeder yarını,
Bilinmez,
Kadere zar atılmaz yada sakızı çiğnenmez merak edilen yarınların sevgilim...
Tanrı bir şair bence;
Yoksa bu kadar güzel yazamazdı hiç bir ölümlü düş seni...
Hangi "milyonlarca yıl" alır kırbaçlar ki beni şimdi,
Uğruna layık olabilmek için,diz çöksem,yalvarsam,
eğer büker mi yüzümü ve kemiklerimi söyle elinde fırçası ile şu yıllar...
Ne istersin sevgilim,lütfen anlat bana,
fısılda kulağıma,Tanrım mutlaka duyar...
Sırtıma dev beyaz kanatlar mı takayım senin için,
Bir fil kadar büyük ve güçlü mü olayım yoksa,
Karlara mı uzanayım hiç üşümeden seni sarabilmek için ve yahut,pamuktan kutbun ayısı mı olup uyanayım sabahımıza,söyle lütfen...
Arısı mı olayım bin yıllık balının,
Yoksa bir hücre mi olayım,
dudağında kalan bir damla suyunu deniz edip yoluna mı çıkayım kaderde sevda seferimin.
Bugünden geriye akıyor zamanın kumları,
Yanılmışsın albert.
Yarın,hiç yok aslında...
Herşey bugün ve kutsal dünlerden ibaret.



12.29 fin.

Hiç yorum yok: