Hiç rüzgarlı bir günde kan kaybettin mi sevgilim,
Göğe taşırken seni düşmanların yarı ölü bedeninden,
Kanlar sızdımı teninden ılık ılık terkedip,uçuşup belli belirsiz yerlere savruldu mu rüzgara kapılan karahindiba tohumları gibi ve o kıyamet kızılı kanın...
Ey güzel kadın;
Ey doğrulama yanlılığım,
Frekans illüzyonum,
Baader-meinhof'um,
Ey asırda bir görülebilen cennet rüyamın ezberbozan tekrarı,
Göğe yükselen spiralim,göklere kazılmış tekâmül kuyum,
Yaşadığım kabrim,keyf-i kederim,çilehanem...
Yusufuyum düşünün...
Hiç rüzgarlı bir günde kan kaybettin mi sevgilim,
Göğe taşırken seni düşmanların yarı ölü bedeninden,
Kanlar sızdımı teninden ılık ılık terkedip,uçuşup belli belirsiz yerlere savruldu mu rüzgara kapılan karahindiba tohumları gibi ve o kıyamet kızılı kanın...
Ey Aşk'ın Rabb'i,
Ey kıyametin taşıyıcısı,
Ey bilmenin efendisi,
Hücremden al sök beni kırık bir tırnak gibi,
al sevdiğimin ruhunu nazikçe bir nar çiceğini öper koklar gibi,
Dök aşk'ın ışıl ışıl topraktan sürahisine nefesin ile bizi...
Amin.
08.55 ağlama duvarlarına tırmanan bir salyongozum yağmursuz çöllerden koşup gelen,kurak ruhlar atlası bir dünya,
peki yağmuru yoksa bu kadar nasıl ıslandı bu göğünde sana sürünebildiğim duvarlar ey Hüda lütfen söyler misin...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder