Ben ağaçlardan meyve toplayamam biliyor musun,
Kıyamam;
Seçemem şu iyi,bu ondan daha iyi,
bu daha olmamış,bırakıyorum diyemem mesela.
Gider koparmadan dalında ısırır yerim elmayı,limonu.
Bırakırım bazen dalında eksik,
bir kez ısırdığım altını,gümüşü sonra...
Sen kuşlar sanırsın,belki bir diğer masum,beşer-i mahlukat'tan...
Suçlama kuşları sevgilim,suçlama masumu ve o gariban çocuk dünleri...
Hepsi benim eksiğin,gediğin; içindeki kiyafetsiz tüm o üryan üşümelerin...
Hepsi benim tuzla yıkanmış göz yaşlarımızın...
Ben ağaçlardan meyve toplayamam biliyor musun,
Kıyamam;
Yaşıyorlar ağaçlar da tıpkı bizler gibi sevgilim,
Kızıyorlar bazı duyuyorum,çocuk fidanlara "yaramazlık yapmayın" diye rüzgardan elleri ile,dal ile sevda ile...
Duyuyorum seslerini,fısıltılarını.
Fidanlar uyuduktan sonra,onların başlarını ince ince okşayışlarını,duyuyorum...
Ben ağaçlardan meyve toplayamam biliyor musun,
Kıyamam;
Tutamam ellerini senin,dokunamam yüzüne ellerim titremeden ve mesela sonra;
Kıyamam...
Bırak arsız saatler kursun alarmını sabahına sevgilim,
Biz seninle öğlenine dek uyuyalım yazın temmuzun...
Korkma,şiirden çalmaz haramiler bile.
Hem kimbilir yine karşılaşırız belki bir rüyada yine yeniden seninle,
Ölsem de gam yemem bin kez dahi yoksan eğer tüm şu misal aleminde,
Onsekiz bin alem dem'iyim,
Gocunmam,soğutup bekletip ve es kaza bir yudum içmesen bile...
10.22 beklenilmez saatleri bekleyen,bir otobüs durakları bekçisi yüreğim...
ve işini yapmıyor hiç bir kuzgun artık sevgilim,söyle çürüyen düşlerimizi kim yiyip taşıyacak bir bir şimdi o kutsal alemlere...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder