18 Temmuz 2026 Cumartesi

the last seat on the bus

 
the last seat on the bus.
Ardına bakmak istemeyen korkak anılarımız avuçlarımızda çocuk.
Elimde dün akşamdan kalma,hepsi dem kocaman bir bardak çaydan bir deniz var;
Yüz yüz bitmez keder içinde yüzen zevkler ve yenmez zoraki balıklar.
Mavi mutluluklar denizi,
İçinde kahkahaların ışıldar ara ara güneşin elleri ne zaman değse ıslak saçlarına,
Küçük gümüş balıkları gibi denizin...
Uzansa da güneş parmaklarından senin göğüne,
her kelimeni beğenip dokunmak istese usulca o güzel dudaklarına;
Kıskanırım;
İzin vermem,
Kırarım elini o güneşlerin o zaman,
ve yahut diğer soysuz tüm yıldızlarını,
tepemdeki yalnızca o zaman sözde soylu bu fezanın...
O soysuz güneşe ateş etmem asla tabiki,
Bilirim ulaşmaz hiç bir küçük güçsüz mermi onun göğsüne,
Kılıcımı alır elime tırmanırım geceyi sabahına dek,
Kalbine saplamak için içimdeki sevda davasından sızan kinimi...
Kan,ter,gözyaşı gecenin her kum tanesi,
Yakalarım yakasından şafağı doğmadan o ataşlardan büyüğüm diyen kibirden güneşi inan son defa.
Kaçar doğudan koşa koşa batısına dört nala tek defa...
the last seat on the bus.
Ardına bakmak istemeyen,kendinden korkan kalbimizdeki şu sessiz cesaret,
Susadım; bir tas soğuk su uzatabilir misin bana sevgilim,
Şanlı tüm ölülerinin hayrına...
Tozlu çamur pencereler diyarında,
Kahramanlar pencere yıkar bu sıcakta sevgilim...
Islanır yüzünde,içinde bu bahane ile ve tüm yangınlar...
the last seat on the bus.
Tek bilet sevdalar,
Ne zaman ayrılık zamanını haber verse guguğun kuşu yada göklerde güneş...
Ayağını sürüyen,ayrılmak istemeyen şiirler yaprak büker,sahibine küser...
Sana yuva sıcağı kucak açar o anlarda sonra,
Bana,
the last seat on the bus.


10.58 cırcır böceği ve bülbüllerin dünya savaşında,uğur böcekleri ölmez sevgilim...

Hiç yorum yok: